Zâtü’s-Savârî: İslam Tarihinin İlk Büyük Deniz Zaferi
Zâtü's-Savârî Deniz Savaşı (655) nedir? Müslümanların Bizans donanmasını yendiği ilk büyük deniz zaferi, Abdullah b. Sa'd ve Muâviye'nin rolü, Kıbrıs seferi ve sonuçları.
- Müslümanların Deniz Gücüne Geçişi
- Savaşın Gerçekleşmesi
- Sonuç ve Etkileri
Zâtü’s-Savârî Deniz Savaşı, 655 yılında (hicri 34) Likya kıyılarında Müslüman donanması ile Bizans donanması arasında yapılan ve İslam tarihinin ilk büyük deniz zaferi sayılan muharebedir. Savaş sonunda Müslümanlar Akdeniz’de Bizans üstünlüğüne karşı güçlü bir donanma olduklarını gösterdi.
Müslümanların Deniz Gücüne Geçişi
İslam’ın ilk dönemlerinde Arapların deniz tecrübesi sınırlıydı. Suriye ve Mısır fetihlerinden sonra Müslümanlar, Bizans’ın Akdeniz’deki deniz saldırılarına karşı koymak zorunda kaldı. Muâviye b. Ebû Süfyan, Suriye valisi olarak sahillerin Bizans akınlarından korunması için Hz. Ömer’e deniz seferi izni teklif etti. Hz. Ömer, denizin risklerini düşünerek izin vermedi. Hz. Osman döneminde Muâviye’nin ısrarı üzerine izin alındı ve donanma kurulmaya başlandı. İlk büyük sefer 649’da (hicri 28) Kıbrıs’a yapıldı. Bu sefere katılan Ümmü Harâm bint Milhân’ın hanımlarla birlikte gelip orada vefat ettiği rivayet edilir. Buhârî ve Müslim’de Peygamberimizin “Ümmetimden denizde savaşa çıkacak ilk topluluk için cennet farz oldu” buyurduğu hadis geçer (Buhârî, Cihâd 3).
Savaşın Gerçekleşmesi
Mısır valisi Abdullah b. Sa’d b. Ebî Serh’in komutasındaki Müslüman donanması, Muâviye’nin Suriye gemileriyle birleşerek Anadolu’nun güney kıyılarına yöneldi. Karşısına Bizans İmparatoru II. Konstans’ın komuta ettiği büyük bir donanma çıktı. Kaynaklarda Müslüman gemi sayısı için yaklaşık 200, Bizans gemisi için 500 civarı rakamlar anılır; bu sayılar kesin kabul edilmez. Savaş Finike (Phoenix) açıklarında yapıldı. Savaşın adı “direkler” anlamına gelen “savârî”den gelir. Müslümanlar gemileri birbirine bağlayarak deniz muharebesini kara savaşına dönüştürdü. Bu taktikte okçular ve kılıç kullanan askerler üstünlük sağladı.
Sonuç ve Etkileri
Savaşın ardından Bizans donanması ağır kayıp verdi. İmparator Konstans’ın bir sıradan asker kılığında kaçarak canını zor kurtardığı anlatılır. Bu zafer, Akdeniz’in doğusunda Bizans’ın tek üstün güç olmadığını gösterdi. Müslümanlar daha sonra Rodos, Girit, Sicilya ve Kıbrıs’a seferler düzenledi. Aynı zamanda Emevîlerin İstanbul kuşatmaları için gerekli deniz tecrübesi bu dönemde kazanıldı. Mısır tersaneleri bu süreçte önem kazandı; Mısır’ın fethi yazısında anlatılan bölge bu donanmanın üssü oldu.
Tarihî Tartışmalar
Savaşın tarihi ve yeri konusunda kaynaklar arasında farklılık vardır. Bazı kaynaklarda hicri 34, bazılarında hicri 31 yılı geçer. Bizans kaynaklarında olay “Direkler Savaşı” (Battle of the Masts) olarak anılır. Bazı araştırmacılar Müslüman donanmasının Bizans’ı yenmesinde Doğu Roma’nın iç sorunlarının, İmparator Konstans’ın tedbirsizliğinin ve Müslüman gemilerin sayıca avantajının rolü olduğunu belirtir. Bu savaş, aynı zamanda Hz. Osman döneminin Emevî-Bizans ilişkileri açısından önemli bir olayı olarak incelenir.
