Müellefe-i Kulûb Kimdir? Kalpleri İslam’a Isındırılanlar
Müellefe-i kulûb kimdir? Tevbe 60'ta zekât verilecek sekiz sınıftan biri olan kalpleri İslam'a ısındırılanların kimler olduğu, Huneyn örneği ve hükmün günümüzdeki durumu.
- Kavramın Anlamı ve Kur'an'daki Yeri
- Huneyn Ganimeti ve Hz. Peygamber'in Uygulaması
- Ensâr'ın Üzüntüsü ve Hz. Peygamber'in Konuşması
Müellefe-i kulûb, kalpleri İslam’a ısındırılmak istenen veya İslam’a bağlılığı pekiştirilmek istenen kişilere zekât ve ganimetten verilen paya hak kazananlara denir. Tevbe Suresi’nin 60. âyetinde zekât verilecek sekiz sınıftan biri olarak anılır; Hz. Peygamber’in Huneyn ganimetinden Mekke ileri gelenlerine pay vermesi en bilinen örnektir.
Kavramın Anlamı ve Kur’an’daki Yeri
Müellefe-i kulûb, “kalpleri birbirine ısındırılanlar” demektir. Kur’an’da zekât (sadaka) verilecek kişiler sayılırken şöyle buyrulur: “Sadakalar (zekâtlar), ancak yoksullara, düşkünlere, bunun için çalışan memurlara, kalpleri İslam’a ısındırılacak olanlara, köleleri azat etmeye, borçlulara, Allah yolunda olanlara ve yolda kalmışlara verilir” (Tevbe 9/60). Bu âyet, zekâtın harcama alanlarını belirler. Müellefe-i kulûb bunlardan biridir. Zekât hakkında genel bilgi için Diyanet kaynakları incelenebilir.
Müellefe-i kulûb iki türlü anlaşılır: İslam’a yeni girenlerin imanını güçlendirmek ya da henüz Müslüman olmayanların İslam’a yaklaşmasını sağlamak. Fıkıh âlimleri bu kapsamı tartışmış, kimin hak sahibi olduğu konusunda farklı görüşler ileri sürmüştür.
Huneyn Ganimeti ve Hz. Peygamber’in Uygulaması
Mekke fethinden sonra yapılan Huneyn Savaşı’nda (hicri 8) Müslümanlar büyük ganimet elde etti. Hz. Peygamber ganimeti dağıtırken Mekke’nin ileri gelenlerine, yeni Müslüman olanlara daha fazla pay verdi. Ebû Süfyân’a, oğlu Muâviye’ye, Hakîm b. Hizâm’a, Safvân b. Ümeyye’ye, Süheyl b. Amr’a, Akra’ b. Hâbis’e ve Uyeyne b. Hısn’a yüzer deve verildiği rivayet edilir (Müslim, Zekât; İbn Hişâm). Bu kişiler, Kureyş’in önde gelen kişileri idi ve sadece birkaç ay önce Müslüman olmuşlardı. Safvân b. Ümeyye, Hz. Peygamber’in cömertliği hakkında şöyle der: “Resûlullah bana verdi; o benim en çok buğzettiğim kişiydi. Vermeye devam etti, sonunda bana insanların en sevgilisi oldu” (Müslim, Fezâilü’s-sahâbe). Bu rivayet sahihtir.
Bu uygulama, kalplerin ısındırılması ilkesinin pratik örneğidir. Ancak Resûlullah’ın amacı, bunları dünyalık ile satın almak değil, İslam’a yakınlıklarını güçlendirmekti. Yeni Müslüman olanların imanı henüz sağlam değildi; maddi destek bu geçiş döneminde güven sağladı. Ebû Süfyân hakkında Ebû Süfyân b. Harb yazısı okunabilir.
Ensâr’ın Üzüntüsü ve Hz. Peygamber’in Konuşması
Dağıtımda Ensâr’a az pay düştü, çünkü ganimetin büyük kısmı yeni Müslüman olanlara verildi. Ensâr’dan bazıları “Allah Resûlü’nü affetsin; Kureyş’e veriyor, bizi bırakıyor, oysa kılıçlarımızdan hâlâ onların kanı damlıyor” şeklinde söz söyledi. Hz. Peygamber Ensâr’ı toplayıp konuştu: “Ey Ensâr! Ben size gelmişken sapkın değil miydiniz, Allah sizi benimle hidayete erdirmedi mi? Düşman değil miydiniz, Allah kalplerinizi birleştirmedi mi? İnsanlar deve ve koyun götürürken sizler Allah’ın Resûlü’nü evlerinize götürmeye razı olmaz mısınız?” buyurdu. Ensâr ağlayarak “Razıyız” dedi (Buhârî, Meğâzî 56; Müslim, Zekât). Bu rivayet sahihtir ve siyer kaynaklarının en etkileyici bölümlerindendir.
Bu olay, liderlik ve adalet açısından önemlidir: Hz. Peygamber, Ensâr’ın hakkını inkâr etmedi, onlara daha büyük bir nimeti hatırlattı. Gerçek servetin mal olmadığını gösterdi. Ensâr’ın fazileti için Muhacir Kimdir? yazısı okunabilir.
