Tulakâ Kimdir? Mekke Fethinde Serbest Bırakılanlar
Tulakâ kimdir? Mekke fethinde Hz. Peygamber'in affettiği Kureyşlilerin kimler olduğu, af hutbesinin anlamı, Tulakâ'dan gelen sahabîler ve kavramla ilgili tartışmalar.
- Kavramın Anlamı ve Kaynakları
- Mekke Fethi ve Genel Af
- Affedilmeyenler Meselesi
Tulakâ, “serbest bırakılanlar” anlamına gelir ve Mekke fethinde Hz. Peygamber’in genel affıyla bağışlanan Kureyşlileri ifade eder. Bu kişilerin çoğu uzun yıllar Müslümanlara karşı mücadele etmiş, ancak fetihte affedilmiş ve sonradan İslam’a hizmet etmişlerdir; kavram, fazilet sıralaması değil tarihî bir sınıflandırmadır.
Kavramın Anlamı ve Kaynakları
Tulakâ (tâlik’in çoğulu), Arapça “salıverilmiş, bırakılmış” demektir. Mekke fethinde (hicri 8/630) Kureyşlilerin büyük kısmı savaşmadan teslim oldu. Hz. Peygamber, Kâbe’nin önünde toplanan Mekkelilere hitaben, geçmişteki düşmanlıkları ve zulümleri hatırlatmadan onları affetti. Siyer kaynakları, Hz. Peygamber’in “Ne dersiniz, size ne yapacağımı düşünüyorsunuz?” diye sorduğunu, “Hayır, kerim kardeş, kerim kardeşin oğlusun” cevabını aldığını ve “Gidin, hepiniz serbestsiniz” dediğini aktarır (İbn Hişâm; Beyhakî). Bu rivayetin senedi mürsel ve zayıf kabul edilse de, genel af olayı sahih hadislerde de görülür: “Kim Ebû Süfyân’ın evine girerse emniyettedir…” (Müslim, Cihâd).
Kavram, Tabakāt ve Siyer kitaplarında Mekke fethiyle Müslüman olanları ifade etmek için kullanılır. “Muhacir ve Ensâr” gibi öncüler ile Tulakâ arasında sosyal ve siyasi bir fark gözetilmiştir. Bu fark, fazilet sıralaması açısından değil, tarihî sınıflandırma açısındandır.
Mekke Fethi ve Genel Af
Hz. Peygamber, on bin kişilik orduyla Mekke’ye yürüdü. Büyük kısmı çatışmasız teslim oldu; yalnızca Hâlid b. Velîd’in girdiği koldaki küçük bir direniş kısa sürdü. Resûlullah, Kâbe’ye girip putları kırdı, “Hak geldi, batıl yok oldu” (İsrâ 17/81) âyetini okudu (Buhârî, Meğâzî 48). Sonra Mekkelileri affetti. Bu af, tarihte intikam yerine merhametin tercih edildiği nadir örneklerden biri olarak anılır. Fetih sırasında can ve mal güvencesi veren üç ev ilan edildi: Ebû Süfyân’ın evi, Kâbe ve silahını bırakanlar. Mekke fethi hakkında genel bilgi için Hz. Muhammed’in hayatı yazısı okunabilir.
Bu af, Mekkelilerin sonradan topluca Müslüman olmasının zeminini hazırladı. Hz. Peygamber, onlara karşı geçmişte yaşadığı eziyetlerin hesabını sormadı. Bu tutum, yönetim ve adalet açısından merhametin yapıcı gücünü gösterir.
Affedilmeyenler Meselesi
Fetih sırasında Hz. Peygamber’in bazı kişilerin kanını mubah saydığı rivayet edilir. Kaynaklarda bu kişilerin sayısı ve isimleri farklı aktarılır: İkrime b. Ebû Cehil, Safvân b. Ümeyye, Habbâr b. Esved, Abdullah b. Sa’d b. Ebî Serh, İbn Hatal, Hâris b. Hişâm gibi isimler anılır. Bunlardan bir kısmı tövbe edip affedildi (İkrime, Safvân, Abdullah b. Sa’d gibi); bir kısmı öldürüldü (İbn Hatal gibi). Bu kararların gerekçesi, kişilerin işlediği suçların ağırlığı (cinayet, Müslümanlara eziyet, hicviyle Hz. Peygamber’i hedef alma, vahyi tahrif iddiası vb.) idi. Ayrıntılar kaynaklarda farklıdır; kişilerin akıbeti ve gerekçeleri tartışmalıdır. İkrime’nin hikâyesi için İkrime b. Ebû Cehil yazısı okunabilir.
Bu istisnalar, genel affın sınırlarını gösterir: Af, adaletin yerini almaz; özel suçlar için özel hükümler uygulanabilir. Ancak bu kişilere de tövbe kapısı açık tutulmuştur.
