🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Kâr Payı ile Faiz Arasındaki Fark

Ticaret, Faiz ve Güncel FinansGüncelleme: 27 Haziran 20269 dk okuma

Kâr payı ile faiz arasındaki fark nedir? Garanti, risk ve ortaklık ölçütleri; mudarebe ve müşareke örnekleri, katılım bankalarında kâr payı dağıtımı.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Temel ayırıcı ölçütler
  • Mudarebe: Sermaye ve emek ortaklığı
  • Müşareke: Sermaye ortaklığı

Kâr payı, bir ortaklık veya ticaret faaliyetinin sonucuna göre belirlenen ve zarar riskini de barındıran paydır. Faiz ise borç verilen paraya önceden belirlenmiş oranda eklenen fazlalıktır. İkisi arasındaki ana ayırıcı ölçüt, sonucun garanti edilip edilmediği ve kişinin ticari riski üstlenip üstlenmediğidir.

Temel ayırıcı ölçütler

Fıkıhta “el-gunm bi’l-gurm” (kazanç, zarara katlanma karşılığındadır) ve “el-harâc bi’d-damân” (hasılat, sorumluluğun karşılığıdır) gibi kaideler, kâr ile faizi ayıran temel ilkelerdir. Bu kaidelere göre meşru kazanç, kişinin bir riski üstlenmesi veya emek vermesi karşılığında doğar. Faizde ise borç veren, anaparasını garantiye alarak, riski üstlenmeden belirli bir fazlalık talep eder. Riba yasağının hikmeti de bu adaletsizliği önlemektir.

  • Belirlilik: Faizde artış miktarı veya oranı baştan sabittir. Kâr payında ise yalnızca oran önceden bellidir, tutar ticari sonuca göre değişir.
  • Risk: Faizde anapara garantili sayılır. Kâr payında sermaye zarar edebilir.
  • Karşılık: Faiz zamanın karşılığıdır. Kâr ise mal, emek veya sermayenin üretken kullanımının karşılığıdır.
  • Akit türü: Faiz borç sözleşmesinde, kâr payı ortaklık sözleşmesinde yer alır.

Mudarebe: Sermaye ve emek ortaklığı

Mudarebede bir taraf sermaye koyar (rabbülmâl), diğer taraf ise emeğiyle ticaret yapar (mudârib). Kâr, önceden belirlenen oranda paylaşılır; zarar olursa sermayedar parasını, mudârib de emeğini kaybeder. Hz. Peygamber’in, Hz. Hatice adına ticaret yaparak mudarebe yaptığı rivayet edilir; bu uygulama İslam hukukunda meşruiyet kaynağı olarak anılır. Mudarebenin fasit olması için kâr oranının belirsizliği veya belirli bir meblağın şart koşulması yeterlidir. Ortaklık türlerinin ayrıntısı ortaklık ve şirket türleri yazısındadır.

Müşareke: Sermaye ortaklığı

Müşarekede birden fazla kişi sermaye koyar; kâr önceden belirlenmiş oranlarda, zarar ise sermaye payına göre paylaşılır. Bu sistemde taraflar ortak yönetim hakkına sahiptir. Hanefîlere göre ortaklardan biri için sabit miktar şart koşmak caiz değildir, çünkü bu durumda diğer ortağın kârdan hiç pay alamama ihtimali vardır. Modern şirketlerin hisse yapısı bu ilkeyle uyumlu görülür, fakat her şirketin faaliyeti ayrıca değerlendirilir.

Katılım bankalarında kâr payı

Katılım bankaları, mevduat sahiplerine “kâr payı” dağıttığını belirtir. Dağıtımın, bankanın fon havuzundaki gerçek getiriye göre olması beklenir. Pratikte bu getirinin faiz oranlarıyla yakın seyretmesi, ekonomik sonuçların benzerliği nedeniyle eleştirilir. Savunmada ise farkın, akdin hukuki niteliğinde ve sonuçta zarar olasılığının bulunmasında olduğu belirtilir. Ayrıntılar için katılım bankacılığı ve murabaha uygulaması yazılarına bakılabilir.

