Hz. İdrîs’in Kabri Nerede? Yükseltilme ve Makam Rivayetleri
Hz. İdrîs'in kabri nerede? Kur'an'daki yüce makama yükseltilme ifadesi, göğe alınma rivayetleri, Ölüm Meleği anlatımı ve makam ziyaretlerine dair değerlendirmeler.
- Kur'an'daki İfade: "Mekânen Aliyyâ"
- Göğe Alınma ve Ölüm Meleği Rivayeti
- Makam İddiaları ve Yöresel Gelenekler
Hz. İdrîs’in kabri hakkında Kur’an ve sahih hadislerde bir bilgi yoktur. Kur’an onu “yüce bir makama yükselttik” diye anar (Meryem 19/57). Bazı âlimler bunu göğe alınma, bazıları ise makam yüceliği olarak anlamıştır. Bu sebeple kabrin yeri kesin değildir; çeşitli yörelerde İdrîs’e nispet edilen makam anlatıları bulunur.
Kur’an’daki İfade: “Mekânen Aliyyâ”
Meryem Suresi’nde İdrîs hakkında geçen “ve rafa’nâhu mekânen aliyyâ” ifadesi, kabir sorusunun merkezindedir. Eğer ifade, manevi bir derece yüksekliği ise, İdrîs vefat etmiş ve bir kabre defnedilmiş olabilir; fakat nerede olduğu bilinmemektedir. Eğer ifade, bedenen göğe alınma anlamındaysa, ortada bir kabir yoktur. Cumhur müfessirlerin görüşü birinci yöndedir. Bununla birlikte ikinci yorumu savunanlar da vardır. Bu iki görüş, ayetin kapsamını anlamamız açısından yararlıdır.
Kur’an’da benzer bir ifade Hz. Îsâ için de bulunur: “Hayır! Allah onu kendi katına yükseltti” (Nisâ 4/158). Fakat İdrîs için “kendi katına” değil, “yüce bir mekâna” denmesi, farklı yorumlar doğurmuştur. Bu fark üzerinden bakılırsa, İdrîs hakkındaki yükseltmenin Îsâ’nınkiyle aynı mahiyette olduğu kesin değildir.
Göğe Alınma ve Ölüm Meleği Rivayeti
Taberî ve İbn Kesîr’in naklettiği bir rivayete göre İdrîs’in bir meleğe dostluğu vardı. Melek onu kanadına alarak göğe çıkardı. Dördüncü semaya ulaştıklarında Ölüm Meleği ile karşılaştılar; Ölüm Meleği “Rabbim bana İdrîs’in ruhunu dördüncü semada almamı emretti” dedi ve ruhunu orada aldı. Rivayet, Kur’an’daki “yüce makam” ifadesini ve Mi’rac hadisindeki dördüncü gök bilgisini birleştirmeye çalışır. Bu anlatımın kaynağı Ka’bü’l-ahbâr’dır; yani İsrâiliyat’a dayanır.
İbn Kesîr bu tür rivayetler hakkında “çoğu İsrâiliyat’tandır, bir kısmı bizim delillerimizle uyuşur, bir kısmı çelişir; bunlara itibar edilmez” şeklinde genel bir uyarı yapar. O hâlde bu rivayetin kesin bir bilgi olarak sunulması doğru olmaz. Aynı zamanda sahih hadislerdeki Mi’rac bilgisi ile örtüşmesi, rivayetin bir yorum çabası olduğunu düşündürür.
Makam İddiaları ve Yöresel Gelenekler
İslam coğrafyasında İdrîs’e nispet edilen çeşitli makam ve ziyaretgâhlar vardır. Irak’ta Kûfe Mescidi’nin Âdem, Nûh, İbrâhim ve İdrîs gibi peygamberlerin namaz kıldığı bir yer olduğu rivayeti, daha çok Şiî kaynaklarda yer alır. Şam, Mısır ve Lübnan çevresinde de “Nebi İdrîs” adıyla anılan makam anlatıları bulunur. Bu makamlar yöresel geleneklerle şekillenmiştir; bilimsel veya nasla desteklenen bir kesinlik taşımaz.
Bir yerin kutsal sayılması ile orada o peygamberin gerçekten bulunması farklı şeylerdir. Doğru yaklaşım, makam ziyaretlerinde ibret ve dua amacını taşımak, kesin bilgi iddiasından kaçınmaktır. Aynı meselenin başka bir peygamberdeki örneği için Hz. Âdem’in kabri nerede? yazısına bakabilirsiniz.
Ziyaretlerde Dikkat Edilecek Noktalar
- Kabir ve makam ziyareti, ölümü ve ahireti hatırlamak içindir.
- Peygamber ya da veli makamlarında adak, kurban veya ölüden istekte bulunmak İslam’ın tevhid anlayışıyla bağdaşmaz.
- Makamın sıhhati kesin değilse, “burada İdrîs yatıyor” demek yerine “ona nispet edilen yer” ifadesi tercih edilmelidir.
- Ziyaret sırasında Kur’an okunur, dua edilir ve selam verilir.
