Târık b. Ziyâd ve Endülüs’ün Fethi: Cebelitarık’tan Toledo’ya
Târık b. Ziyâd komutasında 711'de başlayan Endülüs fethi: Vadi Berbât savaşı, Mûsâ b. Nusayr'ın katılımı, gemileri yakma rivayeti ve fethin sonuçları.
- Fethin Arka Planı
- Târık b. Ziyâd Kimdir?
- 711 Çıkarması ve Cebelitarık
Târık b. Ziyâd, Kuzey Afrika valisi Mûsâ b. Nusayr’ın komutanı olarak 711’de İspanya’ya geçen Müslüman ordunun başındaki isimdir. Vizigot Kralı Rodrigo’yu yenmesiyle Endülüs’ün fethi başladı. Cebelitarık adı onun adından gelir. Gemileri yakma rivayeti ise sonraki kaynaklarda yer alır ve tarihî doğruluğu tartışmalıdır.
Fethin Arka Planı
Bu fethi anlamak için 7. yüzyılın sonlarındaki gelişmelere bakmak gerekir. Müslüman orduları Mısır’dan batıya ilerleyerek Kuzey Afrika’yı (İfrîkıye ve Mağrib) fethetti. 7. yüzyılın sonlarında Bizans’a ve yerel Berberî direnişe karşı mücadele devam etti; 8. yüzyılın başında Mûsâ b. Nusayr bölgenin valisi olarak Berberîlerin büyük kısmını yönetime ve İslam’a kazandırdı. Aynı dönemde İber Yarımadası’nda Vizigot Krallığı iç çekişmelerle zayıflamıştı. Kral Witiza’nın ölümünden sonra tahta Rodrigo (Arapça kaynaklarda Lüdrik) çıkmış, rakip grupların desteklediği başka adaylar bulunmuştu.
Târık b. Ziyâd Kimdir?
Târık b. Ziyâd’ın kökeni hakkında kaynaklarda farklı bilgiler vardır; çoğu rivayete göre Berberî asıllıdır ve Mûsâ b. Nusayr’ın azatlısı (mevlâ) konumundadır. Tanca bölgesinin valisi olarak görevlendirilmişti. Aynı rivayet zincirinde Septe (Ceuta) valisi Kont Julian’ın (Arapça kaynaklarda Yülyân) Vizigot krala kızarak Müslümanlara geçiş konusunda yardım ettiği belirtilir. Bu anlatım, birçok tarihî kaynakta yer alır, ancak Julian’ın rolü ve motivasyonu modern araştırmacılar tarafından tartışılmaktadır.
711 Çıkarması ve Cebelitarık
Mûsâ’nın izniyle Târık, 711 yılının baharında (Receb 92/Nisan-Mayıs 711 civarı) yaklaşık yedi bin kişilik bir kuvvetle Cebel-i Târık (bugünkü Cebelitarık) olarak anılacak kayalığa çıktı. Dağın adı bu şekilde onun adıyla anılır oldu. Kaynaklarda Târık’ın Vizigot ordusuyla başa çıkmak için takviye istediği ve Mûsâ’nın beş bin kişi daha gönderdiği aktarılır. Bu rakamlar tarihî kaynaklarda farklılık gösterir ve yaklaşık değerlerdir.
Vadi Berbât (Guadalete) Muharebesi
Temmuz 711’de (Ramazan 92) Târık’ın ordusu, Rodrigo komutasındaki çok daha kalabalık Vizigot ordusuyla bugünkü Cadiz yakınlarında karşılaştı. Muharebe birkaç gün sürdü ve Müslümanların zaferiyle bitti. Rodrigo’nun savaşta öldüğü veya kaçtığı rivayet edilir; cesedinin bulunamadığı da aktarılır. Vizigot soylularının aralarındaki rekabet ve bazı grupların savaş sırasında Rodrigo’ya karşı tavır alması, zaferi kolaylaştıran faktörler olarak yorumlanır. Zaferin ardından Târık, Écija, Kurtuba ve Toledo yönünde ilerledi. Toledo, Vizigotların başkenti olarak 711-712 civarında alındı.
Gemileri Yakma Rivayeti
Târık’ın, askerlerine geri dönüş yolunu keserek “Denizi arkanızda, düşmanı önünüzde” diye hitap edip gemileri yaktığı rivayeti meşhurdur. Bu kıssa çok anlatılmış olmakla birlikte erken dönem Arapça kaynaklarda (örneğin İbn Abdülhakem, Belâzurî) yer almaz; daha sonraki kaynaklarda (örneğin el-Makkarî’nin Nefhu’t-tîb eserinde) görülür. Gemilerin zaten Septe valisinden alındığı veya Mûsâ’ya ait olduğu, yakılmasının mantıklı olmayacağı gibi itirazlar vardır. Bu nedenle olay, tarihî kesin bilgiden çok kahramanlık anlatısı olarak değerlendirilir. Cesaret ve kararlılık temasıyla Türkçe ve Arapça kültürde yaygın bir semboldür.
Mûsâ b. Nusayr’ın Katılımı
Târık’ın başarısı üzerine Mûsâ b. Nusayr 712 yazında yaklaşık on sekiz bin kişilik bir kuvvetle İspanya’ya geçti. Sevilla, Merida gibi şehirleri aldı; Toledo’da Târık’la buluştu. Kaynaklarda Mûsâ’nın Târık’a, kendi emri beklenmeden ilerlediği için kızdığı ve onu azarladığı anlatılır; ancak bu rivayetler farklıdır. İkisi birlikte kuzeye doğru ilerledi: Zaragoza, Leon ve Galiçya yönünde. Mûsâ ve Târık’ın Emevî halifesi I. Velîd tarafından Şam’a çağrılması (714) bu ilerleyişi kesti. Her ikisinin Şam’daki akıbeti kaynaklarda farklı aktarılır; Târık’ın sonraki hayatı hakkında kesin bilgi yoktur.
