Sigorta Caiz mi? Kasko, Trafik ve Hayat Sigortası
Sigorta caiz mi? Ticari sigortanın garar ve faiz sorunu, kasko, trafik ve hayat sigortasının hükmü, tekâfül alternatifi ve Diyanet görüşü.
- Sigortanın tarihçesi ve fıkıhla karşılaşması
- Sakıncalı görülen yönler
- Savunma ve itirazlar
Ticari sigorta, çoğunluk fıkıh kurumlarına ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın görüşüne göre garar, riba ve kumar unsurları taşıdığı için caiz görülmez. Zorunlu sigortalar mecburiyet nedeniyle ruhsat kapsamında değerlendirilir; tavsiye edilen alternatif ise karşılıklı yardımlaşmaya dayanan tekâfül sistemidir.
Sigortanın tarihçesi ve fıkıhla karşılaşması
Sigorta uygulaması, deniz ticaretinde gemi ve yük için kurulan güvence sistemlerinden doğmuş ve 19. yüzyılda Osmanlı’ya girmiştir. İslam hukukçuları bu uygulamayı ilk kez “sevkare” adıyla incelemiştir. İbn Âbidîn, gemi ve yük sigortasında tüccarın sigorta şirketine prim ödediği, şirketin de malın telef olması hâlinde bedelini ödediği uygulamayı ayrıntılı ele almış ve bunu caiz görmemiştir. Sonraki dönemde ise Muhammed Abduh ve Mustafa ez-Zerkâ gibi bazı âlimler, sigortanın belirli şartlarla caiz olabileceğini savunmuştur. Genel kabul ise ticari sigortanın mevcut hâliyle sakıncalı olduğu yönündedir.
Sakıncalı görülen yönler
- Garar (belirsizlik): Sigortalı, ne kadar prim ödeyeceğini bilir; fakat tazminat alıp almayacağı belirsizdir. Şirket açısından da kaç kişinin hasar yaşayacağı bilinmez. Hadiste garar satışı yasaklanmıştır (Müslim, Büyû’). Bu ilke için garar içeren satışlar yazısına bakılabilir.
- Riba: Hayat ve bireysel emeklilik tipi sigortalarda ödenen primlere faiz benzeri getiri eklenir veya prim faizli yatırımlarda değerlendirilir. Bu durum riba şüphesi doğurur.
- Kumar benzerliği: Az bir primle büyük bir tazminat alma ihtimalinin şansa bağlı olması, bazı âlimlerce kumara benzetilir.
- Karşılıksız kazanç: Hasar olmadığında primin şirkete kalması, karşılıksız kazanç gibi görülür.
Savunma ve itirazlar
Sigortayı caiz görenler, sistemin tarafları arasındaki ilişkinin bir “güvence hizmeti” olduğunu, primin bu hizmetin ücreti sayıldığını, belirsizliğin ise tazminatın şartı ve sözleşme hükümleriyle çözülebileceğini belirtir. Ayrıca modern ekonomide güvencesiz ticaretin imkânsızlığı ve toplumun ihtiyacı “umumi belva” olarak gündeme getirilir. Çoğunluk ise ihtiyacın tekâfül gibi helal bir alternatifle karşılanabileceğini, bu nedenle ruhsata gerek olmadığını söyler.
Diyanet ve fetva kurumlarının görüşü
İslam Fıkıh Akademisi 1985’te Amman’da yaptığı toplantıda ticari sigortanın caiz olmadığını, karşılıklı yardımlaşmaya dayanan ta’âvünî sigortanın ise caiz olduğunu belirtmiştir. Türkiye’de Din İşleri Yüksek Kurulu da ticari sigortanın dinen sakıncalı olduğunu, zorunlu olanların ise mecburiyet nedeniyle mazur görüldüğünü ifade eden görüşler yayımlamıştır. Güncel resmî metinlerin Diyanet’in internet sitesinden takip edilmesi önerilir.
Kasko, trafik ve hayat sigortası
Trafik sigortası, başkasına verilecek zararı karşılamak için zorunludur; bu nedenle ruhsat kapsamında değerlendirilir. Kasko zorunlu olmadığından, kişi isterse aracının hasarını kendisi karşılamayı tercih edebilir; bu durumda ticari kaskodan kaçınmak ve tekâfül ürününe yönelmek ihtiyatlı yol olarak görülür. Hayat sigortasında vefat tazminatı ve birikimli hayat sigortaları ayrı sorunlar içerir: Tazminatın miras hukukuna uygun olarak dağıtılması gerekir, birikimli ürünlerdeki faiz payı ise sakıncalıdır. Zorunlu sigortaların ayrıntısı için zorunlu sigorta ve SGK primleri yazısına bakılabilir.
