🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

I. Abdülhamid Nasıl Öldü? Vefatı ve Türbesi Nerede?

Osmanlı Devleti ve PadişahlarıGüncelleme: 8 Eylül 202610 dk okuma

I. Abdülhamid 1789'da inme geçirerek vefat etti. 43 yıl kafes hayatı, Küçük Kaynarca Antlaşması, Kırım'ın kaybı, Bahçekapı Külliyesi ve türbesi hakkında bilgiler.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Kafesten Tahta Geçiş
  • Küçük Kaynarca Antlaşması
  • Kırım'ın Kaybı ve Son Savaş

I. Abdülhamid (1774-1789), 7 Nisan 1789’da inme geçirerek vefat etti. Küçük Kaynarca Antlaşması, Kırım’ın Rusya’ya geçişi ve devam eden Rus-Avusturya savaşıyla anılan padişah, Eminönü-Bahçekapı’da yaptırdığı külliyenin türbesine defnedildi.

Kafesten Tahta Geçiş

1725’te doğan Abdülhamid, III. Ahmed’in oğludur. Ağabeyleri III. Osman ve III. Mustafa’nın saltanatları boyunca yaklaşık kırk üç yıl Topkapı Sarayı’nın kafes bölümünde yaşadı. 1774 Ocak’ında III. Mustafa’nın ölümü üzerine 49 yaşında tahta çıkarıldı. Kafeste geçen yıllar boyunca dinî ilimlere, hat ve musikiye ilgi duyduğu aktarılır. III. Mustafa‘nın savaş yıllarında bıraktığı ağır miras onu bekliyordu.

Tahta çıktığında Rusya ile savaş devam ediyordu ve Osmanlı ordusu ağır durumdaydı. Padişah, sadrazam Muhsinzade Mehmed Paşa’nın yetersizliği nedeniyle ordu içinde yaşanan sıkıntıları görmüş, barış arayışına girmeyi tercih etmişti. Kozluca yenilgisinden sonra Rus kuvvetlerinin Tuna’yı geçmesiyle barış masasına oturuldu.

Küçük Kaynarca Antlaşması

21 Temmuz 1774’te Bulgaristan’ın Küçük Kaynarca köyünde imzalanan antlaşma, Osmanlı tarihinin en önemli diplomatik belgelerinden biridir. Hükümleri arasında Kırım Hanlığı’nın bağımsızlığı (dinî bağın korunması şartıyla), Rusya’ya Azak, Kerç ve Yenikale’nin verilmesi, Karadeniz’de Rus ticaret gemilerinin serbestçe dolaşması ve İstanbul’da Rus kilisesine hamilik sağlanması yer alıyordu. Ayrıca Osmanlı, Rusya’ya 4,5 milyon ruble savaş tazminatı ödemeyi kabul etti.

Antlaşmanın dinî ve siyasi sonuçları dikkate değerdir. Osmanlı padişahının “halife” sıfatıyla Kırım Müslümanları üzerindeki manevi otoritesinin tanınması, hilafet makamının uluslararası bir antlaşmada ilk kez resmen anıldığı örneklerden biri olarak yorumlanır. Bu unsur sonradan yüzyıllar boyunca tartışılacaktır. Hilafet meselesi 20. yüzyıla kadar Osmanlı siyasetinin önemli bir parçası olarak kaldı.

Kırım’ın Kaybı ve Son Savaş

Küçük Kaynarca’dan sonra Rusya, Kırım’ın iç işlerine karıştı. 1783’te Çariçe II. Katerina Kırım’ı resmen ilhak etti. Osmanlı Devleti bu gelişmeye karşı çaresiz kaldı ve ilhakı kabul etmek zorunda kaldı. Bu olay, Osmanlı’nın Karadeniz’deki hâkimiyetinin sona ermesi anlamına geliyordu. Kırım’dan göç eden Müslüman nüfus Anadolu ve Rumeli’ye yerleşti.

1787’de yeni bir Rus-Osmanlı savaşı başladı; Avusturya da Rusya’nın yanında savaşa girdi. Özü (Ochakov) kuşatması ve diğer cephelerde mücadele sürdü. Abdülhamid, savaşın gidişatından büyük endişe duyuyordu. Cezayirli Gazi Hasan Paşa gibi komutanlar donanma ve kara harekâtlarında görev aldı. Bu savaşlar Abdülhamid’in ölümünden sonra, III. Selim döneminde sona erecekti.

Bahçekapı Külliyesi ve Beylerbeyi Camii

Abdülhamid, İstanbul’da önemli bir mimari miras bıraktı. Eminönü-Bahçekapı’da 1777-1780 yılları arasında yaptırılan külliye; cami, medrese, kütüphane, sebil, çeşme ve türbeden oluşur. Külliyenin türbesi, padişahın kendi yatacağı yer olarak planlanmıştı. Ayrıca Beylerbeyi’nde Boğaz’a bakan Beylerbeyi Camii (1778) de onun adıyla anılır. Bu yapılar Osmanlı barok ve erken ampir üslubunun örnekleridir.

Külliyenin kütüphanesi, vakıf yoluyla yaşatılan bilgi mirasının bir örneği olarak anılır. Kitapların bakımı ve okuyuculara hizmeti için vakfiye şartları belirlenmiş, görevli sayısı ve maaşları kayıt altına alınmıştır. Sebil ve çeşme ise İstanbul sokaklarında yolcuların su ihtiyacını karşılamıştır.

