🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Uluğ Bey Kimdir? Hayatı, Eserleri ve Bilime Katkıları

Müslüman Bilim İnsanlarıGüncelleme: 25 Ekim 20269 dk okuma

Timur'un torunu Uluğ Bey (1394-1449) kimdir? Semerkant'taki medrese ve rasathane, Zîc-i Sultânî ve Ali Kuşçu gibi bilginlerle çalışması ile trajik sonu anlatılıyor.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Doğumu ve çocukluğu
  • Semerkant'ta ilim merkezi
  • Rasathane

Uluğ Bey (1394-1449), Timur’un torunu, Şahruh’un oğlu olup Semerkant’ta hem hükümdar hem de astronom olarak çalışmıştır. Semerkant’ta kurduğu medrese ve rasathane ile Zîc-i Sultânî adlı yıldız kataloğu sayesinde 15. yüzyıl astronomisinin önemli figürlerinden biri sayılır.

Doğumu ve çocukluğu

Muhammed Tarağay, 1394’te Sultaniye (İran) yakınlarında, babası Şahruh’un Timur’un seferleri sırasında bulunduğu bir dönemde doğdu. Timur, ölümüne kadar (1405) çocuğu yakınında tuttu. Çocukluğunda bilginlerle yetişti ve ilme olan ilgisi erken yaşta belirginleşti. Timur’un ölümünün ardından çıkan iç çatışmalarda Şahruh iktidarı ele geçirdi ve Herat’ı başkent yaptı.

Şahruh, oğlu Uluğ Bey’i 1409’da Semerkant valisi olarak atadı. Böylece Uluğ Bey Mâverâünnehir’in yönetimini devraldı. 1447’de Şahruh’un ölümünden sonra ise Timurlu devletinin başına geçti. Siyasi hayatı çalkantılıydı; aile içi rekabetler ve komşu devletlerle ilişkiler hükümdarlığının önemli bölümünü işgal etti.

Semerkant’ta ilim merkezi

Uluğ Bey, Semerkant’ı bir ilim merkezi hâline getirmeye çalıştı. 1417-1420 arasında Semerkant’ta Registan Meydanı’nda bir medrese yaptırdı. Bu medresede matematik, astronomi, mantık ve dinî ilimler okutuldu. Ders verenler arasında Kadızâde-i Rûmî, Cemşîd el-Kâşî ve Ali Kuşçu gibi isimlerin bulunduğu aktarılır. Uluğ Bey’in kendisi de öğrencilere ders verirdi ve astronomide uzmanlaşmıştı.

Bu bilim çevresi, Semerkant ekolü olarak anılır. Kadızâde-i Rûmî, medresenin ilk müderrislerindendi; kaynaklara göre hem hocası hem öğrencileri için model sayılırdı. Kadızâde-i Rûmî’nin hayatı, Cemşîd el-Kâşî’nin hayatı ve Ali Kuşçu’nun hayatı yazıları bu çevreyi tanımaya yardımcı olur.

Rasathane

1420’lerde, Semerkant yakınlarındaki Kuhek Tepesi’nde bir rasathane inşa edildi. Rasathanenin en dikkat çekici aleti, yarıçapı yaklaşık 40 metre olduğu belirtilen büyük bir sekstanttı (Fahrî sekstant). Alet, kısmen yeraltına gömülmüş bir yay şeklindeydi ve gökcisimlerinin yüksekliğini çok küçük açı farklarıyla ölçmeye imkân verirdi. Rasathane 1908’de Rus arkeolog Vyatkin tarafından yeniden keşfedildi ve kalıntıları kazıldı. Günümüzde müze olarak ziyaret edilebilir.

Rasathanede yürütülen gözlemler yaklaşık on yıl sürdü. Gözlemlerin sonucunda hazırlanan Zîc-i Cedîd-i Sultânî yaklaşık 1437’de tamamlandı. Eser, Farsça yazılmış, Arapça girişi bulunur ve dört bölümden oluşur: Takvim bilgileri, gezegen hareketleri hesapları, yıldız konumları ve gök mekaniği. Yıldız kataloğunda 1018 yıldızın konumu verilir. Katalog, Batlamyus’un yıldız kataloğundan sonra gözleme dayalı en önemli kataloglardan biri sayılır.

Ekibin çalışması

Zîc üzerinde çalışan ekip, Uluğ Bey’in yanı sıra Kâşî (1429’da öldü), Kadızâde-i Rûmî, Ali Kuşçu ve diğer bilginlerden oluşuyordu. Kâşî’nin rasathane projesine katılımı ve ölümü sonrasında çalışmaların devam etmesi, ekibin sürekliliğini gösterir. Bazı kaynaklar, Zîc’in katkı payının dağılımını tartışır; Uluğ Bey’in kendi gözlemleri ve hesapları ile ekip üyelerininkileri birbirinden ayırmak kolay değildir.

Uluğ Bey’in astronomi dışında tarihle de ilgilendiği bilinir. Târîh-i Erbaa Ulus (Dört Ulus Tarihi) adlı eseri ona atfedilir; ancak bu eserin ona aidiyeti tartışmalıdır. Ayrıca şiirle, hat ve müzikle de ilgilendiği anlatılır.

