İbrahim Müteferrika ve Osmanlı’da Matbaa: İlk Basılan Kitaplar
İbrahim Müteferrika kimdir, Osmanlı'da matbaa nasıl kuruldu? 1727 padişah izni, şeyhülislam fetvası, 1729'da basılan ilk kitap ve matbaanın bastığı eserler.
- İbrahim Müteferrika Kimdir?
- Matbaa Neden Geç Geldi?
- İzin Süreci ve Şeyhülislam Fetvası
İbrahim Müteferrika, 1727’de Osmanlı padişahından ve şeyhülislamın fetvasından aldığı izinle İstanbul’da ilk Müslüman Türk matbaasını kuran, Macar asıllı Osmanlı devlet görevlisidir. 1729’da çıkan Vankulu Lügati ilk eseri olmuş, matbaa 1742’ye kadar on yedi eser yayımlamıştır.
İbrahim Müteferrika Kimdir?
Müteferrika, günümüzde Romanya sınırları içinde bulunan Kolozsvar (Cluj) yöresinde dünyaya gelmiş, Macar kökenli olduğu kabul edilen bir kişidir. Doğum tarihi kesin olarak bilinmez; 17. yüzyılın son çeyreğinde doğduğu tahmin edilir. Osmanlı topraklarına esir ya da devşirme yoluyla geldiği, sonra Müslüman olduğu aktarılır. İlk adının ne olduğu hakkında kaynaklarda farklı bilgiler vardır. Medrese eğitimi görmüş, Arapça ve Osmanlı Türkçesinin yanında Latince ve başka Avrupa dillerini de bilmiştir.
“Müteferrika” Osmanlı sarayında belirli bir sınıf görevli için kullanılan bir unvandır. İbrahim, diplomasi alanında görev almış, çeşitli elçilik heyetlerinde bulunmuştur. Lâle Devri yıllarında sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın ve diğer üst düzey yöneticilerin desteğini kazanmış, matbaa fikrini onlara kabul ettirmiştir.
Matbaa Neden Geç Geldi?
Yaygın bir kanaat, Osmanlı’da matbaanın “yasak” olduğu ve yüzyıllarca ertelendiği yönündedir. Tarihçilerin çoğu bu anlatımın fazla basitleştirildiğini söyler. Osmanlı topraklarında 1493 yılında Yahudi cemaati İstanbul’da matbaa kurmuş, daha sonra Rum ve Ermeni cemaatlerin de matbaaları açılmıştır. Yani basım teknolojisi biliniyordu. Müslümanlar için Arap harfli matbaa ise daha geç başlamıştır.
Bunun nedenleri üzerine görüşler farklıdır. Hattatlığın ve el yazması kitap ticaretinin ekonomik ve kültürel yerleşikliği, Kur’an ve dinî kitapların basımı konusundaki titizlik, kopyacıların ve hattatların geçim kaygısı ile devletin öncelikleri gibi etkenler sayılır. Hat sanatının, Osmanlı kültüründeki yeri düşünüldüğünde hattatların mesleki endişeleri anlaşılabilir bir unsur olarak görülür.
İzin Süreci ve Şeyhülislam Fetvası
İbrahim Müteferrika, matbaanın faydalarını anlatan “Vesîletü’t-Tıbâa” adlı bir risale yazarak devlet adamlarına sundu. Risalede matbaanın kitapları ucuzlatacağını, hatasız ve çok sayıda nüsha üretmeyi mümkün kılacağını, ilmin yayılmasına yardımcı olacağını savundu. Eserini hazırlarken Damat İbrahim Paşa’nın ve Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi’nin oğlu Said Efendi’nin desteğine güvendi.
Şeyhülislam Abdullah Efendi, yazılı bir fetva vererek basımın caiz olduğunu bildirdi. Ancak bu izin bir sınırlama taşıyordu: tefsir, hadis, fıkıh ve kelâm gibi dinî ilimlere ait kitaplar kapsam dışı tutuldu. Padişah III. Ahmed 1727’de bir ferman çıkarttı. Basılacak kitapların bilginlerden oluşan bir heyet tarafından denetlenmesi şartı getirildi ve düzeltmen olarak ulemadan kişilerin görevlendirilmesi kararlaştırıldı. Şeyhülislamların bu kararındaki rolü, Osmanlı’da yeniliğin dinî otoriteyle birlikte hayata geçirildiğini gösterir.
Basılan Eserler
Matbaa, 1729’da Vankulu Lügati’nin iki cildiyle işe başladı. 1742’ye kadar toplam on yedi eser, yaklaşık yirmi üç cilt hâlinde yayımlandı. Bu eserler arasında şunlar sayılır:
- Kâtib Çelebi’nin coğrafya eseri Cihannümâ ve Tuhfetü’l-Kibâr fî Esfâri’l-Bihâr.
