Mûte Savaşı: Nedenleri, Seyri ve Sonuçları
Mûte Savaşı'nın nedenleri, elçi Hâris b. Umeyr'in öldürülmesi, Zeyd, Cafer ve Abdullah b. Revâha'nın şehadeti ve Hâlid b. Velîd'in geri çekilişi anlatılıyor.
- Nedenleri
- Komutanların Tayini
- Karşılaşma ve Müslümanların Kararı
Mûte Savaşı, Hicrî 8. yılın Cemâziyelevvel ayında yaklaşık üç bin Müslüman ile Bizans ve müttefiki Arap kabilelerinin ordusu arasında yapılan, üç komutanın şehit düştüğü ve Hâlid b. Velîd’in ustaca geri çekilişiyle orduyu kurtardığı savaştır.
Nedenleri
Hz. Peygamber, Busrâ hükümdarına İslam’a davet mektubu göndermek üzere Hâris b. Umeyr el-Ezdî’yi elçi olarak yolladı. Mûte’de Gassânî emîri Şurahbîl b. Amr, elçiyi öldürdü; bu, elçilerin dokunulmazlığı ilkesinin ağır ihlaliydi. Hz. Peygamber de bu olay üzerine Şam sınırına ordu hazırladı. Hudeybiye ve Hayber sonrasındaki bu sefer, Müslümanların ilk kez Bizans nüfuzundaki bölgeyle askerî karşılaşmasıdır. Önceki gelişmeler için Hayber Gazvesi yazısı okunabilir.
Komutanların Tayini
Hz. Peygamber yaklaşık üç bin kişilik ordunun başına Zeyd b. Hârise’yi atadı; “Zeyd şehit olursa Cafer b. Ebî Tâlib, o da şehit olursa Abdullah b. Revâha komutan olsun” buyurdu (Buhârî, Megâzî). Bu ardışık komutan tayini, savaşın tehlikesini ve bu isimlere duyulan güveni gösterir. Ordu Medine’den uğurlanırken Hz. Peygamber Seniyyetü’l-Veda’ya kadar gelip yola çıkanlara “Allah’ın adıyla savaşın; kadınlara, çocuklara, yaşlılara, kilise ve manastırlarda ibadet edenlere dokunmayın; ağaçları kesmeyin” tavsiyelerinde bulundu (İbn Hişâm; Mâlik, Muvatta’). Abdullah b. Revâha’nın yola çıkarkenki hâli Abdullah b. Revâha yazısında anlatılmıştır.
Karşılaşma ve Müslümanların Kararı
Ürdün’e ulaşan ordu, Bizans ve müttefiki Arap kabilelerinden oluşan çok büyük bir ordunun Moab bölgesinde toplandığını öğrendi. Bazıları Hz. Peygamber’e durumu bildirip yardım istemeyi önerdi; Abdullah b. Revâha “Biz sayı veya güçle değil, bu dinle savaşıyoruz. Ya zafer ya şehadet; iki güzellik de bizimdir” diyerek savaşa devam etme çağrısı yaptı. Ordu Mûte’de düşmanla karşılaştı. Kaynaklarda düşman sayısı yüz bin ve üzerinde verilse de bu rakamlar abartılı kabul edilir.
Üç Komutanın Şehadeti
Zeyd b. Hârise sancağı taşıyıp çarpışırken mızrak darbeleriyle şehit oldu. Sancağı Cafer b. Ebî Tâlib aldı; atının ayaklarını kesip savaşa devam etti. Önce sağ eli, sonra sol eli kesildi; sancağı göğsüyle tuttu ve şehit oldu. İbn Ömer’in rivayetinde Cafer’in vücudunda doksandan fazla darbe izi bulunduğu (Buhârî, Megâzî) aktarılır. Hz. Peygamber, ona “Cafer et-Tayyâr” ve “Zü’l-cenâheyn” (iki kanat sahibi) lakaplarının cennette iki kanat verildiğini bildirdi. Üçüncü komutan Abdullah b. Revâha, tereddüt anında cesaretini toplayıp çarpışırken şehit düştü. Bu olaylar Hz. Peygamber’e vahiy yoluyla Medine’de haber verildi: “Sancağı Zeyd aldı, şehit oldu; Cafer aldı, şehit oldu; İbn Revâha aldı, şehit oldu” derken gözleri yaşlıydı (Buhârî, Megâzî).
