I. Dünya Savaşı ve Cihâd-ı Ekber Fetvası: Etkileri ve Sonuçları
1914'te ilan edilen Cihâd-ı Ekber fetvası nedir? Şeyhülislam Ürgüplü Hayri Efendi'nin fetvası, hilafet iddiası, Müslüman dünyadaki yankısı ve savaşın sonuçları.
- Savaşa Giden Yol
- Fetvanın İçeriği ve İlanı
- Müslüman Dünyadaki Yankısı
Cihâd-ı Ekber fetvası, Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’na girmesinin ardından 14 Kasım 1914’te Şeyhülislam Ürgüplü Mustafa Hayri Efendi’nin hazırladığı ve Sultan V. Mehmed Reşad’ın onayıyla yayımlanan, Müslümanları İtilaf devletlerine karşı savaşmaya çağıran dinî beyandır. Fetva, savaşın dinî boyutunu ilan eden en önemli belgedir.
Savaşa Giden Yol
20. yüzyılın başında Osmanlı Devleti, Trablusgarp ve Balkan savaşlarında ağır toprak kayıpları yaşamıştı. Devlet yöneticileri, güvenliğini sağlayabilmek için büyük devletlerden biriyle ittifak arayışına girdi. İngiltere ve Fransa ile kurulan temaslar sonuç vermeyince, 2 Ağustos 1914’te Almanya ile gizli bir ittifak antlaşması imzalandı. Savaşın başlangıcında Osmanlı Devleti resmen tarafsız görünse de, Ekim 1914’te Osmanlı donanmasının Karadeniz’de Rus limanlarını bombalamasıyla fiilen savaşa girdi.
Bu süreçte İtilaf devletleri Osmanlı’ya savaş ilan etti. Hükümet, halkın ve ordunun savaşa hazırlanması için dinî bir meşruiyet zeminine ihtiyaç duydu. Bu gerekçeyle şeyhülislamlık makamından bir fetva çıkarılması kararlaştırıldı. Şeyhülislamlık makamının hukuk ve siyaset alanındaki geleneksel işlevi, böyle durumlarda meşruiyet sağlamaktı.
Fetvanın İçeriği ve İlanı
Fetva, beş soru ve cevap şeklinde düzenlendi. Sorularda, düşman devletlerin Müslüman topraklarına saldırdığı ve Müslümanların can ve mallarını tehdit ettiği öne sürülerek, bu durumda cihadın herkes için farz olup olmadığı soruluyordu. Cevaplarda, Rusya, İngiltere ve Fransa’ya karşı cihadın farz-ı ayn olduğu belirtiliyordu. Ayrıca bu devletlerle işbirliği yapan Müslümanların günah işlemiş olacağı ifade ediliyor, düşman safında savaşmanın caiz olmadığı vurgulanıyordu.
14 Kasım 1914’te Fatih Camii’nde toplanan kalabalığa beyanname okundu. Hemen ardından fetva yurt içinde dağıtıldı, Arapça, Farsça, Urduca, Tatarca gibi dillere çevrilerek Müslüman dünyaya ulaştırılmaya çalışıldı. Almanya’nın bu girişimi desteklediği ve Alman propagandası çevrelerinin de ilgilendiği belirtilir. Fetva, Almanya’nın Doğu politikasıyla örtüşen bir yönü olması sebebiyle tarihçilerin dikkatini çekmiştir.
Müslüman Dünyadaki Yankısı
Fetvanın Osmanlı sınırları içinde olumlu karşılandığı, özellikle ordu ve halk arasında moral artırıcı bir etki yaptığı aktarılır. Doğu cephesinde ve Çanakkale’de savaşan askerler için dinî motivasyonun önemli olduğu bilinmektedir. Çanakkale Savaşı’nda şehitlik bilinci ve dinî inanç ordu hayatında belirgin yer tutmuştur.
Ancak Osmanlı dışındaki Müslüman toplumlarda fetvanın etkisi beklenenden sınırlı kaldı. Hindistan, Mısır, Fas ve Fransız Afrikası gibi bölgelerde Müslümanlar sömürge ordularında İtilaf devletleri saflarında savaştı. Birçok Müslüman önder, savaşın dinî değil siyasi bir çatışma olduğunu ileri sürdü. Bazı bölgelerde ise Osmanlı’ya karşı sempati ve yardım kampanyaları düzenlendi. Hindistan’daki Hilafet Hareketi, savaş sonrasında hilafetin korunması talebiyle bu duyarlılığın bir devamı olarak görülür.