Fethin Sonuçları
Fetih sonucu İber Yarımadası’nın çoğu birkaç yıl içinde Müslüman yönetime geçti. Yerel Hristiyan ve Yahudi topluluklarla çoğunlukla antlaşmalar yapıldı: can, mal ve ibadet serbestliği karşılığında cizye vergisi alındı. Yerel halkın bir kısmı zamanla İslam’ı kabul etti. Endülüs, önce Emevî halifeliğine bağlı bir vali tarafından yönetildi; 756’dan sonra bağımsız Emevî emirliği kuruldu (Endülüs Emevîleri). Fethin ardından bir yüzyıl boyunca Müslümanlar Pireneler’i aşarak Fransa’ya seferler düzenledi; 732’deki Tours (Puvatya) savaşı bu ilerlemenin sınırını işaretlemiştir.
Târık’ın Mirası
Târık b. Ziyâd, Türkiye ve Arap dünyasında cesaretin sembolü olarak anılır. Cebelitarık Boğazı ve kayalığı bugün hâlâ onun adıyla ilişkilendirilir. Fetih sonrası kurulan Müslüman toplumun kültürü, Kurtuba Ulu Camii ve Elhamra Sarayı gibi eserlerde görünür. İnsanlık tarihine yön veren bu geçişin her ayrıntısı kesin değildir; rivayetler arasında tutarsızlıklar vardır ve araştırmacılar bu nedenle temkinli ifadeler kullanır.
Fethin Tarihî Kaynakları ve Yorum Farkları
Fetih hakkındaki bilgiler büyük ölçüde sonradan yazılmış Arapça kaynaklara dayanır: İbn Abdülhakem (9. yüzyıl), Belâzurî, İbn Hayyân ve çok daha sonra el-Makkarî. Latince kaynaklar arasında 754 tarihli Mozarab Vakayinamesi önemli bir çağdaş kayıttır. Bu kaynaklar birçok noktada farklı aktarımlar yapar: Târık’ın ordusunun büyüklüğü, savaşın tarihi, Julian’ın rolü ve Rodrigo’nun akıbeti gibi konularda ortak bir tablo yoktur. Modern tarihçiler bu nedenle olayları “rivayete göre” ve “yaklaşık” ifadelerle anlatır. Fethin hızını açıklamak için Vizigot toplumundaki sosyal gerilimleri ve ordu içi bölünmeleri de dikkate alırlar.
Fethin Ardından Yönetim
Fethedilen topraklarda yerleşim ve yönetim düzenlenirken Endülüs, İfrîkıye valiliğine bağlı bir vilayet olarak yönetildi. Ardı ardına gelen valiler dönemi (714-756) boyunca bölgede Arap-Berberî gerilimleri yaşandı; Berberî askerler Arap yöneticilere karşı bazen isyan etti. Bu gerilimler, Abdurrahman ed-Dâhil’in gelişine zemin hazırlayan ortamın bir parçasıdır (Endülüs Emevîleri). Fethin ardından Pireneler aşılıp Fransa’ya yapılan seferler 732 civarında Tours-Poitiers yakınlarında durmuştur. Aynı yıllarda Doğu’da farklı devletlerin yükselişi ise başka bir dünya siyaseti tablosu çizer; örneğin Tuğrul Bey ile başlayan Selçuklu hikâyesi üç yüzyıl sonrasına aittir.
Okuma Önerisi
Fetih tarihi için TDV İslâm Ansiklopedisi’nin “Târık b. Ziyâd” ve “Endülüs” maddeleri, Arapça kaynaklardan İbn Abdülhakem’in Fütûhu Mısr ve’l-Mağrib’i ve el-Makkarî’nin Nefhu’t-tîb’i, Latince kaynak olarak 754 Mozarab Vakayinamesi incelenebilir. Bu kaynaklar arasındaki farklar, olayların kesin kronolojisini belirlemeyi zorlaştırdığı için temkinli ifadeler kullanılmalıdır. Fethin sosyal sonuçları için Hugh Kennedy ve Roger Collins’in çalışmaları da yararlıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Târık b. Ziyâd İspanya’ya ne zaman geçti?
711 yılında, Mûsâ b. Nusayr’ın emriyle yaklaşık yedi bin kişilik bir kuvvetle Cebelitarık’a çıktı.
Gemileri yakma olayı gerçek midir?
Erken dönem kaynaklarda yer almaz; sonraki kaynaklarda geçen ve tarihî doğruluğu tartışılan bir kahramanlık anlatısıdır.
Cebelitarık adının anlamı nedir?
“Cebel-i Târık”, yani Târık’ın Dağı demektir.
Mûsâ b. Nusayr ile Târık neden Şam’a çağrıldı?
Emevî halifesi I. Velîd, fetih hareketini ve iki komutanı hesaba çekmek veya fethi bildirmek için onları Şam’a çağırdı (714). Ayrıntılar kaynaklarda farklıdır.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Târık b. Ziyâd" ve "Endülüs" md.; İbn Abdülhakem, Fütûhu Mısr ve'l-Mağrib; Belâzurî, Fütûhu'l-büldân; el-Makkarî, Nefhu't-tîb
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Târık b. Ziyâd" ve "Endülüs" md.
- İbn Abdülhakem, Fütûhu Mısr ve'l-Mağrib
- Belâzurî, Fütûhu'l-büldân
- el-Makkarî, Nefhu't-tîb
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.