🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Zıhar ve İla Nedir? Cahiliye Boşamaları

Boşanma, Talak ve İddetGüncelleme: 16 Ekim 202610 dk okuma

Zıhar ve ila nedir? Cahiliye dönemi boşama biçimleri, Kur'an'ın getirdiği hükümler, kefaret, dört ay süre ve günümüzde uygulaması hakkında bilgi.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Cahiliye Dönemi Boşama Uygulamaları
  • Zıhar: Tanım ve Sebeb-i Nüzul
  • Zıhar Kefareti

Zıhar, kocanın eşini mahrem bir yakınına benzeterek ona haram kılması; ila ise kocanın eşine yaklaşmamak üzere yemin etmesidir. Cahiliye döneminde bu sözler kadını belirsiz bir durumda bırakan boşama biçimleriydi. İslam, kadını koruyan sınırlar ve kefaret hükümleri getirmiştir.

Cahiliye Dönemi Boşama Uygulamaları

İslam öncesi Arap toplumunda kadın, kocasının keyfine bağlı biçimde ağır mağduriyet yaşayabiliyordu. Zıhar ve ila gibi uygulamalar, kadını ne boşanmış ne de evli sayılacak şekilde askıda bırakırdı. Kadın nafaka ve ilgi görmediği gibi başka biriyle evlenemezdi. İslam bu zulmü sona erdirmek için hem süre sınırı hem kefaret şartı koymuştur. Bu düzenlemeler, kadının haklarının korunması ve aile hukukunun adaletle şekillenmesi açısından önemli adımlardır. Boşama usulleri için talak nasıl gerçekleşir yazısına bakılabilir.

Zıhar: Tanım ve Sebeb-i Nüzul

Zıhar, “sırt” anlamındaki “zahr” kelimesinden gelir. Cahiliyede koca eşine “Sen bana anamın sırtı gibisin” der ve bu söz boşama sayılırdı. Mücâdele Suresi’nin ilk ayetleri, Havle bint Sa’lebe’nin kocası Evs b. Sâmit’in kendisine zıhar yapması üzerine Peygamber Efendimiz’e başvurması olayı sebebiyle inmiştir. Havle, çocuklarının bakımı ve geçim sıkıntısını anlatarak durumundan şikayet etmiş, Allah da bu şikayeti işitmiş ve ayet indirmiştir: “Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözünü işitti” (Mücâdele, 58/1). Bu olay, İslam’ın kadının derdini dikkate aldığını gösterir.

Zıhar Kefareti

Ayetler, zıharın bir boşama olmadığını, bu sözün münker ve yalan bir söz olduğunu belirtir: “Onlar elbette kötü ve yalan bir söz söylüyorlar” (58/2). Bunu yapan kimse, eşine tekrar yaklaşmadan önce kefaret ödemelidir. Kefaretin sırası şöyledir:

  1. Bir köle azat etmek (günümüzde fiilen mümkün olmadığı için bu basamak uygulanamaz).
  2. Gücü yoksa, ara vermeden iki ay oruç tutmak.
  3. Buna da gücü yetmezse, altmış yoksulu doyurmak (Mücâdele, 58/3-4).

Kefaret ödenmeden eşiyle cinsel ilişkiye girmek haramdır; ancak diğer meşru ilişkiler ve nafaka devam eder. Oruç tutarken araya ramazan ya da mazeretsiz bir ara girerse sayım yeniden başlar.

İla: Yaklaşmama Yemini

İla, kocanın eşine dört ay veya daha uzun süre yaklaşmamaya yemin etmesidir. Bakara Suresi’nde “Kadınlarından uzak durmaya yemin edenler için dört ay bekleme vardır. Eğer dönerlerse, Allah bağışlayıcıdır, merhametlidir. Boşamaya karar verirlerse Allah işitir, bilir” (2/226-227) buyrulur. Cahiliyede koca yıllarca bu şekilde kadını bırakırken, İslam süreyi dört ayla sınırlamıştır. Bu süre dolduğunda koca ya yeminini bozup kefaret öder ve eşine döner ya da talak gerçekleşir (Hanefîlere göre süre dolunca bâin talak oluşur; diğer mezheplerde hâkim koca ya döndürür ya da boşatır).

Mezheplerin Farkları

  • Hanefîler: Dört ay geçince, koca dönmediyse kendiliğinden bâin talak gerçekleşir.
  • Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelîler: Süre sonunda hâkim kocayı ya yeminden dönmeye ya da boşamaya zorlar.
  • Zıhar kefareti: Bütün mezheplerde ittifakla geçerlidir; kefaretten önce yaklaşmak haramdır.

Bu farklar, kadının hakkını koruma yöntemlerindeki çeşitliliği gösterir. Hepsinin ortak amacı, kadını belirsiz bir durumda bırakmamaktır.

Günümüzde Zıhar ve İla

Günümüzde bu kavramlar toplumda sık görülmese de, bazı eşler öfke anında “Sen bana anam gibisin” ya da “Sana el süremem” gibi cümleler kurabilir. Bu tür ifadeler niyete ve bağlama göre zıhar veya kinaye talak hükmü doğurabilir. Hükmü kesinleştirmek için müftülüğe danışmak gerekir. İla ise genellikle öfke ve küslükle yapılan yemin şeklinde karşımıza çıkabilir. Eşler arasında küslükle ilgili tavsiyeler için eşler arasındaki küslük ve barıştırma yolları yazısı okunabilir.