Vefat Anı

Abdülhamid, 1789 Nisan’ında inme (felç) geçirerek hayatını kaybetti. Dönemin anlatılarına göre, savaş cephesinden gelen olumsuz haberlerin ve devlet işlerinin yükünün sağlığını olumsuz etkilediği düşünülür. 7 Nisan 1789’da 64 yaşında vefat etti. Tahta yeğeni III. Selim geçti. Selim, ilerleyen yıllarda geniş kapsamlı bir reform hareketi olan Nizam-ı Cedid’i başlatacaktı.

Abdülhamid’in ölümüyle Osmanlı’nın uzun süren savunma savaşları ve çözülme belirtileri daha belirgin hale geldi. Onun kısa ve sorunlu saltanatı, Osmanlı devletinin 18. yüzyıl sonundaki siyasi zorluklarını yansıtır.

Türbe ve Ziyaret

I. Abdülhamid, Eminönü-Bahçekapı’daki külliyesinin içindeki türbede yatmaktadır. Bu türbede ayrıca IV. Mustafa‘nın da yattığı bilinir. Türbe, barok etkili bir yapıdır; duvarları kalem işleri ve renkli camlarla donatılmıştır. Çevresindeki bahçe, günümüzde şehrin yoğun bölgesinde sakin bir alandır. Kütüphane yapısı ise Cumhuriyet döneminde farklı amaçlarla kullanılmıştır.

Kişiliği ve Hayır Faaliyetleri

Abdülhamid, kafes yıllarını ibadet, kitap okuma ve hat çalışmasıyla geçiren bir padişahtı. Kaynaklar, tahta çıkarken büyük bir alçakgönüllülük gösterdiğini ve devlet işlerinde yeterince tecrübe sahibi olmadığını itiraf ettiğini anlatır. Halk arasında hayırsever ve merhametli olarak tanınırdı. Hac yolundaki yoksullar için konaklama yerleri yaptırdığı ve Haremeyn’e gönderilen sürre hizmetini sürdürdüğü bilinir. Osmanlı’nın Mekke ve Medine’ye hizmetleri onun döneminde de aksatılmadan devam etti.

Padişah, 1782’de İstanbul’da çıkan büyük yangınların ardından yeniden imar çalışmalarına destek verdi. Ayrıca Rumeli ve Anadolu’da çeşitli köprü, çeşme ve han yapımlarını destekledi. Vakıf kayıtları, onun adına yapılan hizmetlerin dökümünü içerir. Tarihçiler, Abdülhamid’in saltanatını Osmanlı’nın ağır yenilgiler yaşadığı bir dönem olarak değerlendirse de padişahın kişisel ahlakı ve hayırseverliği hakkında genelde olumlu görüş belirtir.

Sarayda Yenilik Girişimleri

Abdülhamid döneminde Fransız mühendis ve subayların Osmanlı ordusuna danışmanlık yapması sürdü. Topçu ve mühendis okulları genişletildi, Mühendishane-i Bahri-i Hümayun’un eğitimleri artırıldı. Ayrıca yeni gemi inşası ve donanmanın güçlendirilmesi için Cezayirli Gazi Hasan Paşa’nın çalışmaları desteklendi. Bu girişimler, sonraki yıllarda III. Selim’in başlatacağı Nizam-ı Cedid reformlarının zeminini oluşturdu. Hasan Paşa’nın donanma reformu, Osmanlı donanmasının 1780’lerde yeniden güçlenmesine katkıda bulundu.

Tarihî Değerlendirme

I. Abdülhamid’in saltanatı, Osmanlı’nın savunmacı bir diplomasiyle devleti ayakta tutmaya çalıştığı bir dönemdir. Tarihçiler onun dindar, merhametli ve mütevazı kişiliğini över; ancak gelişen olaylar karşısında pasif kaldığını söyleyen eleştiriler de vardır. Kırım’ın kaybı ve Rusya’nın Karadeniz’deki yükselişi, sonraki yüzyılın Osmanlı dış politikasını belirledi. Padişahın yaptırdığı eserler ve vakıflar ise İstanbul’un kültürel dokusuna katkı sağladı.

Sıkça Sorulan Sorular

I. Abdülhamid ne zaman öldü?

7 Nisan 1789’da İstanbul’da vefat etmiştir. İnme veya felç sonucu öldüğü aktarılır.

I. Abdülhamid’in türbesi nerede?

İstanbul’da Eminönü-Bahçekapı’da, kendi yaptırdığı külliyenin içindeki türbede yatar.

Küçük Kaynarca Antlaşması ne zaman imzalandı?

21 Temmuz 1774’te, I. Abdülhamid’in tahta çıkışından kısa süre sonra imzalanmıştır.

I. Abdülhamid kimin kardeşidir?

III. Ahmed’in oğlu olup III. Mustafa’nın kardeşidir ve ağabeyinin ölümü üzerine tahta çıkmıştır.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Abdülhamid I" md.; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Küçük Kaynarca Antlaşması" md.; Virginia Aksan, Ottoman Wars 1700-1870; Halil İnalcık, The Ottoman Empire: The Classical Age

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR1 görüntülenme · 7 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Abdülhamid I" md.
  2. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Küçük Kaynarca Antlaşması" md.
  3. Virginia Aksan, Ottoman Wars 1700-1870
  4. Halil İnalcık, The Ottoman Empire: The Classical Age

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.