Hâlid b. Velîd ve Geri Çekilme
Müslümanlar kendi aralarında istişare ederek Sâbit b. Akram’ı komutan seçti; Sâbit sancağı Hâlid b. Velîd’e verdi. Hâlid o gün dokuz kılıç kırdı (Buhârî, Megâzî). Gece ordunun yerini değiştirdi: Ön safları arkaya, arkadakileri öne aldı; sancakları değiştirdi, tozu kaldıracak birlikleri gönderdi. Düşman yeni takviyelerin geldiğini sanıp geri çekildi; Hâlid de bu fırsatla ordusunu kurtardı. Hz. Peygamber bu başarıyı “Allah’ın kılıçlarından bir kılıç” diye niteledi; böylece Hâlid “Seyfullah” lakabını aldı. Bu geri çekiliş Medine’de tartışma yarattı; bazıları orduya “firarîler” dedi, Hz. Peygamber ise “Hayır, bunlar tekrar hücum edecek olanlardır” buyurdu (Ahmed, Müsned; senedi tartışmalıdır).
Mûte’nin coğrafi konumu, savaşın seyrini etkiledi. Mûte, bugünkü Ürdün’de Kerek’in güneyinde, Ölü Deniz’in doğusunda yer alan bir köydür. Müslüman ordusu çöl yolculuğundan sonra yorgun biçimde yüksek ve engebeli bir araziye girdi; düşman ise yerel desteği ve kaleleriyle avantajlıydı. Bu şartlarda küçük bir ordunun savaşması çok zordu. Buna rağmen Müslümanlar bir günden fazla direndi.
Savaştan sonra Müslümanların Medine’ye dönüşü sırasında bazı Medineliler orduya toprak atıp “Firarîler!” dediler; Hz. Peygamber onları engelleyip “Bunlar firarî değil, tekrar saldıracak olanlardır” dedi. Hz. Peygamber Cafer’in, Zeyd’in ve Abdullah’ın evlerini ziyaret edip taziyede bulundu. Zeyd’in oğlu Üsame sonradan onun yerine komutan atandı; bu, Hz. Peygamber’in şehit çocuklarına verdiği değeri gösterir. Mûte’nin hatırası İslam tarihinde şehadetin ve komutan sadakatinin simgesi olmuştur.
Sonuçları
Mûte, Müslümanların kayıp verdiği ancak Bizans nüfuz alanına yaptığı ilk sefer olması bakımından önem taşır. Kayıpların sayısı on iki kadar şehit olarak verilir; bunların arasında üç komutan vardı. Sefer, Şam bölgesindeki Arap kabilelerinin Müslümanlarla ilgilenmesini sağladı ve Tebük Seferi’ne giden süreci başlattı. Mûte’nin dersleri Mûte Savaşı Dersleri yazısında, şehitleri Mûte Şehitleri ve Kahramanları yazısında ele alınır. Sonraki sefer için Tebük Seferi yazısına bakılabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Mûte Savaşı ne zaman oldu?
Hicrî 8. yılın Cemâziyelevvel ayında (Eylül 629), bugünkü Ürdün’ün Kerek yöresindeki Mûte’de yapılmıştır.
Komutanlar kimlerdi?
Hz. Peygamber sırasıyla Zeyd b. Hârise, Cafer b. Ebî Tâlib ve Abdullah b. Revâha’yı komutan tayin etti.
Düşman ordusu kaç kişiydi?
Kaynaklarda yüz bin ile iki yüz bin arasında rakamlar verilir; sayılar mübalağalı kabul edilir.
Hâlid b. Velîd neden “Seyfullah”?
Mûte’de dokuz kılıç kırdığı ve ordunun sağ salim dönmesini sağladığı için bu lakapla anılmıştır.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Buhârî, Megâzî; İbn Hişâm, es-Sîre; İbn Sa'd, et-Tabakāt; Taberî, Târîh; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Mûte Gazvesi" md.
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Buhârî, Megâzî
- İbn Hişâm, es-Sîre
- İbn Sa'd, et-Tabakāt
- Taberî, Târîh
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Mûte Gazvesi" md.
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.