Kadının Hakları

Zıhar yapılan kadın, kefaret ödeninceye kadar kocasından cinsel yakınlaşma hakkını reddedebilir; hatta kocası kefaret vermezse hâkime başvurup bunu talep edebilir. Nafaka ve diğer hakları ise devam eder. Kocanın zıharı sürdürerek kadına zarar vermesi hâlinde kadın ayrılık talep edebilir. Ayrıca zıhar yapan kocanın yalan bir söz söylediği, dolayısıyla tövbe etmesi gerektiği Kur’an’ın uyarısıdır. Mücâdele Suresi, kadının şikayetini dinleyen Allah’ın adalet anlayışını gözler önüne serer.

Sonuç

Zıhar ve ila, cahiliye zulmünün kalıntılarıdır; İslam bunları kefaret, süre sınırı ve kadını koruma esasları getirerek düzenlemiştir. Bu hükümler, aile hukukunun amacının adaleti sağlamak olduğunu gösterir. Eşlerin birbirine kasıtlı ve incitici sözlerden kaçınması, ayrılık gerekiyorsa da bunu meşru ve onurlu yollarla yapması gerekir. Daha geniş bir bakış için lian: eşlerin birbirini suçlaması hali yazısı da okunabilir.

Benzer Cahiliye Uygulamaları

İslam öncesi dönemde zıhar ve ila dışında da kadını mağdur eden birçok uygulama vardı. Kadını miras gibi devralmak, onu başkasıyla evlendirmeyi engellemek, nafaka vermeden ayrı bırakmak bunlardandır. Kur’an, “Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helal değildir” (Nisâ, 4/19) buyurarak bu gelenekleri kaldırmıştır. Böylece kadın, hem miras hem evlilik hem boşanma hukukunda özneye dönüşmüş, haklarının sınırı belirlenmiştir. Bu tarihî dönüşüm, İslam’ın kadın hakları konusunda getirdiği ilerlemeyi gösterir. Lian gibi iftira ve suçlama durumlarında da benzer bir koruma anlayışı bulunur.

Zıhar ve Kefaret: Pratik Notlar

Zıhar kefareti için günümüzde köle azadı mümkün olmadığından, uygulamada ikinci ve üçüncü basamak geçerlidir. İki ay peş peşe oruç tutmak, sağlık engeli veya yaş sebebiyle imkânsızsa, altmış fakire birer öğün yemek vermek veya karşılığı fitre bedelini ödemek şeklinde uygulanır. Kefaretin bölünmeden, kasıtlı bir ara vermeden yerine getirilmesi önemlidir. Kefaret sürecinde eşlerin cinsel yakınlaşmadan kaçınması gerekir; ancak aralarındaki sevgi, ilgi ve geçim sürebilir. Yanlışlıkla ilişki olursa tövbe ve istiğfar tavsiye edilir. Bu çerçevede evlilikte yemin ve talaka bağlı yemin yazısı da kefaret konularını tamamlayıcıdır.

Bu hükümlerin günümüzdeki asıl mesajı şudur: Aile bağı, keyfî sözlerle oyuncak yapılamaz; her söz sorumluluk doğurur. Eşler birbirine karşı konuşurken ağır ve incitici benzetmelerden kaçınmalı, tartışmalarda ölçüyü korumalıdır. Hata yapıldığında ise tövbe, kefaret ve helalleşme kapısı açıktır; önemli olan sorumluluğu üstlenmek ve eşin hakkını gözetmektir.

Sıkça Sorulan Sorular

Zıhar nedir?

Kocanın eşine “Sen bana anamın sırtı gibisin” demesidir. Cahiliyede boşama sayılırdı; İslam bunu boşama kabul etmemiş, kefaret şartı getirmiştir.

Zıhar kefareti nedir?

Önce köle azadı, bulunamazsa iki ay peş peşe oruç, buna gücü yetmezse altmış yoksulu doyurmaktır (Mücâdele, 58/3-4). Kefaret ödenmeden eşiyle ilişki kurulamaz.

İla ne demektir?

Kocanın eşine yaklaşmamaya yemin etmesidir. İslam, bu yeminin süresini dört ayla sınırlamış; sonunda ya dönmek ya da boşamak gerekir.

Günümüzde zıhar yaygın mı?

Nadir görülür; ancak benzer ifadeler kullanıldığında dinî hüküm açısından müftülüğe danışılmalıdır.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Zıhâr" ve "Îlâ" maddeleri; Kur'an-ı Kerim, Mücâdele Suresi (58/1-4) ve Bakara Suresi (2/226-227); Ebû Dâvûd ve Tirmizî, Talâk (Havle bint Sa'lebe ve Evs b. Sâmit olayı)

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 8 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Zıhâr" ve "Îlâ" maddeleri
  2. Kur'an-ı Kerim, Mücâdele Suresi (58/1-4) ve Bakara Suresi (2/226-227)
  3. Ebû Dâvûd ve Tirmizî, Talâk (Havle bint Sa'lebe ve Evs b. Sâmit olayı)

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.