Mi’rac’ta Dördüncü Gök
Sahih hadislere göre Hz. Peygamber Mi’rac gecesinde İdrîs ile dördüncü gökte karşılaşmıştır (Buhârî, Bed’ü’l-halk; Müslim, Îmân). Bu bilgi, peygamberlerin ruhlarının berzah âleminde yüksek mertebelerde olduğuna işaret eder. Bu karşılaşma, İdrîs’in kabri ile ilgili soruya doğrudan cevap vermez; çünkü peygamberlerin ruhlarının göklerde olması, cesetlerinin yerde bulunmasıyla çelişmez. Bu yüzden Mi’rac hadisini kabir tartışmasından ayrı bir bilgi olarak okumak gerekir.
Özet
İdrîs’in kabri bilinmez; “yüce makam” ifadesi birkaç şekilde yorumlanır; göğe alınma ve Ölüm Meleği rivayeti İsrâiliyat’a dayanır; makam anlatıları yöresel geleneklerdir. Ayetlerin detayı için Hz. İdrîs Kur’an’da nerede geçer?, hayatından dersler için Hz. İdrîs hayatından dersler yazısını okuyabilirsiniz.
Sahih Bilgi ile Rivayetin Ayrımı
Hz. İdrîs konusunda sahih bilgi şudur: Kur’an onu sıddîk bir peygamber olarak tanıtır, sabredenlerden sayar ve yüce bir makama yükseltildiğini bildirir; sahih hadisler ise Mi’rac gecesi dördüncü gökte karşılaşıldığını haber verir. Bunun dışındaki bilgiler, yani kabri, göğe alınışı, Ölüm Meleği ile diyalogu ve yaşadığı yer, kıssa literatürünün parçasıdır. Bu bilgiler çoğunlukla Vehb b. Münebbih ve Ka’bü’l-ahbâr gibi, Ehl-i Kitap’tan Müslüman olmuş râvilere dayanır. Bu râvilerden gelen rivayetler, Kur’an ve sahih sünnete aykırı olmadığı sürece nakledilmiş; fakat itikadî delil sayılmamıştır.
Bu tutum, İslam âlimlerinin ihtiyatlı ve dengeli yaklaşımının bir örneğidir. Hem kıssa geleneği korunmuş hem de inanç esaslarının güvenilir kaynaklara dayanması sağlanmıştır. Okur için yapılacak şey, kıssayı ibret gözüyle okumak ve kabir yeri gibi kesin olmayan konulara ilgi göstermek yerine, sıddîklik ve sabır gibi örnek alınacak vasıflara odaklanmaktır. Peygamberlerin ortak özellikleri için peygamberlerin sıfatları yazısı da yardımcı olur.
Cenaze ve Defin Konusunda İslam’ın Genel Prensibi
Her canlı ölümü tadacaktır (Âl-i İmrân 3/185) ve peygamberler de bu kuralın dışında değildir. Kur’an Hz. Muhammed’e hitaben “Şüphesiz sen de öleceksin, onlar da ölecekler” (Zümer 39/30) buyurur. Peygamberlerin vefat edip defnedildikleri, Hz. Îsâ gibi istisnai durumlar dışında genel kabuldür. İdrîs için de aksini söyleyen kesin bir delil yoktur. Dolayısıyla ister makam yüceliği, ister göğe alınma yorumu benimsensin, bu durum İdrîs’in bir beşer olduğu gerçeğini değiştirmez.
Defin işlemi ise İslam’da cenazenin yıkanması, kefenlenmesi, cenaze namazının kılınması ve toprağa verilmesinden oluşur. Bu usullerin kökeni Âdem’in oğullarına kadar götürülür (Mâide 5/31). İdrîs döneminde de aynı usullerin uygulandığı düşünülür; ancak bunun ayrıntıları bilinmemektedir. Ölümle ilgili bilgiler için ölüm anı ve sekerat hâli yazısı faydalı olacaktır.
Sonuç olarak, kabrin yeri bilinmediği için ona dair kesin bir iddiada bulunmamak, hem ilmî dürüstlüğün hem de dinî edebin gereğidir. Bir peygamberin hatırasını yaşatmanın en doğru yolu, onun getirdiği mesajı ve ahlakı yaşamaktır.
Sıkça Sorulan Sorular
Hz. İdrîs’in kabri biliniyor mu?
Hayır. Kur’an ve sahih hadislerde kabri bildirilmez. Bazı rivayetler onun göğe alındığını söyler, bazıları ise vefat ettiğini ve manevi olarak yükseltildiğini belirtir.
İdrîs göğe diri olarak mı alındı?
Cumhurun görüşü Kur’an’daki ifadenin makam yüceliği olduğu yönündedir; diri olarak alındığına dair rivayetler İsrâiliyat kaynaklıdır ve kesin değildir.
Kûfe Mescidi ile İdrîs’in ilişkisi nedir?
Bazı rivayetlerde Kûfe Mescidi’nin İdrîs’in de namaz kıldığı yerlerden olduğu anlatılır. Bu bilgi esas olarak Şiî kaynaklara dayanır ve Sünnî kaynaklarda kesin kabul görmez.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "İdris" md.; Taberî, Câmiu'l-beyân; İbn Kesîr, Kısasü'l-enbiyâ
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "İdris" md.
- Taberî, Câmiu'l-beyân
- İbn Kesîr, Kısasü'l-enbiyâ
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.