Tebük Seferi Şehitleri ve Öne Çıkan Sahabiler
Tebük'te çatışma olmadığı için şehit kaydı yoktur; Zü'l-Becâdeyn'in vefatı ile Hz. Osman, Ebû Bekir, Ebû Zerr, Ebû Hayseme ve Bekkâûn anlatılıyor.
- Şehit Kaydının Bulunmaması
- Abdullah Zü'l-Becâdeyn
- Bağışçılar: Hz. Osman, Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer
Tebük Seferi’nde çatışma olmadığı için şehit kaydı bulunmaz; seferi anlamlı kılan kahramanlar bağışta bulunanlar, geri kalıp sonradan yetişenler, binek bulamadığı için ağlayanlar ve sefer sırasında vefat eden Abdullah Zü’l-Becâdeyn’dir. Savaşın bir şehit listesi olmasa da sahabenin sorumluluk ve fedakârlığı bu seferde örnek bir tablo çizer.
Şehit Kaydının Bulunmaması
Tebük’te Bizans ordusu karşı koymadı; Hz. Peygamber yirmi gün kadar bölgede kalıp çevre kabilelerle anlaşma yaptı. Bu nedenle sefer sırasında şehit düşen sahabî yoktur. Başlığın “şehitler” ifadesi, bu seferde ölenlerden çok geri kalan veya katılan kahramanları anlatmak içindir. Seferin tam çerçevesi Tebük Seferi yazısında, dersleri Tebük Seferi Dersleri yazısında bulunur.
Abdullah Zü’l-Becâdeyn
İbn Hişâm’ın aktardığına göre Müzeyne kabilesinden Abdullah b. Abdünehm, İslam’a girdiği için aşiretiyle ilişkisi kesilmiş, kıyafetsiz kalmış ve Hz. Peygamber’e sığınmıştı. Hz. Peygamber ona “Zü’l-Becâdeyn” (iki kaba giysi sahibi) lakabını verdi. Tebük seferi sırasında vefat edince Hz. Peygamber kabrine bizzat girdi, Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer cenazeyi indirmeye yardım etti. Hz. Peygamber “Allah’ım, ben bu akşam ondan hoşnutum, sen de hoşnut ol” diye dua etti. Abdullah b. Mes’ûd bu görüntüyü görünce “Keşke o ölü ben olsaydım” demiştir (İbn Hişâm; senedi tartışmalıdır). Bu rivayet, yeni Müslüman olmanın bedelini ödeyen ama Hz. Peygamber’in şefkatini kazanan bir sahabînin hikâyesidir.
Bağışçılar: Hz. Osman, Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer
Hz. Osman’ın üç yüz deve, bin dinar nakit ve sefere katılanların donanımını karşılaması, Hz. Peygamber’in “Bundan sonra Osman ne yaparsa yapsın ona zarar vermez” demesiyle sonuçlandı (Tirmizî, Menâkıb). Hz. Ömer malının yarısını getirdi, Hz. Ebû Bekir ise malının tamamını bağışlayıp “Ailene ne bıraktın?” sorusuna “Allah ve Resûlü’nü” cevabını verdi. Hz. Ömer bu durumdan sonra “Ebû Bekir’i hiçbir hayır işinde geçemeyeceğim” dedi. Bu bağışlar, fedakârlığın mal ve can ile gösterildiği örneklerdir.
Bekkâûn: Ağlayanlar
Binek bulamayan ve Hz. Peygamber’in “Size binek bulamıyorum” demesi üzerine gözyaşlarıyla dönen yedi kadar sahabî, “Bekkâûn” olarak anılır. Bunlar arasında Sâlim b. Umeyr, Ulbe b. Zeyd, Ebû Leylâ Abdurrahman b. Ka’b, Amr b. Humâm, Abdullah b. Muğaffel, Hirmî b. Abdullah ve Irbâd b. Sâriye bulunur. Tevbe 9/92 bu insanları över: “Gözlerinden yaş boşanarak dönmüşlerdi.” Bu ayet, niyetin ve gayretin kıymetini ortaya koyar. Hz. Peygamber de “Medine’de öyle kimseler vardır ki yolculukta ve vadilerde sizinle birdi; onları özür alıkoydu” buyurdu.
