🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Banka Faizi Haram mı? Mevduat Faizi Tartışması

Faiz ve Bankacılık MeseleleriGüncelleme: 24 Haziran 20269 dk okuma

Banka faizi haram mıdır? Mevduat ve kredi faizinin dini hükmü, Din İşleri Yüksek Kurulu görüşü, karşıt yorumlar ve katılım bankacılığı alternatifi.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Mevduat ve kredi faizi nasıl işler?
  • Çoğunluk görüşü: Banka faizi ribadır
  • Karşı yorumlar

Banka faizi, İslam hukukunda riba kapsamında değerlendirilir; Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanlığı da önceden belirlenmiş oranla alınıp verilen mevduat ve kredi faizinin haram olduğunu belirtir. Karşı görüşler ise bankacılık ilişkisinin klasik borç akdinden farklı olduğunu savunur; konu fıkıh çevrelerinde tartışmalıdır.

Mevduat ve kredi faizi nasıl işler?

Modern bankacılıkta banka, topladığı mevduata önceden belirlenmiş oranda getiri öder ve verdiği kredilerden daha yüksek oranlı bir faiz alır. Mevduat sahibi bakımından bankaya verilen para borç niteliğindedir: bankadan geri istendiğinde anapara, belirlenmiş artışla birlikte geri ödenir. Fıkıh literatüründe borç akdinde fazlalık şart koşmak ribadır; temel dayanak, ayet ve hadislerde riba yasağı başlığında ele alınmıştır.

Çoğunluk görüşü: Banka faizi ribadır

İslam dünyasının önemli fıkıh kurumları (İslam Konferansı Örgütü’ne bağlı İslam Fıkıh Akademisi, Mısır’daki Ezher Fetva çevreleri, Suudi Arabistan’daki ilmî heyetler gibi) banka faizini riba kapsamında değerlendirmiştir. Bu görüşün dayanağı, ribanın “borç karşılığı önceden belirlenmiş artış” olarak tanımlanması ve bankanın aracı konumunun bu nitelemeyi değiştirmediğidir. Türkiye’de Din İşleri Yüksek Kurulu da benzer yönde karar vermiştir; Diyanet’in resmî yayınlarında faizin hem alınmasının hem verilmesinin yasak olduğu belirtilir.

Karşı yorumlar

Tarihte ve çağdaş dönemde bu hükme itiraz eden veya farklı gerekçe öne süren görüşler de ortaya çıkmıştır. En çok bilinenleri şunlardır:

  • Bankanın tüzel kişi sayılması: Bazı yorumlara göre bankalar bireyler gibi sömürücü borç ilişkisi kurmaz; kurumlar arası ilişki farklı değerlendirilmelidir. Çoğunluk bu görüşü kabul etmez; hükmün illeti kişi değil, artış şartıdır.
  • Cahiliye ribası sınırlaması: Bazı yenilikçi yorumlar, Kur’an’ın yasakladığı ribanın yalnızca “katmerli” ve zulmedici borç faizi olduğunu savunur. Çoğunluk, Bakara 278-279’un kapsam bakımından genel olduğunu ve “katmerli” ifadesinin yalnızca bir vasıf olduğunu belirtir.
  • Zaruret ve umumi belva: Ekonominin faize dayalı kurulduğu toplumlarda bireyin tamamen kaçınmasının zorluğu, bazı ruhsatların gündeme gelmesine yol açmıştır. Bu konuda geniş kabul gören görüş, zaruret ölçüsünün çok dar yorumlanması gerektiğidir.

Bu tartışmalar, dinî hükmün ne olduğu ile bir bireyin içinde bulunduğu şartlarda ne yapması gerektiği sorusunu birbirinden ayırmayı gerektirir. Kişi, hükmü bilerek hareket etmeli; kendi durumunu yetkili bir fetva makamına danışmalıdır.

Mevduat hesabı açılabilir mi?

Faiz yasağına duyarlı Müslümanlar, mevduat hesabı yerine kâr-zarar ortaklığına dayalı “özel cari hesap” veya “katılma hesabı” gibi ürünleri tercih eder. Maaş yatırma veya havale gibi hizmetler için bankada hesap açılması konusunda ise faizsiz bir alternatif yoksa zaruret ve ihtiyaç durumunda faiz getirisi alınmaması yoluyla ruhsat tanıyan yorumlar vardır. Alınmış bir faiz geliri bulunursa, faiz gelirini ne yapmalı yazısındaki öneriler gözetilebilir.

Katılım bankacılığı alternatifi

Türkiye’de katılım bankaları, faiz yerine kâr ortaklığı ve alım-satım temelli yöntemler kullandığını belirtir. Murabaha, mudarebe ve icare gibi akitler bu işleyişin ana yapı taşıdır. Uygulamanın faizsiz sayılıp sayılmayacağı konusunda eleştiriler de vardır; bu tartışma katılım bankacılığı nasıl çalışır başlığında ayrıca incelenmiştir. Bu bağlamda kâr payı ile faiz arasındaki fark kavramsal açıdan önemlidir.