- Tarih-i Seyyah, Tarih-i Hind-i Garbî, Tarih-i Timur gibi tarih ve seyahat anlatıları.
- Naîmâ Tarihi ve Râşid Tarihi gibi Osmanlı vakayinameleri.
- Müteferrika’nın kendi yazdığı Usûlü’l-Hikem fî Nizâmi’l-Ümem adlı siyaset ve askerlik risalesi.
- Fransızca-Türkçe temelli dil ve gramer çalışmaları ile astronomi ve coğrafya haritaları.
Eserlerin tirajı genellikle birkaç yüz nüshayla sınırlıydı. Yüksek fiyatları ve sınırlı dağıtım ağı nedeniyle beklenen yaygın etkiyi gösteremedi. Müteferrika’nın 1745’te ölümünden sonra matbaa bir süre durdu, yıllar sonra yeniden faaliyete geçti.
Matbaanın Çalışma Düzeni
Matbaa, İbrahim Müteferrika’nın ortağı olarak anılan Said Efendi ile birlikte İstanbul’da kuruldu ve harfler Arap alfabesinin bağlantılı yapısına uygun biçimde, birden çok biçimde dökülen karakterlerle hazırlandı. Bu teknik zorluk, Arap harfli basımın Latin harflilere göre daha pahalı ve yavaş olmasının nedenlerinden biriydi. Basılan sayfalar el yazmasındaki estetiğe yaklaşmak amacıyla özenle dizilir, nüshalar çoğunlukla cilt ve kâğıt kalitesi bakımından yüksek maliyetle çıkardı. Matbaanın faaliyetleri için hazineden ödenek ayrılmadığı, masrafların bir kısmının abonelik ve satış gelirleriyle karşılandığı aktarılır.
Müteferrika, Avrupa’da gördüğü haritacılık anlayışını da Osmanlı kitabına taşımıştır. Cihannümâ’daki gravür haritalar ve Karadeniz, Marmara ile Mısır haritaları bunun örneğidir. Bu haritaların hazırlanışında Avrupa kaynaklarından yararlanıldığı bilinir. Kitaplara ayrıca ilmî önsözler eklenir, basılan eserin kimin tarafından düzeltildiği ve hangi nüshaya dayandığı açıkça belirtilirdi.
Matbaanın Mirası
İbrahim Müteferrika’nın matbaası, kısa ömürlü olsa da Osmanlı kültür tarihinde bir dönüm noktası sayılır. 18. yüzyıl sonlarında Mühendishane-i Berri-i Hümayun’da ve 19. yüzyılda Bulak, Üsküdar ve Takvimhane-i Âmire matbaalarında yeniden kurulan basımevleri bu mirasın devamı olarak anılır. Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasına kadar geçen dönemde de bilgi aktarımı hâlâ büyük oranda el yazmalarıyla sürmüştür. Müteferrika’nın hayatı, 19. yüzyıl Tanzimat ve basın gelişmeleriyle birlikte değerlendirilmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Osmanlı’da ilk Türkçe matbaa ne zaman kuruldu?
İbrahim Müteferrika’nın girişimiyle 1727’de izin alınmış, matbaa 1729’da ilk eserini basmıştır. Bundan önce gayrimüslim cemaatlerin matbaaları İstanbul’da yıllardır faaliyet gösteriyordu.
Matbaa için fetva nasıl alındı?
Şeyhülislam Abdullah Efendi, dinî kitapların hariç tutulması şartıyla lügat, tarih ve bilim gibi eserlerin basılmasını uygun gördüğünü bildiren bir fetva vermiştir.
İbrahim Müteferrika’nın bastığı ilk kitap hangisidir?
Ceverî’nin Sıhah adlı Arapça lügatinin Vankulu Mehmed Efendi tarafından yapılan Türkçe çevirisi olan Vankulu Lügati ilk basılan eserdir.
Osmanlı’da matbaa gerçekten üç yüz yıl yasak mıydı?
Hayır. Gayrimüslim cemaatler 15. yüzyılın sonundan itibaren matbaa kullanmıştır. Müslümanlar için Arap harfli matbaa ise 1727’ye kadar devlet izniyle başlamamıştı.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "İbrâhim Müteferrika" md.; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Matbaa" md.; Orlin Sabev, İbrahim Müteferrika ya da İlk Osmanlı Matbaa Serüveni; Kemal Beydilli, Türk Bilim ve Matbaacılık Tarihinde Mühendishâne, Mühendishâne Matbaası ve Kütüphanesi
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "İbrâhim Müteferrika" md.
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Matbaa" md.
- Orlin Sabev, İbrahim Müteferrika ya da İlk Osmanlı Matbaa Serüveni
- Kemal Beydilli, Türk Bilim ve Matbaacılık Tarihinde Mühendishâne, Mühendishâne Matbaası ve Kütüphanesi
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.