Vadeli satışta fark ile faizi karıştırmamak

Ticaretteki bir başka ayrım ise vadeli satışta peşin fiyattan fazla bir bedel konulmasıdır. Çoğu fakih, bu fiyat farkını satış akdinin bir parçası sayarak caiz görür; çünkü akit anında fiyat belirlenir ve sonradan artmaz. Borç akdinde ise ek ödeme faizdir. Bu ayrım, çağdaş bankacılıkta taksitli satış ve finansmanın hukukî niteliğini belirler. Bkz. enflasyon farkı almak faiz sayılır mı ve faiz gelirinden kurtulma yolu.

Sonuç olarak kâr payı ile faiz arasındaki ayrım yalnızca isim değişikliği değil, akdin yapısı ve risk dağılımıyla ilgilidir. Bu ayrımın gerçek hayatta uygulanıp uygulanmadığı ise ayrı bir inceleme konusudur.

Sayısal bir örnekle karşılaştırma

Bir örnek konuyu daha anlaşılır kılabilir. Ahmet, Mehmet’e yüz bin birim borç verir ve bir yıl sonra yüz on bin birim ister: Bu, faizdir; çünkü Mehmet’in işi kâr da etse zarar da etse Ahmet’in artışı sabittir. Başka bir durumda Ahmet, aynı parayı Mehmet’in ticaretine ortak olarak verir ve kârın yarısını almayı kabul eder. Sene sonunda ticaret yüz bin birim kâr ederse Ahmet elli bin alır; zarar ederse sermayesinin bir kısmını kaybeder. İşte bu ikinci durum, kâr payıdır. İki işlemde de para aynı, süre aynıdır; fakat risk dağılımı ve hukukî nitelik tamamen farklıdır.

Ahmet’in Mehmet’e “kâr ya da zarar fark etmez, bana yılda yüzde on ver” demesi, ortaklığı dıştan koruyormuş gibi görünse de, özünde garanti edilmiş bir artış olduğu için faiz hükmüne girer. Fıkıhçıların bu noktada hassas olmasının nedeni, sözleşmenin adının değil içeriğinin esas alınmasıdır: “Akitlerde itibar, lafızlara ve yapılara değil, maksat ve mânâlaradır” kaidesi bu anlayışı özetler.

Günümüz uygulamasında dikkat edilen noktalar

Bireyin bir finansal ürünle karşılaştığında şu soruları sorması faydalıdır: Getiri baştan sabit bir oran olarak mı yoksa fiili sonuca göre mi belirleniyor? Ana paranın garantisi var mı, yoksa zarar riski paylaşılıyor mu? Ürünü sunan kurum fonu hangi işlerde kullanıyor, bu faaliyetler helal mi? Bu soruların cevapları, ürünün faiz mi kâr payı mı olduğu konusunda ipucu verir. Örneğin yatırım fonları ve hisse senetleri kâr payına benzer; sabit getirili tahvil ve mevduat ise faize benzer. Borsada hisse alımı için helal hisse kriterleri ayrı bir yazıda incelenmiştir.

Sıkça Sorulan Sorular

Kâr payı garanti edilebilir mi?

Mudarebe ve müşarekede belirli bir kâr miktarının garanti edilmesi caiz değildir; kâr, oran olarak belirlenir (örneğin yüzde elli). Önceden belirli tutar şartı koşulursa akit fâsit olur ve bu faiz benzeri bir sonuca yol açar.

Zarar durumunda kim sorumlu olur?

Mudarebede zarar, sermaye sahibine aittir; çalışan taraf yalnızca emeğini kaybeder, ihmal veya kusur yoksa zararı ödemez. Müşarekede ise ortaklar zararı sermaye oranlarında paylaşır.

Katılım bankasının dağıttığı kâr payı faiz sayılır mı?

Bu, akdin gerçek bir ortaklığa dayanıp dayanmadığına ve kâr payının gerçek sonuca göre belirlenip belirlenmediğine bağlıdır. Fıkıhçılar, oranın piyasa faiziyle neredeyse aynı kalması hâlinde riba şüphesini gündeme getirir.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Mudârebe" ve "Şirket" maddeleri; Kâsânî, Bedâʾiʿu's-sanâʾiʿ; Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye, Şirketler bölümü; AAOIFI Şer'î Standartlar

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Mudârebe" ve "Şirket" maddeleri
  2. Kâsânî, Bedâʾiʿu's-sanâʾiʿ
  3. Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye, Şirketler bölümü
  4. AAOIFI Şer'î Standartlar

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.