🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Hz. Ali Dönemi: Cemel, Sıffîn ve Hakem Olayı

Aşere-i Mübeşşere ve Dört HalifeGüncelleme: 28 Haziran 202610 dk okuma

Hz. Ali dönemi neden önemlidir? Cemel Vakası, Sıffîn Savaşı, Hakem Olayı, Hâricîlerin çıkışı ve Hz. Ali’nin şehadetine dair tarihsel çerçeve anlatıldı.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Biat ve ilk sorunlar
  • Cemel Vakası (36/656)
  • Sıffîn Savaşı (37/657)

Hz. Ali’nin halifeliği (35-40/656-661), Hz. Osman’ın şehadetinin ardından başlayan iç çatışmalarla geçti. Cemel Vakası, Sıffîn Savaşı ve Hakem Olayı bu dönemin başlıca olaylarıdır. Hâriciler de bu karışıklık sonunda ortaya çıktı ve dördüncü halife Kûfe’de şehit edildi. Ehl-i Sünnet bu olayları ictihad farkı olarak değerlendirir.

Biat ve ilk sorunlar

Hz. Osman’ın şehit edilmesinden sonra Medine’de büyük bir otorite boşluğu doğdu. Sahabenin ve halkın ısrarıyla Hz. Ali halifeliği kabul etti; Talha ve Zübeyr gibi sahabilerin de ilk başta biat ettiği, bazı kaynaklarda ise biatın baskı altında yapıldığı yönünde rivayetler bulunduğu nakledilir. Hz. Ali’nin ilk önceliği, kamu düzenini sağlamak ve fitneyi büyütmeden çözüm bulmak idi. Halife, Hz. Osman’ın katillerinin hemen yargılanması konusunda ise, olayın karmaşıklığı ve katillerin kimlerden oluştuğunun belirsizliği nedeniyle, önce düzenin sağlanmasını istedi. Bu yaklaşım, Hz. Osman’ın intikamını isteyenlerle arasında ihtilaf doğurdu. Hz. Osman’ın şehadetinin arka planı için Hz. Osman’ın şehadeti yazısı okunabilir.

Cemel Vakası (36/656)

Hz. Âişe, Talha ve Zübeyr, Hz. Osman’ın katillerine karşı harekete geçmek ve ıslah için Basra’ya doğru gitti. Hz. Ali de bir ordu ile Basra’ya yöneldi. Taraflar arasında müzakereler sonucunda anlaşma sağlanmak üzereyken, karanlıkta bazı kışkırtıcıların saldırısı sonucu savaş çıktığı rivayet edilir. Savaş, Hz. Âişe’nin bindiği devenin (cemel) etrafında yoğunlaştığı için “Cemel Vakası” adını aldı. Bu çatışmada Talha ve Zübeyr de hayatını kaybetti. Hz. Ali, Hz. Âişe’yi saygıyla Medine’ye gönderdi. Hz. Âişe sonraki yıllarda bu olaydan pişmanlık duyduğunu ifade etmiştir. Bu olayda Müslümanlar arasında binlerce kişi öldü ve ümmet derin bir yara aldı. Aşere-i Mübeşşere içindeki Talha ve Zübeyr için Aşere-i Mübeşşere kimlerdir yazısına bakılabilir.

Sıffîn Savaşı (37/657)

Hz. Ali, merkezi Kûfe’ye taşıdıktan sonra Şam valisi Muâviye ile anlaşmazlığa düştü. Muâviye, Hz. Osman’ın kanının intikamının alınmasını ve katillerin kendisine teslim edilmesini istiyor, Hz. Ali’nin halifeliğine biat etmiyordu. İki ordu, Fırat kıyısındaki Sıffîn’de karşılaştı. Savaş birkaç ay sürdü ve çok sayıda sahabi ile tâbiîn hayatını kaybetti. Bu çatışmada Ammâr b. Yâsir gibi sahabilerin Hz. Ali safında şehit olması önemli bir olay olarak anılır. Hadiste Ammâr’ı “âsî bir grubun öldüreceği” haber verilmiş olup, bu rivayet Ehl-i Sünnet’in Hz. Ali’nin hak üzere olduğunu kabul etmesinde delil olarak kullanılır (Müslim, Fiten 70). Buna rağmen Ehl-i Sünnet, Muâviye ve yanındaki sahabilerin de ictihad ettiğini ve bu konuda dil uzatmamak gerektiğini belirtir.

Hakem Olayı

Sıffîn’de savaşın kızıştığı bir sırada, Muâviye tarafı mushafları mızraklara takarak “Allah’ın Kitabı aramızda hakem olsun” çağrısı yaptı. Hz. Ali’nin ordusunda bir grup bu çağrıyı kabul etti ve savaşa son verildi. Hz. Ali’yi temsilen Ebû Mûsâ el-Eş’arî, Muâviye’yi temsilen Amr b. Âs hakem seçildi. Hakem heyetinin kararı konusunda tarihî kaynaklarda farklı anlatımlar vardır; kesin sonuca ulaşılamadığı, hakemliğin Hz. Ali’nin lehine olmayan bir biçimde gelişmesi ve anlaşmazlığın sürmesi şeklinde aktarılır. Bu anlatılarda taraf tutan eklemelerin olabileceği hatırlanmalıdır.