Fıkhî Tartışma: Hüküm Devam Ediyor mu?
Müellefe-i kulûb payının sonraki dönemlerde devam edip etmediği fıkıh âlimleri arasında tartışmalıdır. Hanefî mezhebi ve bazı âlimler, Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer döneminde bu payın kaldırıldığını savunur. Rivayete göre Uyeyne b. Hısn ve Akra’ b. Hâbis Hz. Ebû Bekir’den arazi istedi; Hz. Ebû Bekir yazı yazdı, ancak Hz. Ömer yazıyı yırtarak “Resûlullah sizi kalplerinizi ısındırmak için veriyordu; şimdi Allah İslam’ı güçlendirdi. Doğruyu izlerseniz ne âlâ, yoksa aramızda kılıç var” dedi (Beyhakî; hadisin senedi hakkında değerlendirmeler farklıdır). Bu rivayet sebebiyle Hanefî mezhebi, İslam’ın güçlendiği dönemde bu payın düştüğü görüşündedir.
Şâfiî ve Hanbelî mezhepleri ise ihtiyaç doğduğunda bu payın verilebileceğini kabul eder; Mâlikî mezhebinde de farklı görüşler vardır. Günümüz fıkıh kurulları bu tartışmada koşullara göre farklı kararlar vermiştir. Konu karmaşık olduğundan, konuyla ilgili Diyanet fetvalarına başvurmak uygundur.
Müellefe-i Kulûb’un Ahlâkî ve Toplumsal Yönü
Bu uygulamanın asıl mesajı, insanlara karşı merhametle ve ihtiyaçlarına duyarlı yaklaşmanın, kalpleri kazanmada etkili olduğudur. Hz. Peygamber’in “Hediyeleşin; birbirinizi sever, kinleriniz gider” mealindeki hadisi (Tirmizî, Velâ; hadisin senedi zayıf kabul edilir, ancak anlam başka rivayetlerle desteklenir) bu ilkeye işaret eder. Sosyal yardımlaşmanın kalbi yumuşattığı bilinen bir gerçektir. Ancak kalpleri kazanma amacıyla yapılan yardım, karşılıksız ve saygı çerçevesinde olmalıdır; kişilerin inancı pazarlık konusu yapılmamalıdır.
Günümüzde yeni Müslüman olanlara destek, yoksul ve yabancı topluluklara yardım ve toplumsal uyum projeleri bu kavramla ilişkilendirilebilir. Ancak her uygulamanın dinî hükmü fıkhî kriterlere göre belirlenmelidir.
Hâtırlanması Gereken Örnek: Hakîm b. Hizâm
Hakîm b. Hizâm, Huneyn ganimetinden pay alanlardan biriydi. Daha fazlasını istediğinde Hz. Peygamber ona kanaat ahlâkını öğretti ve Hakîm sonrasında kimseden bir şey almayacağına yemin etti (Buhârî, Zekât 50). Bu olay, kalplerin ısındırılması ile nefsin terbiyesinin birleştiği bir örnektir. Hakîm’in hayatı için Hakîm b. Hizâm yazısı okunabilir. Mekke’den sonra affedilenler için Tulakâ Kimdir? yazısı da incelenebilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Müellefe-i kulûb kimdir?
Kalpleri İslam’a ısındırılmak istenen veya İslam’daki bağlılığı pekiştirilmek istenen kişilerdir. Tevbe 9/60’ta zekât verilecek sekiz sınıftan biri olarak anılır.
Huneyn ganimetinden kimlere verildi?
Ebû Süfyân, Muâviye, Hakîm b. Hizâm, Safvân b. Ümeyye, Akra’ b. Hâbis, Uyeyne b. Hısn gibi Kureyş ve diğer kabile reislerine yüzer deve verildi (Buhârî, Meğâzî 56; Müslim, Zekât).
Bu hüküm günümüzde geçerli mi?
Hanefî mezhebinde Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer dönemlerinden itibaren İslam’ın güçlenmesiyle bu payın düştüğü görüşü yaygındır. Şâfiî, Hanbelî ve Mâlikî çoğunluğa göre ihtiyaç hâlinde devam edebilir.
Ensâr neden bu dağıtıma üzüldü?
Ensâr, kendi payına düşen az olduğu için kırıldı. Hz. Peygamber onlarla konuşup Ensâr’ın Peygamber’i yanlarına alarak döndüğünü, diğerlerinin deve ve koyun götürdüğünü hatırlattı; Ensâr ağlayarak razı oldu (Buhârî, Meğâzî 56).
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Tevbe Suresi (9/60); Buhârî, Meğâzî 56; Müslim, Fezâilü's-sahâbe; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Müellefe-i Kulûb" md.
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Tevbe Suresi (9/60)
- Buhârî, Meğâzî 56
- Müslim, Fezâilü's-sahâbe
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Müellefe-i Kulûb" md.
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.