Ebû Hayseme ve Ebû Zerr
Ensâr’dan Ebû Hayseme, sıcak bir günde eşlerinin hazırladığı serin gölge ve yemeği görünce “Resûlullah güneşte ve sıcakta, ben gölgede mi?” diyerek hazırlandı ve orduya yetişti; Hz. Peygamber uzaktan onu görünce “Ebû Hayseme ol!” buyurdu. Ebû Zerr devesi yorulunca eşyasını sırtlanıp yaya yürüdü; ordunun konakladığı yerde Hz. Peygamber onu görüp “Ebû Zerr’e Allah rahmet etsin; yalnız yürür, yalnız ölür” dedi (Hâkim; sened tartışmalı). Bu iki rivayet, geç kalsa da sorumluluğu yerine getiren sahabenin değerini gösterir.
Geri Kalan Üç Sahabî
Ka’b b. Mâlik, Mürâre b. Rebî’ ve Hilâl b. Ümeyye mazeretsiz geri kalıp doğruyu söyleyen sahabîlerdir; tevbeleri Tevbe 9/118 ile kabul edilmiştir. Ka’b’ın hikâyesi Ka’b b. Mâlik’in Rivayetleri yazısında anlatılmıştır. Bu olay, Tebük’ün en uzun ve öğretici bölümlerinden biridir.
Tebük’te sahabenin gösterdiği gayret yalnız savaşa hazır olmakla sınırlı kalmadı; yolda yorulan arkadaşlarına yardım edildi, su paylaşıldı, deve sırası beklenerek herkes ağırlığı taşıdı. Bu örnekler, kahramanlığın savaş meydanıyla sınırlı olmadığını gösterir. Disiplinli yürüyüş, hasta ve zayıfların gözetilmesi ve ordunun bir bütün olarak hareket etmesi de bu seferin başarısıdır. Bu bakışla sefere katılan her sahabî bir kahraman sayılabilir.
Tebük seferine katılan Ensâr’dan Ebû Katâde, Ubâde b. Sâmit, Ebû Eyyûb ve diğerleri hem Hz. Peygamber’in güvenini kazandı hem de sonraki fetihlerde görev aldı. Ebû Eyyûb’un Tebük sonrasında Şam seferlerine devam etmesi ve İstanbul önünde son nefesini vermesi bu cihad aşkının sürekliliğini gösterir; ayrıntılar Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin Rivayetleri yazısında bulunur.
Hz. Ali ve Vekâlet
Medine’de Hz. Ali’nin bırakılması, Hz. Peygamber’in ona güven duymasının ifadesiydi. Münafıklar “Onu yük olduğu için bıraktı” yaydığında Hz. Ali ordu yanına gitti; Hz. Peygamber onu geri gönderip “Mûsâ’ya Hârûn gibi” sözünü söyledi. Bu rivayet Sehl b. Sa’d ve diğer sahabîlerin Hz. Ali hakkındaki hadisleriyle birlikte okunabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Tebük’te şehit verildi mi?
Hayır; Bizans ordusu karşı koymadığı için çatışma yaşanmamış, şehit kaydı bulunmamıştır.
Zü’l-Becâdeyn kimdir?
Sefer sırasında vefat eden ve Hz. Peygamber’in kabrine indiği rivayet edilen Abdullah b. Abdünehm el-Müzenî’dir.
Bekkâûn kimlerdir?
Binek bulamadığı için sefere katılamayıp üzüntüyle ağlayan sahabîlerdir; Tevbe 92. ayet onları anar.
Ebû Hayseme olayı nedir?
Serin gölge ve yiyeceği bırakıp Hz. Peygamber’e yetişen Ensârî sahabîdir.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Kur'an-ı Kerîm, Tevbe 9/92, 100-102; Buhârî, Megâzî; Müslim, Tevbe; İbn Hişâm, es-Sîre; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Tebük Seferi" md.
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Kur'an-ı Kerîm, Tevbe 9/92, 100-102
- Buhârî, Megâzî
- Müslim, Tevbe
- İbn Hişâm, es-Sîre
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Tebük Seferi" md.
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.