Arap İsyanı ve Hicaz
Fetvanın ilanından kısa süre sonra İngiltere, Arap önderlerle temasa geçti. Mekke Emiri Şerif Hüseyin, 1916’da Osmanlı yönetimine karşı isyan başlattı. İngiliz yetkililerle yapılan yazışmalarda Arap bağımsızlığı vaatleri yer aldı. Bu gelişme Osmanlı Devleti’nin “Müslümanları birleştirme” siyasetine ağır bir darbe oldu. Hicaz’daki isyan, Hicaz Demiryolu hattına yönelik saldırıları da içeriyordu.
Medine’de ise Fahreddin Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri, şehri savaşın sonuna kadar savundu. Bu direniş Medine Müdafaası adıyla anılır. Kutsal şehirlerin korunması, fetvanın manevi gerekçelerinden biri olarak da öne sürülmüştür.
Savaşın Sonuçları
I. Dünya Savaşı, Osmanlı Devleti için ağır bir yenilgiyle sonuçlandı. 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması ile Osmanlı cepheleri çökmüş sayıldı. Arap vilayetleri, İngiliz ve Fransız manda yönetimlerine geçti. Savaşın getirdiği kayıplar, Osmanlı toplumunda büyük bir yıkım yarattı. Bunun ardından Millî Mücadele ve Cumhuriyet süreci başladı.
Hilafet meselesi ise savaş sonrasında farklı bir yönde gelişti. 1922’de saltanat kaldırıldı, 1924’te hilafet makamı ortadan kalktı. Hilafetin kaldırılmasıyla fetvanın dayandığı siyasi çerçeve de tarihe karışmış oldu. Osmanlı padişahlarının son iki hükümdarı olan Mehmed Reşad ve Vahdettin bu sürecin içindeydi.
Tarihçilerin Değerlendirmesi
Tarihçiler cihad fetvasını farklı yönlerden değerlendirir. Bir görüşe göre fetva, savunma savaşının dinî çerçevede ifade edilmesidir ve geleneksel fıkhî kavramlarla uyumludur. Başka bir görüşe göre ise fetva siyasi bir araç olarak kullanılmış ve gerçek etkisi sınırlı kalmıştır. Bazı çağdaş araştırmacılar, savaşın dinî bir kimlik üzerinden yürütülmesinin sonraki dönemde Arap-Türk ilişkilerini olumsuz etkilediğini savunur. Diğerleri ise Osmanlı kamuoyu için manevi bir seferberlik işlevi gördüğünü ifade eder. Bu çeşitlilik, konunun tek yönlü bir şekilde anlatılamayacağını gösterir.
Sıkça Sorulan Sorular
Cihâd-ı Ekber fetvası ne zaman ilan edildi?
Osmanlı Devleti’nin savaşa girmesinin ardından, 14 Kasım 1914’te Fatih Camii’nde okunan beyanname ve şeyhülislamın fetvasıyla ilan edilmiştir.
Fetvayı kim verdi?
Dönemin şeyhülislamı Ürgüplü Mustafa Hayri Efendi tarafından verilmiş ve Sultan V. Mehmed Reşad’ın onayıyla yayımlanmıştır.
Fetva beklenen etkiyi yaptı mı?
Müslüman dünyada sınırlı bir etki yaptığı kabul edilir. Sömürge ordularındaki Müslüman askerlerin büyük kısmı safını değiştirmedi; bazı bölgelerde ise fetva gönüllü yardım ve duygusal destek buldu.
Fetva neden tartışılır?
Savaşın bir siyasi ittifak sonucu girilmiş olması, fetvanın siyasi amaçla kullanılıp kullanılmadığı ve sömürge Müslümanlarına etkisi gibi noktalar tarihçiler arasında tartışma konusudur.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Cihad" ve "Hilâfet" maddeleri; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Birinci Dünya Savaşı" md.; Mustafa Aksakal, The Ottoman Road to War in 1914; Erik Jan Zürcher (ed.), Jihad and Islam in World War I
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Cihad" ve "Hilâfet" maddeleri
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Birinci Dünya Savaşı" md.
- Mustafa Aksakal, The Ottoman Road to War in 1914
- Erik Jan Zürcher (ed.), Jihad and Islam in World War I
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.