🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Enflasyon Farkı Almak Faiz Sayılır mı?

Ticaret, Faiz ve Güncel FinansGüncelleme: 22 Eylül 20269 dk okuma

Enflasyon farkı almak faiz sayılır mı? Borcun değer kaybı, endeksli borç görüşleri, Din İşleri Yüksek Kurulu yaklaşımı ve ihtiyatlı çözümler.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Mesele nedir?
  • Klasik fıkıhta borcun ödenmesi
  • Çağdaş görüşler

Enflasyon farkı almak, çoğunluk fıkıh görüşüne ve Din İşleri Yüksek Kurulu yaklaşımına göre borç akdinde ek ödeme şartı olarak faiz kapsamında değerlendirilir. Borçlunun karşılıksız olarak, şartsız şekilde fazla ödeme yapması ise caizdir. Değer kaybını önleme yönünde farklı görüşler olsa da ihtiyatlı yol, borcu altın gibi sabit bir ölçüye bağlamayı yetkili fetva kurumuna sormaktır.

Mesele nedir?

Yüksek enflasyonun yaşandığı ülkelerde borç verenin parası zamanla alım gücünü kaybeder. Bir yıl önce verilen yüz bin liranın bugünkü satın alma değeri belirgin biçimde düşmüş olabilir. Bu durumda alacaklı “enflasyon oranında artış isteme” talebinde bulunur ve bu talep faiz tartışmasına dönüşür. Mesele hem hukuk hem ahlâk hem de iktisat boyutuna sahiptir: Borç veren haksızlığa uğramış gibi hisseder, borçlu ise sözleşmede olmayan bir yükle karşılaşır.

Klasik fıkıhta borcun ödenmesi

Borç (karz) akdinde borçlu, aldığı malın mislini ödemekle yükümlüdür. Hadislerde, borç sebebiyle menfaat sağlayan her şart ribaya sokulmuştur. Bu ilke “kül karzin cerre menfaaten fe hüve ribâ” kaidesi olarak bilinir; hadis olarak rivayeti zayıf kabul edilmiştir, ancak ilke sahâbe uygulamalarıyla ve âlimler arasındaki icmaya yakın kabulle desteklenir. Para bakımından, klasik dönemde altın ve gümüş sikkeler değerini koruduğundan, bugünkü anlamda bir enflasyon sorunu çok sınırlıydı. Yine de paranın piyasadan kalkması veya değerinin ciddi biçimde düşmesi (kesâd) durumunda borcun misliyle mi yoksa değeriyle mi ödeneceği klasik fıkıhta da tartışılmıştır; Hanefî mezhebinde Ebû Hanîfe, Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed arasında bu konuda farklı görüşler nakledilir.

Çağdaş görüşler

Bu konuda üç yaklaşım öne çıkar:

  • Çoğunluk görüşü: Borç, aynı miktar ve sayıyla ödenir; enflasyon farkı şart koşulması ribadır. İslam Fıkıh Akademisi, borcun fiyat endeksine bağlanmasını caiz görmez. Din İşleri Yüksek Kurulu da benzer şekilde faize yol açan artışlardan kaçınılmasını ister.
  • Endekslemeyi caiz gören görüşler: Mustafa ez-Zerkâ, Munzir Kahf ve bazı iktisatçılar, paranın satın alma gücünün korunmasının adalet gereği olduğunu ve bunun fazlalık değil, hakkın korunması anlamına geldiğini savunur. Bu görüş azınlıktadır.
  • Alternatif ölçüler: Borcu baştan altın ya da döviz gibi sabit değerli bir birime bağlamak. Bu da tartışmalıdır; borçta altın veya döviz şartı başlığında ayrıca incelenmiştir.

Gönüllü fazla ödeme

Hz. Peygamber, bir adamdan genç bir deve borç aldığında, daha iyi cinsten bir deve ödemiş ve “insanların en hayırlısı, borcu en güzel ödeyendir” buyurmuştur (Buhârî, İstikraz; Müslim, Müsâkât). Bu hadis, borçlunun şartsız olarak güzel ödemesinin caiz olduğuna delil sayılır. Ancak bu fazlalığın akit sırasında önceden kararlaştırılması veya adet hâline getirilmesi, ribaya yol açar. Gönüllülük, borç veren kişinin beklentisi hâline gelirse niteliğini kaybeder.

