🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Osmanlı’nın Kudüs’teki Eserleri: Kanûnî’nin Surları ve Sebilleri

Medine, Kudüs ve Diğer Kutsal MescitlerGüncelleme: 27 Haziran 20269 dk okuma

Osmanlı sultanlarının Kudüs'te yaptırdığı surlar, kapılar, sebiller, Kubbetü's-Sahra çinileri, Hasekî Sultan İmareti ve Harem-i Şerif'teki onarımlar.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Osmanlı Hâkimiyetinin Başlangıcı
  • Kanûnî'nin Surları
  • Sebiller ve Çeşmeler

Osmanlı Devleti 1517’den 1917’ye kadar Kudüs’e hükmetmiş ve şehirde surlar, kapılar, sebiller, imaretler ve Harem-i Şerif’te onarımlar yaptırmıştır. Kanûnî Sultan Süleyman’ın 16. yüzyılda yaptırdığı sur ve sebiller, bugün de şehrin en çok bilinen Osmanlı eserleri arasındadır.

Osmanlı Hâkimiyetinin Başlangıcı

Yavuz Sultan Selim, Mercidabık ve Ridaniye zaferlerinin ardından 1516-1517’de Suriye ve Mısır ile birlikte Kudüs’ü de Osmanlı topraklarına katmıştır. Kudüs, Şam eyaletine bağlı bir sancak olarak yönetilmiş, şehre ayrı bir değer verilmiş ve Haremeyn hizmetine paralel olarak Harem-i Şerif’in korunması vakıflarla desteklenmiştir. Şehrin vergi ve gelir kayıtları Osmanlı tahrir defterlerinde ayrıntılı olarak tutulmuş; bu defterler 16. yüzyıl Kudüs’ünün nüfus ve vakıf yapısını anlamak için temel kaynaklardandır.

Kanûnî’nin Surları

Kudüs’ün bugünkü surları, Kanûnî Sultan Süleyman döneminde yaklaşık 1537-1541 yılları arasında yaptırılmıştır. Surların uzunluğu yaklaşık dört kilometredir ve etrafında yedi açık kapı bulunur: Yafa Kapısı, Şam Kapısı, Aslanlı Kapı (İstefanos), Herod Kapısı, Mağribîler (Bâbü’l-Mağâribe), Siyon Kapısı ve Yeni Kapı. Altın Kapı (Bâbü’r-Rahme) ise kapalıdır. Halk arasında surların yapımına dair rüyada aslanlar görme hikâyesi anlatılır; bu hikâye bir efsane olarak aktarılır ve Aslanlı Kapı’nın adıyla ilişkilendirilir. Surların inşası, şehrin güvenliğini artırmanın yanında Osmanlı’nın şehre verdiği önemi de simgeler.

Sebiller ve Çeşmeler

Osmanlı döneminde Kudüs’e su getirme ve şehir içinde dağıtma konusuna özen gösterilmiştir. Kanûnî’nin emriyle şehir içinde ve Harem-i Şerif çevresinde birçok sebil yapılmıştır. Bunlardan biri, Harem’e giden yolda yer alan Bâbü’l-Silsile yakınındaki Sebilü Süleyman’dır. Ayrıca Süleyman’ın yaptırdığı sebiller, surların kapıları yakınında ve Harem’in çevresinde su ihtiyacını karşılamıştır. Bu sebillerin birçoğu bugün hâlâ görülebilir ve geniş çaplı onarımlara konu olmuştur. Havuz ve çeşmeler halkın temel ihtiyaçlarına cevap veren vakıf eserleridir.

Kubbetü’s-Sahra Çinileri

Kubbetü’s-Sahra’nın dış cephesi, Kanûnî döneminde (yaklaşık 1545-1552) çinilerle kaplanmıştır. Bu çiniler, İznik ve Kütahya atölyelerinin üslubunu yansıtır ve mavi, turkuaz ve beyaz renklerle işlenmiştir. Kaplama işlemi sırasında önceki dönemlerden kalan eski mozaikler yer yer değiştirilmiş; bu da kubbenin bugünkü görünümünü belirleyen önemli adımlardan biri olmuştur. Çini kaplamalar, daha sonraki yüzyıllarda defalarca onarılmıştır.

Hasekî Sultan İmareti

Kanûnî’nin eşi Hürrem Sultan (Hasekî Sultan), 1550’li yıllarda Kudüs’te bir imaret yaptırmıştır. Bu imaret, aşevi, cami, misafirhane ve medreseden oluşan bir külliyeydi ve yoksullara, öğrencilere ve ziyaretçilere yemek veriyordu. Hasekî Sultan İmareti, Osmanlı’nın hayır kurumları arasında en bilinenlerinden biridir ve Kudüs’te uzun süre hizmet vermiştir. Bu tip vakıflar, Osmanlı toplumunda sosyal dayanışmanın temelini oluşturmuştur.