Tulakâ’dan Gelen Önemli Şahsiyetler
Tulakâ arasında İslam tarihine damga vuran birçok isim vardır: Ebû Süfyân b. Harb, oğlu Muâviye, Hakîm b. Hizâm, Süheyl b. Amr, Safvân b. Ümeyye, İkrime b. Ebû Cehil gibi isimler bunlar arasında sayılabilir. Bazı kaynaklar Tulakâ kavramını yalnızca fetih günü serbest bırakılanlarla sınırlar; Hâlid b. Velîd ve Amr b. Âs gibi fetihten önce Müslüman olanlar bu kapsama girmez. Ebû Süfyân için Ebû Süfyân b. Harb, Süheyl için Süheyl b. Amr, Hakîm için Hakîm b. Hizâm yazıları okunabilir.
Bu şahsiyetler, Mekke’nin zorlu muhalifleri iken, İslam’a girdikten sonra Şam fetihleri, Yermük, Kadisiye gibi cephelerde ve idarî görevlerde önemli rol oynadılar. Bu dönüşüm, İslam’ın insanları dönüştürme gücünü gösterir.
Tulakâ ve Hilafet Tartışması
Tulakâ kavramı, bazı kaynaklarda siyasi bir tartışmanın da konusu olmuştur. Bazı rivayetlerde Hz. Ömer’in şûra heyetini belirlerken Mekke fethinden sonra Müslüman olanlara yer vermediği, atâ (maaş) düzenlemesinde öncü sahabeyi öne aldığı belirtilir (Taberî; İbn Sa’d). Bu rivayetlerin senedi ve yorumu tartışmalıdır. Ayrıca bu sınıflandırma, kişilerin faziletinde bir eksiklik değil, İslam’a giriş sırasına dayalı tarihî bir tasnif olarak anlaşılmalıdır. Kur’an’da fetihten önce infak ve savaşanların derecesinin yüksek olduğu bildirilir: “Fetihten önce infak edip savaşanlar, sonra infak edip savaşanlarla bir değildir; ancak Allah hepsine de güzel olanı (cenneti) vaat etmiştir” (Hadîd 57/10).
Bu âyet, hem öncülerin faziletini hem sonradan gelenlerin değerini aynı anda korur. Hiçbir sahabînin kötülenmesine izin vermez. Hz. Ömer’in uygulamaları için Hz. Ömer’in hayatı yazısı okunabilir.
Tulakâ Olgusunun Bugüne Mesajı
Tulakâ olayı, hatalı bir geçmişi olan insanlara tövbe fırsatı tanımanın toplumsal barış için ne kadar önemli olduğunu gösterir. Affın adaletle birleşmesi, hem bireylerin ıslahını hem toplumsal uzlaşmayı sağlar. Günümüzde de çatışma sonrası toplumlarda “barış ve uzlaşma” süreçleri için bu örnek ilham kaynağı olmuştur. Ayrıca Müellefe-i kulûb uygulaması ile birlikte okunduğunda, kalpleri kazanmanın hem af hem destek ile gerçekleştiği görülür; ayrıntı için Müellefe-i Kulûb Kimdir? yazısı okunabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Tulakâ kimdir?
“Serbest bırakılanlar” anlamına gelir. Mekke fethinde Hz. Peygamber’in genel affıyla serbest bırakılan, bir kısmı sonradan Müslüman olan Kureyşlilere verilen addır.
“Gidin, hepiniz serbestsiniz” sözü sahih mi?
Bu söz siyer kaynaklarında yaygın olarak anlatılır; ancak senedi mürsel ve zayıf kabul edilir. Genel af uygulaması ise sahih rivayetlerle de desteklenir.
Mekke fethinde affedilmeyenler var mı?
Bazı kişilerin kanı mubah ilan edilmiştir; bunların bir kısmı tövbe edip affedilmiş, bir kısmı öldürülmüştür. Sayı ve isimler konusunda kaynaklarda farklılıklar vardır.
Tulakâ olmak bir kusur sayılır mı?
Hayır. Tulakâ’dan Ebû Süfyân, Muâviye, Hakîm b. Hizâm, Süheyl b. Amr, Safvân b. Ümeyye gibi birçok isim sonradan İslam’a önemli hizmetlerde bulunmuştur.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: İbn Hişâm, es-Sîretü'n-nebeviyye; Taberî, Târîh; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Tulakā" ve "Mekke" maddeleri; Müslim, Cihâd
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- İbn Hişâm, es-Sîretü'n-nebeviyye
- Taberî, Târîh
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Tulakā" ve "Mekke" maddeleri
- Müslim, Cihâd
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.