🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

“Zarar Vermek ve Zarara Zararla Karşılık Vermek Yoktur” Hadisi

Fıkıh ve Günlük HayatGüncelleme: 19 Eylül 20267 dk okuma

La darar ve la dırâr hadisinin anlamı, rivayet değeri, fıkıh kaidelerine dönüşümü ve komşuluk, ticaret ve çevre konularındaki uygulaması.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Rivayet ve değeri
  • Darar ve dırâr arasındaki fark
  • Fıkıh kaidelerine etkisi

“Zarar vermek de yoktur, zarara zararla karşılık vermek de yoktur” (lâ darar ve lâ dırâr) hadisi, İslam hukukunda en temel genel kaidelerden birinin kaynağıdır. Hadis, hem başkasına haksız yere zarar vermeyi hem de bir zarara aynı şekilde karşılık vermeyi yasaklar.

Rivayet ve değeri

Hadis İbn Mâce’de Ubâde b. Sâmit ve İbn Abbas’tan, Muvatta’da ise Amr b. Yahya yoluyla mürsel olarak gelir. Dârekutnî ve Beyhakî de farklı tariklerle nakleder. Rivayet yolları tek tek zayıf bulunsa da, bir araya geldiklerinde hadise destek oluşturduğundan Nevevî onu Kırk Hadis’ine alırken hasen olarak değerlendirmiştir. İbn Receb de bu hadisin ümmet tarafından kabul gördüğünü ve fıkıh usulünün temel dayanağı olduğunu belirtir. Hadis, mezhepler arasında hukuk kaideleri çıkarımında ortak kaynak olmuştur.

Darar ve dırâr arasındaki fark

Âlimler iki kelime arasında şu farkı yapar: Darar, kişinin başkasına haksızlıkla zarar vermesidir; dırâr ise zarar gören kişinin, hakkını almak yerine aynı şekilde karşılık vermesi veya zarar verme amacıyla haksız yere başkasına ceza vermesidir. Bir yoruma göre ilki başlangıçtaki zarar, ikincisi ise karşılıklı zarar vermeyi ifade eder. Her iki yorum da zararın bir zincire dönüşmesini engellemeyi hedefler. Hukuki bir hak arama yolu açıktır; ancak bu hak, zulme dönüşmemelidir.

Fıkıh kaidelerine etkisi

Hadisten çıkarılan kaideler, Mecelle’de “zarar izale olunur”, “zarar zararla izale olunmaz”, “ağır zarar, daha hafif zararla giderilir” ve “zarar-ı hass, zarar-ı âmmı def için tahammül olunur” gibi maddelerle ifade edilmiştir. Bu kaideler, hukukta orantılılık ve kamu yararı ilkelerini ortaya koyar. Fakihler, hakkın kullanımında kötüye kullanma yasağı gibi pek çok hükmü de bu kaideye dayandırmıştır.

Komşuluk ve ticarette uygulama

Komşuya zarar vermek yasaktır: Gürültü, koku, ışık ve havayı engelleme, su akıtma gibi davranışlar bu kapsamdadır. Konu komşu hakkı yazısında ayrıntılı ele alınır. Ticarette aldatma, tağşiş, karaborsa ve haksız rekabet de başkalarına zarar verdiği için bu hadisle yasaklanmıştır. Ticaret ahlakı yazısı bu alandaki ilkeleri tamamlar. Başkasının malını telef etmek veya hakkını gasp etmek de kul hakkı kapsamında değerlendirilir.

Çevre ve canlılar

Hadisin kapsamı yalnızca insanlarla sınırlı olmayıp, canlılara ve çevreye zarar vermeyi de içerir. Hayvanlara eziyet etmek, suyu kirletmek, ağaçları gereksiz yere kesmek bu çerçevede değerlendirilir. Hayvan hakları konusu için İslam’da hayvan hakları yazısına bakılabilir. Günümüzde çevre kirliliği ve kaynak israfı gibi sorunlar da bu kaide çerçevesinde ele alınmaktadır.

Haksızlığa karşı hak arama

Hadis, zulme boyun eğmeyi öğütlemez. Zarar gören kişinin yargı yoluyla veya meşru biçimde hakkını araması caizdir. Kuran’da misilleme, haddi aşmama şartıyla meşru kılınmış; af ise daha erdemli görülmüştür. Önemli olan, kinle ve intikam duygusuyla hareket etmeden adalet ölçüsünü korumaktır. Böylece toplumsal barış ve karşılıklı güven güçlenir.

Hadisin hukuki ve ahlaki mesajı

Bu hadis, İslam hukuk düşüncesinde bireyin hakkının sınırını belirleyen en önemli ilkelerden biridir. Kişi mülkünde istediği gibi tasarruf edebilir; ancak bu tasarruf başkasına ciddi zarar veriyorsa sınırlanır. Aynı şekilde, hakkını alırken başkasının hakkına tecavüz etmesi de caiz değildir. Fıkıhta buna “hakkın kötüye kullanılması yasağı” denir. Hadis, aynı zamanda ahlakî bir uyarı içerir: Kişi, karşısındakinin kendisine haksızlık yapmasını gerekçe göstererek aynı haksızlığı yapamaz. Zararı zincire dönüştürmeyen, affı ve adaleti öne çıkaran bir yaklaşım, toplumsal barışı korumanın temel yoludur. Yargı yoluyla ya da arabuluculukla hak aramak bu çerçevede teşvik edilir. Bu ilke gündelik hayatta komşuya, çalışana ve müşteriye karşı davranışlarımızı sorgulamamıza da yardımcı olur: Yaptığım iş başkasına zarar veriyor mu, bu zararı önlemek için ne yapabilirim sorusu, hadisin pratik muhasebesidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Bu hadis sahih midir?

Çeşitli sahabilerden farklı tariklerle gelir; her bir tarikin zayıflığı bulunsa da bir araya geldiklerinde hadis âlimleri tarafından hasen (hasen li-gayrihi) kabul edilmiştir.

“Zarar zararla giderilir” kaidesi bu hadisle çelişir mi?

Hayır. Zarar vermek yasaktır, ancak zarar gören kişinin hakkını meşru yoldan aramasında bir sakınca yoktur. Mecelle’deki “ağır zarar hafif zararla giderilir” kaidesi de bu bağlamda anlaşılır.

Komşunun yüksek bina yapması darar sayılır mı?

Fıkıhta olağan kullanım hakkı ile fahiş zarar arasında ayrım yapılır; yaygın örf ve yerel düzenleme belirleyicidir. Kesin hüküm için yetkili ilim kuruluşlarına başvurulmalıdır.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: İbn Mâce, Ahkâm; Mâlik, Muvatta, Akdiye; Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye, genel kaideler

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR1 görüntülenme · 5 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. İbn Mâce, Ahkâm
  2. Mâlik, Muvatta, Akdiye
  3. Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye, genel kaideler

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.