Harem-i Şerif’teki Onarımlar

Osmanlı sultanları Harem-i Şerif’te sürekli bakım ve onarım yaptırmıştır. Kıble Camii’nin kurşun örtüleri yenilenmiş, mescit içinde minber ve mihrapların bakımı yapılmıştır. 19. yüzyılda Sultan Abdülmecid ve Abdülaziz dönemlerinde Kubbetü’s-Sahra’da önemli onarımlar gerçekleştirilmiştir. II. Abdülhamid döneminde ise Kudüs’te saat kulesi gibi yapılar eklenmiş, şehrin modernleştirilmesine dair çalışmalar yürütülmüştür. Osmanlı hükümdarları, Harem-i Şerif’in bakımını hem dinî sorumluluk hem de siyasi saygınlık meselesi olarak görmüştür.

  • Surlar ve kapılar: Şehri çevreleyen Kanûnî dönemi yapıları.
  • Sebiller: Halkın su ihtiyacını karşılayan çeşmeler.
  • İmaretler ve medreseler: Sosyal yardım ve eğitim kurumları.
  • Harem onarımları: Kubbetü’s-Sahra çinileri, Mescid-i Aksâ bakımı.

Osmanlı Mirasının Değerlendirilmesi

Osmanlı dönemi, Kudüs’te farklı dinî toplulukların bir arada yaşadığı ve her topluluğun ibadet yerlerinin korunduğu bir dönem olarak anılır. Şehirdeki Müslüman, Hıristiyan ve Yahudi cemaatler için ayrı hukuki düzenlemeler yapılmıştır. Kudüs Şer’iyye sicilleri, bu dönemin toplumsal yapısını gösteren değerli belgelerdir. Bu yazı, Osmanlı’nın şehirdeki imar faaliyetlerine dinî ve tarihî bir çerçevede bakmayı amaçlar.

Daha geniş bağlam için Kudüs ve Harem-i Şerif, Burak Duvarı, Halîlürrahman Camii, Mescid-i Kıbleteyn ve Cin Mescidi yazıları ilgili okumalardır.

Kudüs’ün Osmanlı Yönetimindeki Günlük Hayatı

Osmanlı Kudüs’ünde şehir; Müslüman, Hıristiyan ve Yahudi mahallelerine ayrılmıştı. Şehrin temel gelir kaynakları hacı ve ziyaretçi akışı, vakıf gelirleri, el sanatları ve zeytinyağı sabunu üretimiydi. Medreseler, zaviyeler ve tekkeler şehrin ilim hayatını canlı tutuyordu. Nakşibendî, Halvetî, Kâdirî ve Mevlevî tarikatlarının tekkeleri Kudüs’te hizmet vermiş; Harem-i Şerif çevresinde medreseler öğrencilere ev sahipliği yapmıştır. Mevlevî tekkesinin bulunduğu bölgenin bugün hâlâ tarihî bir hatıra olarak anıldığı bilinir.

Kudüs kadıları, şer’iyye mahkemelerinde evlilik, miras, vakıf ve ticaret davalarına bakmış; bu mahkeme sicilleri bugün birçok akademik çalışmanın temelidir. Hıristiyan ve Yahudi cemaatler de kendi iç işlerinde belirli bir özerkliğe sahipti. Kutsal mekânların korunması için çıkarılan fermanlar, Osmanlı’nın farklı toplulukların haklarını güvence altına alma çabasını gösterir.

19. yüzyılda Tanzimat reformlarıyla birlikte Kudüs’ün yönetimi merkezî devlete bağlanmış, belediye teşkilatı kurulmuş, hastane ve okullar açılmıştır. Hicaz Demiryolu’nun bir kolu olan Yafa-Kudüs hattı 1892’de açılmış, böylece şehre ulaşım kolaylaşmış ve hacı sayısı artmıştır. Kudüs bu dönemde mutasarrıflık statüsüne yükseltilmiş ve doğrudan İstanbul’a bağlanmıştır.

Q: Kudüs surlarını kim yaptırdı? ## Kanûnî Sultan Süleyman, yaklaşık 1537-1541 yılları arasında yaptırmıştır.
Q: Osmanlı Kudüs’te hangi eserleri yaptırdı? ## Sur ve kapılar, sebiller, imaretler, Kubbetü’s-Sahra çinileri ve Harem-i Şerif’teki onarımlar başlıcalarıdır.
Q: Hasekî Sultan İmareti nedir? ## Hürrem Sultan tarafından Kudüs’te yaptırılan, yoksullara ve ziyaretçilere yemek veren vakıf külliyesidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Kudüs" maddesi; Mücîrüddîn el-Uleymî, el-Üns el-celîl; Amnon Cohen ve Bernard Lewis, Population and Revenue in the Towns of Palestine in the Sixteenth Century; Ömer Lütfi Barkan, İmaret Sistemi Üzerine Araştırmalar

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Kudüs" maddesi
  2. Mücîrüddîn el-Uleymî, el-Üns el-celîl
  3. Amnon Cohen ve Bernard Lewis, Population and Revenue in the Towns of Palestine in the Sixteenth Century
  4. Ömer Lütfi Barkan, İmaret Sistemi Üzerine Araştırmalar

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.