Hâriciler ve Nehrevân

Hakem kabulü, Hz. Ali’nin ordusunda bir grubun ayrılmasına sebep oldu. Bu grup, “Hüküm yalnız Allah’ındır” sloganıyla hakemliği reddedip Hz. Ali’den ayrıldı; tarihte “Hâriciler” (çıkanlar) olarak anılırlar. Hz. Ali ile Hâriciler arasında 38/658’de Nehrevân Savaşı yaşandı ve Hâriciler büyük ölçüde yenildi. Ancak ayrılan grup daha sonra tehlikeli bir harekete dönüştü. Ehl-i Sünnet âlimleri Hâricileri, Müslümanları büyük günah sebebiyle tekfir etmeleri ve sahabeyi dışlamalarıyla eleştirir. Hâriciler, fırka tarihinde ilk ayrılık olarak anılır.

Şehadeti

Hz. Ali, 17 (veya 19) Ramazan 40 / Ocak 661 tarihinde Kûfe’de sabah namazına giderken Abdurrahman b. Mülcem adlı bir Hâricî tarafından zehirli kılıçla yaralandı ve iki gün sonra şehit oldu (kaynaklarda tarih ve gün sayısı konusunda küçük farklar vardır). Yaklaşık altmış üç yaşındaydı. Hz. Hasan bir süre halifelik yaptı ve ardından Muâviye ile anlaştı (bk. Hz. Hasan’ın hilafetten çekilmesi). Hz. Ali’nin kabrinin yeri hakkında Necef, Mezâr-ı Şerif ve başka bazı yerler zikredilir; bu konuda kaynaklar ve gelenekler farklıdır.

Sünnî yaklaşım

Ehl-i Sünnet, Hz. Ali’yi dördüncü halife ve Aşere-i Mübeşşere’den bir sahabi olarak sayar. Hz. Ali’nin Muâviye’ye karşı hak üzere olduğunu kabul eder; ancak Muâviye ve diğer sahabiler hakkında da hüsn-i zanda bulunur ve onların ictihad ettiklerini belirtir. İlmî ve adil bir bakış, sahabeyi laf ve suçlama konusu yapmamayı gerektirir. Bu çatışmalar, İslam tarihinin acı bir bölümüdür; ibret alınması ve tekrarlanmaması için bilinmelidir. Hz. Ali’nin ilmi ve sözleri için Hz. Ali’nin ilmi ve hikmetli sözleri yazısına bakılabilir.

Hz. Ali’nin yönetim anlayışı

Hz. Ali, devlet merkezini Medine’den Kûfe’ye taşıdı; bunun sebebi, Irak’ın askerî ve siyasî ağırlığı ile karşı cepheye yakınlığıydı. Yönetimde sadelik ve adalet vurgusu yaptı; beytülmal gelirlerini eşit dağıtmaya özen gösterdi. Valilerini sıkı denetler, halkla ilişkilerinde adalet ve mütevazılık esasına dayanırdı. Hakem Olayı ve iç savaşlar yüzünden bu dönem istikrarsızlıkla geçti; devletin çeşitli bölgelerinde otorite zayıfladı. Bununla birlikte Hz. Ali’nin ilmî faaliyetleri, kadılığı ve hitabeti, bu karışık dönemde de sürdü. Onun ilim yönü için Hz. Ali’nin ilmi ve hikmetli sözleri yazısı okunabilir.

Fitne dönemini anlatırken dikkat edilecek noktalar

Bu dönemle ilgili rivayetlerin çoğu, siyasî ve mezhebî eğilimlerin etkisiyle yazıya geçmiş olabilir. Tarih kaynakları (örneğin Taberî) çeşitli ravilerden aktarım yapar ve her aktarım aynı güvenilirlikte değildir. Bu sebeple olaylar hakkında kesin hükümler vermeden önce rivayetlerin senedi ve kaynağı sorgulanmalıdır. Ayrıca sahabenin birbirini tekfir etmediği, aralarında yaşanan ihtilafların siyasî ve içtihadî olduğu, hatalarının Allah tarafından affedilebileceği Ehl-i Sünnet anlayışının temelini oluşturur. Bu konularda Hz. Ali’nin Sıffîn sonrası “Kardeşlerimiz bize karşı bağy ettiler, fakat onları kâfir saymıyoruz” şeklindeki tavrını bildiren rivayetler de nakledilir; bu rivayetin kaynağı hakkında farklı değerlendirmeler olsa da, Sünnî yaklaşımın ruhunu yansıtır. Sahabenin kimler olduğu için sahabe kime denir yazısına bakılabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Cemel Vakası neden çıktı?

Hz. Osman’ın katillerine karşı harekete geçme ve ıslah çabası sırasında, karışıklık ve kışkırtma sonucu savaş çıktı; taraflar arasında savaş istemeyenler de vardı.

Sıffîn Savaşı kimler arasında oldu?

Hz. Ali’nin ordusu ile Şam valisi Muâviye’nin ordusu arasında 37/657’de Fırat kıyısında gerçekleşti.

Hâriciler kimdir?

Hakem Olayı sonrasında Hz. Ali’nin ordusundan ayrılan ve hakemliği reddeden gruptur; tarihte ilk ayrılıkçı topluluk olarak anılır.

Hz. Ali nasıl şehit oldu?

Kûfe’de sabah namazına giderken Hâricî Abdurrahman b. Mülcem tarafından yaralandı ve iki gün sonra vefat etti.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Taberî, Târîhu’r-rusül ve’l-mülûk; Belâzürî, Ensâbü’l-eşrâf; İbn Sa‘d, et-Tabakâtü’l-kübrâ; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Ali b. Ebû Tâlib" maddesi

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 8 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. Taberî, Târîhu’r-rusül ve’l-mülûk
  2. Belâzürî, Ensâbü’l-eşrâf
  3. İbn Sa‘d, et-Tabakâtü’l-kübrâ
  4. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Ali b. Ebû Tâlib" maddesi

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.