Satışta enflasyon etkisi

Borç değil satış söz konusu olduğunda durum farklıdır. Vadeli satışta peşin fiyattan yüksek bir fiyat konması çoğu âlimce caiz görülür; fakat fiyat akit anında kesinleşmelidir. Vade içinde enflasyon oranında artış şartı, belirsizlik (garar) ve faiz şüphesi yaratır. Bu konuda kâr payı ile faiz farkı yazısı ve altın hesapları yazısı bağlamı tamamlar.

Alacaklı için ihtiyatlı çözümler

Alacaklının değer kaybını önlemek için şu yollar önerilebilir: Borç yerine ortaklık akdi yapmak (mudarebe veya müşareke); parayı vadeli satış yoluyla mala çevirmek ve malı vadeli satmak; vadeyi kısa tutmak; yahut borçlunun gönüllü iyiliğine güvenmek. Bu yollar, riba kapsamına girmeden alacaklının hakkını korumayı hedefler. Faiz gelirinin genel hükmü için ise faizden kurtulma yolları okunabilir.

Sonuç olarak enflasyon, borç ilişkisinde gerçek bir adalet sorunu yaratır; ancak çoğunluk görüşü, bu sorunun faiz kapısını açmadan çözülmesi gerektiğini savunur. Bu çözümler için kişinin durumuna uygun fetva almak gerekir.

Gecikme tazminatı ve mahkeme uygulaması

Hukuk sistemlerinde ödenmeyen borca gecikme faizi veya temerrüt faizi işletilir. Bu uygulama bir bakıma enflasyon kaybını da telafi etmeyi amaçlar. İslam hukukuçuları ise geciken borca ek bedel uygulanmasını, borçlu zengin olduğu hâlde bilerek ödemeyi geciktirse bile riba kapsamında görür; zira borçlunun mal varlığı bulunduğu hâlde yaptığı gecikme günah olsa da buna parasal bir ceza uygulanması ribaya kapı aralar. Bazı çağdaş âlimler ise kötü niyetli borçlunun neden olduğu zararın “tazmin” kapsamında telafi edilebileceğini, bunun ise faiz değil zarar giderimi olduğunu belirtir. Bu görüş, tartışmanın hâlâ açık olduğunu gösterir.

Türkiye’de yargı kararlarında verilen faiz hükümleri, Müslüman bir kişi bakımından da hukukî bir gerçeklik oluşturur. Mahkemenin hükmettiği faizi almak veya vermek konusunda yetkili fetva makamlarına danışılması gerekir. Genel olarak, faiz hassasiyeti olan kişilerin, alacağını dava yoluyla ararken yalnızca anaparayı talep etmeyi tercih edebileceği belirtilir; aksi durumda elde edilecek ilave tutarın hükmü ayrıca değerlendirilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Borç verdiğim parayı enflasyon oranında artırarak isteyebilir miyim?

Çoğunluk görüşüne göre borç akdinde, borç verilen miktarın aynısı geri alınır; enflasyon oranında artış şart koşmak ribaya girer. Bazı çağdaş âlimler, değer kaybının önüne geçmek için altın veya endeks gibi ölçütlerle ödeme yapılmasına ruhsat verir; ancak bu görüş de tartışmalıdır.

Borçlu gönüllü olarak fazla öderse faiz olur mu?

Şartsız ve alışkanlık hâline gelmeden, borçlunun kendi isteğiyle güzellikle fazla ödemesi, Hz. Peygamber’in uygulamasına dayanılarak caiz görülür. Bu fazlalık akit sırasında şart koşulmamalı ve önceden anlaşılmış olmamalıdır.

Taksitli satışta enflasyon farkı eklenir mi?

Satış akdinde fiyat akit anında belirlenir ve sonradan artırılmaz. Vade boyunca enflasyon nedeniyle fiyat artışı şart koşulması, belirsizlik ve ribaya yol açabileceğinden çoğu fetvada kabul görmez.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: İslam Fıkıh Akademisi (Mecmaü'l-fıkhi'l-İslâmî) borcun endekslenmesine dair kararlar; Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, diyanet.gov.tr; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Karz" ve "Riba" maddeleri; Müslim, Müsâkât

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. İslam Fıkıh Akademisi (Mecmaü'l-fıkhi'l-İslâmî) borcun endekslenmesine dair kararlar
  2. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, diyanet.gov.tr
  3. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Karz" ve "Riba" maddeleri
  4. Müslim, Müsâkât

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.