Siyasi sorunlar ve ölümü

1447’de Şahruh’un ölümüyle Timurlu devletinde taht mücadeleleri başladı. Uluğ Bey, hem kardeşleri hem de yeğenleriyle uğraşmak zorunda kaldı. Oğlu Abdüllatif ile arasındaki gerginlik giderek arttı. 1449’da Abdüllatif babasına isyan etti, onu yendi ve hac yoluna sürgün etmek istedi; bu sırada Uluğ Bey’in öldürüldüğü kaynaklarda aktarılır. Birkaç ay sonra Abdüllatif de öldürüldü. Bu trajik son, Semerkant’ta bilimsel faaliyetin zayıflamasına yol açtı.

Uluğ Bey’in ölümünün dinî çevrelerin muhalefetiyle de ilişkilendirildiği anlatılır: Bazı din adamlarının bilimsel faaliyetten rahatsız olduğu söylenir. Ancak bu yorum, kaynaklarda net olarak desteklenmeyen sonradan eklenmiş bir anlatım olabilir; ölümün başlıca nedeni siyasi iktidar mücadelesidir.

Şahsiyeti ve yönetim anlayışı

Uluğ Bey, çağdaşlarının anlatımlarında ilme düşkün, sade yaşamlı ve biraz çekingen bir hükümdar olarak tarif edilir. Askerî seferlerden çok bilimsel çalışmaya vakit ayırmayı tercih ettiği, devlet yönetimini ise kimi zaman yeterince sıkı yürütemediği yönünde eleştiriler vardır. Bu eleştiriler, kaynakların siyasi rakiplerce yazılmış olabileceği ihtimaliyle birlikte değerlendirilmelidir. Ayrıca Semerkant’ta sanat ve mimariye de önem verdi: Registan’daki medresesi, bugün hâlâ ayakta olan en eski yapılardan biri olarak ziyaret edilir ve süslemeleriyle İslam sanatında geometrinin uygulama alanlarından birini temsil eder. Bu konuda İslam matematiğinde geometri ve süsleme desenleri yazısına bakılabilir.

Uluğ Bey’in bilime verdiği destek, hükümdar himayesinin bilimsel faaliyet için ne kadar belirleyici olduğunu gösterir. Onun ölümünden sonra rasathane terk edildi ve Semerkant’taki bilim topluluğu dağıldı. Bilginlerin bir kısmı Herat, Tebriz ve Osmanlı topraklarına göç etti. Bu süreç, İslam bilimi neden duraksadı tartışmasında kurumsal sürekliliğin önemini gösteren örneklerden biri olarak anılır.

Mirası

Zîc-i Sultânî, Doğu ve Batı’da yüzyıllarca kullanıldı. 17. yüzyılda John Greaves tarafından Latince olarak Oxford’da yayımlandı; bu yayın, Avrupa’da Uluğ Bey’in tanınmasında önemli oldu. Ali Kuşçu eseri İstanbul’a getirdi ve Osmanlı astronomisine etkisi oldu. Rasathanenin gözlem ve tablo geleneği, Osmanlı’da Takiyüddin’in gözlemevinde de devam eden bir ilişkiye işaret eder. Uluğ Bey’in bilimsel katkılarının ayrıntıları için Uluğ Bey’in buluşları ve bugüne etkisi yazısına bakılabilir. Mekanik geleneğin örneği olan Cezerî’nin buluşları ile Uluğ Bey’in astronomi geleneği, İslam bilim tarihinin farklı yüzlerini gösterir.

Sıkça Sorulan Sorular

Uluğ Bey’in asıl adı nedir?

Muhammed Tarağay’dır. “Uluğ Bey” büyük bey anlamına gelen bir unvandır. 1394’te Sultaniye’de doğduğu kabul edilir.

Semerkant Rasathanesi ne zaman kuruldu?

Rasathanenin 1420’li yıllarda inşa edildiği ve gözlemlerin yaklaşık 1420-1437 arasında sürdüğü kabul edilir. Kesin başlangıç tarihi kaynaklarda farklı aktarılır.

Uluğ Bey nasıl öldü?

1449’da oğlu Abdüllatif’in komplosu sonucu öldürüldüğü aktarılır. Ardından Abdüllatif de kısa süre sonra öldürüldü ve Timurlu devleti zayıfladı.

Zîc-i Sultânî ne anlama gelir?

Uluğ Bey ve ekibi tarafından hazırlanan yıldız kataloğu ve astronomik tablolar derlemesidir. Yaklaşık 1000 yıldızın konumunu içerir ve uzun süre referans olarak kullanılmıştır.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Uluğ Bey" maddesi; Uluğ Bey, Zîc-i Cedîd-i Sultânî; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Semerkant" maddesi; Barthold, Ulugh Beg, 1958

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR1 görüntülenme · 7 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Uluğ Bey" maddesi
  2. Uluğ Bey, Zîc-i Cedîd-i Sultânî
  3. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Semerkant" maddesi
  4. Barthold, Ulugh Beg, 1958

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.