Alternatif: Tekâfül
Tekâfül, katılımcıların bir havuza bağış (teberru) niteliğinde katkı yaptığı ve zarar gören üyenin bu havuzdan karşılandığı sistemdir. Şirket, havuzu yöneten vekil veya mudarib konumundadır. Bu yapı karşılıklı yardımlaşmaya dayanır ve ticari sigortanın bazı sakıncalarını gidermeyi hedefler. Ayrıntılar için tekâfül ve katılım sigortacılığı yazısı incelenebilir. Bireysel emeklilik gibi birikim ürünleri ise BES yazısında tartışılır.
Sigorta ihtiyacı duyan bir kişi, önce tekâfül seçeneklerini araştırmalı, yoksa zorunlu olanlarla yetinerek isteğe bağlı sigortalardan kaçınmalıdır. Bununla beraber toplumsal güvenliğin bir gereği olarak, başkalarına verilecek zararı tazmin eden uygulamaların da bir maslahat taşıdığını unutmamak gerekir. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır.
Sağlık, konut ve işyeri sigortaları
Ticari sigortanın diğer türleri de aynı çerçevede değerlendirilir. Sağlık sigortasında kişi, tedavi masraflarını karşılamak için prim öder; hastanın tedaviye ihtiyaç duyup duymayacağı belirsiz olduğundan garar unsuru vardır. Konut ve işyeri sigortalarında yangın, hırsızlık ve doğal afet gibi riskler karşılanır. Kredi kullanımına bağlı zorunlu hayat veya konut sigortaları da bulunmaktadır; bu durumda faizli bir işlemin parçası olarak sunulduğundan, hükmü krediyle birlikte değerlendirilir. Bunun için konut kredisi yazısındaki ölçüler geçerlidir.
Tazminat alma konusunda da bir ölçü vardır: Sigorta şirketinden alınacak tazminat, gerçekten uğranılan zararla sınırlı olmalı, hasarın abartılması veya hileli beyan yapılması kesinlikle yasaktır. Hz. Peygamber’in “aldatan bizden değildir” uyarısı bu noktada da geçerlidir. Sigortalı kişi, prim ve tazminat süreçlerinde dürüst davranmakla yükümlüdür.
Fakih görüşlerinin ortak noktası, toplumun risklere karşı güvenceye ihtiyaç duyduğunun kabul edilmesidir; ayrışma, bu ihtiyacın hangi araçla karşılanacağındadır. Tekâfül ve vakıf, kooperatif ve karşılıklı yardımlaşma sandıkları gibi geleneksel modeller bu bakımdan değerli bir mirastır.
Sıkça Sorulan Sorular
Ticari sigorta neden sakıncalı görülür?
Çoğunluk görüşüne göre ticari sigortada prim karşılığında belirsiz bir tazminat vaadi bulunduğu için garar, primlerin faizli yatırımlarda değerlendirilmesi nedeniyle riba, şansa bağlı kazanç unsuruyla da kumara benzerlik söz konusu olur.
Trafik sigortası zorunlu olduğu için caiz midir?
Hukuken zorunlu olan sigortalar için çoğu çağdaş fetva ruhsat tanır; çünkü kişi mecburdur ve başkalarına verilebilecek zararın tazmini bir sosyal maslahattır. Bununla birlikte mümkünse tekâfül esaslı seçenekler tercih edilir.
Hayat sigortası ve kasko hakkında ne denir?
Hayat sigortasında prim ve bedelin belirsizliği, miras hukukuna aykırı yönlendirme ve faizli yatırım ihtimali nedeniyle ihtiyatlı yaklaşılır. Kasko zorunlu olmadığından çoğu fetvada ticari kaskonun caiz olmadığı, tekâfül modelinin tercih edileceği belirtilir.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Sigorta" maddesi; İbn Âbidîn, Reddü'l-muhtâr (sigorta/sevkare bahsi); İslam Fıkıh Akademisi (Mecmaü'l-fıkhi'l-İslâmî), sigorta kararı; Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, diyanet.gov.tr
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Sigorta" maddesi
- İbn Âbidîn, Reddü'l-muhtâr (sigorta/sevkare bahsi)
- İslam Fıkıh Akademisi (Mecmaü'l-fıkhi'l-İslâmî), sigorta kararı
- Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, diyanet.gov.tr
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.