Bireysel sorumluluk ve ölçü

Ribanın ağır bir günah olduğu konusunda ayet ve hadisler açıktır; aynı zamanda Müslümanın günlük hayatında karşılaştığı kredi ihtiyaçları gerçek bir zorluk oluşturur. Bu nedenle bu yazıdaki bilgileri, bireyleri kınama veya toplumsal gerçekliği yok sayma amacıyla değil, hükmü ve gerekçesini açıklama amacıyla okumak gerekir. Ev, taşıt ve ihtiyaç kredisi gibi somut durumlar için ayrı değerlendirmeler yapılmıştır: konut kredisi, taşıt ve ihtiyaç kredisi ve kredi kartı.

Genel olarak âlimler, kişinin imkân bulduğu ölçüde faizsiz seçenekleri tercih etmesini, ihtiyacını sade yaşam ve tasarrufla karşılamaya çalışmasını ve gerçek bir darlık hâlinde fetva alarak hareket etmesini önerir.

Tarihî arka plan: Faiz tartışması nasıl gündeme geldi?

Osmanlı’da faiz uygulaması vakıf sistemi içinde “bedel-i vakıf” ve “murabaha-i şer’iyye” gibi adlarla tartışılmıştır. Özellikle para vakıfları, nakit paranın belirli bir kâr karşılığında işletilmesi esasına dayanıyordu ve Ebussuûd Efendi gibi şeyhülislâmlar bu uygulamaya ruhsat veren fetvalar vermiştir. Bu tarihî örnek, günümüzdeki tartışmaların bir kısmının kökeninde “ihtiyaç ve toplumsal fayda gerekçesiyle ruhsat” yaklaşımı olduğunu gösterir. Karşı görüşteki âlimler ise bu uygulamaları ribanın bir türü sayarak eleştirmiştir.

19. yüzyılda Osmanlı’da modern bankacılığın başlamasıyla, faiz meselesi yeni bir boyut kazandı. Muhammed Abduh’a atfedilen ve Mısır’da tartışılan “tasarruf sandığı” fetvası ile Pakistan’da Mevdûdî ve diğer âlimlerin sert tutumu, 20. yüzyılda iki ayrı kutuplaşma yarattı. Sonunda İslam dünyasındaki akademik çevrelerin büyük kısmı faizin bankacılıkta da haram olduğu sonucuna ulaştı. Bu birikim, 1970’lerden itibaren faizsiz bankacılık denemelerine zemin hazırlamıştır.

Günlük hayatta dikkat edilecek noktalar

Faiz konusunda duyarlı bir Müslümanın günlük hayatta karşılaşabileceği durumlar şöyle özetlenebilir:

  • Maaş hesabı, havale ve fatura ödemeleri faizli kazanç içermeyen hizmetlerdir; faiz gelir getiren ürünler tercih edilmemelidir.
  • Vadeli ve vadesiz mevduat hesaplarında getiri oranı sıfırlanabiliyorsa bu seçenek öncelikle tercih edilir.
  • Hesaba işleyen küçük faiz tutarları fark edilirse, o tutar hayır yoluna aktarılır.
  • Kredi kartı ve taksit gibi ürünlerde faize düşmeyecek şekilde kullanım şarttır.

Bu öneriler, her somut durum için nihai hüküm değildir. Kişinin kendi şartlarına dair kararı yetkili bir müftüden alması gerekir.

Sıkça Sorulan Sorular

Banka faizi Diyanet’e göre haram mıdır?

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın resmî yayınlarında ve Din İşleri Yüksek Kurulu kararlarında, bankaların mevduat ve kredide önceden belirlenmiş oranla aldığı ve verdiği fazlalık riba kapsamında değerlendirilir ve bundan kaçınılması öğütlenir.

Mevduat faizi ile kâr payı aynı şey midir?

Hayır. Faiz, anaparanın önceden belirlenmiş oranda artışıdır. Kâr payı ise ortaklık akdinde ticari faaliyetin sonucuna göre belirlenen paydır ve zarar riskini de taşır. Katılım bankacılığı bu ayrıma dayanır.

Bankadan faiz gelirini ne yapmalıyım?

Faiz gelirinin kişinin kendi ihtiyaçları için kullanılmaması, sevap beklentisi olmaksızın hayır yoluna ve ihtiyaç sahiplerine verilmesi çağdaş fetvalarda önerilir. Ayrıntılar faiz geliri yazısında incelenmiştir.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Kur'an-ı Kerîm, Bakara Suresi (2/275-279); Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu kararları, diyanet.gov.tr; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Faiz" maddesi; Müslim, Müsâkât

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 7 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. Kur'an-ı Kerîm, Bakara Suresi (2/275-279)
  2. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu kararları, diyanet.gov.tr
  3. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Faiz" maddesi
  4. Müslim, Müsâkât

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.