Savaş Sonrasında Deniz Politikası
Muâviye, halife olduktan sonra donanma yatırımlarını sürdürdü, Akka ve Sûr gibi liman şehirlerinde tersaneler kurdu. Gemi yapımında Mısırlı ve Suriyeli ustalardan yararlanıldı. Daha sonra Abbâsîler, Fâtımîler ve Memlükler de deniz güçlerini geliştirdi. Osmanlı döneminde ise Preveze Deniz Savaşı Akdeniz’de Müslüman deniz gücünün zirvesini temsil eder. Bu bağlantı, deniz gücünün İslam tarihinde sürekli bir gelişme gösterdiğini ortaya koyar.
Donanma ve Gemi Yapımı
Müslümanların kullandığı gemiler Bizans örneklerine dayanıyordu. İskenderiye ve Suriye sahillerindeki tersaneler, Bizans döneminden kalan ustalar ve kereste kaynaklarıyla çalışmaya devam etti. Lübnan dağlarındaki sedir ve çam ormanları gemi yapımı için önemli bir ham madde kaynağıydı. Mürettebatın büyük bölümü yerel Suriyeli ve Mısırlı gemicilerden oluşuyordu; Arap savaşçılar ise güvertede savaş görevi yürütüyordu. Bu yapı, İslam deniz tarihinin ilk dönemde yerel bilgiye dayandığını gösterir.
Savaşın ardından Müslümanlar deniz üstünlüğünü pekiştirmek için yeni tersaneler kurdu. Rodos’un 654’te alınması, Kıbrıs’ın bir süre elde tutulması ve Anadolu sahillerine akınlar bu çabanın parçalarıdır. Bununla birlikte deniz seferleri riskli ve pahalıydı; Müslümanlar bu nedenle fetihlerin büyük bölümünü karadan yürüttü.
Hz. Osman Dönemi ve Seferlerin Siyasi Bağlamı
Zâtü’s-Savârî’nin Hz. Osman’ın hilafetinin son yıllarında gerçekleşmesi, ilk büyük iç karışıklıkların hemen öncesine denk gelir. Savaştan kısa bir süre sonra Medine’de Hz. Osman’a yönelik eleştiriler ve Mısır’dan gelen heyetler gündeme geldi. Savaşın komutanı Abdullah b. Sa’d, valilik görevi nedeniyle bu tartışmaların hedefi olmuştur. Bu nedenle zafer, iç huzursuzluğun arttığı bir dönemde kazanılmış dış başarı olarak da değerlendirilir. Tarihçiler, fetihlerin yavaşlamasında iç siyasetin etkisini sık sık vurgular. Bu karmaşık dönemin sonraki bölümü Müslümanların İstanbul kuşatmaları yazısında devam eder.
Akdeniz Dengesinin Değişimi
Zâtü’s-Savârî sonrasında Akdeniz’de Müslüman ve Bizans donanmaları arasında yüzyıllarca süren bir rekabet başladı. Bu rekabetin batı cephesindeki uzantısı Endülüs ve Sicilya seferlerinde, doğu cephesindeki uzantısı ise Kıbrıs ve Girit mücadelelerinde görüldü. Müslümanların Kuzey Afrika’daki ilerleyişi ve Kayrevan’ın kuruluşu da bu denizci geleneğin gelişmesini destekledi; ayrıntılar için Kuzey Afrika’nın fethi yazısı okunabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Zâtü’s-Savârî Savaşı ne zaman yapıldı?
Genellikle 655 yılı (hicri 34) kabul edilir; bazı kaynaklarda hicri 31 yılı da geçer.
Savaşın adı ne anlama gelir?
“Direkler Savaşı” anlamına gelir; gemi direklerine ve savaşın gemilerin birbirine bağlanarak yapılmasına işaret eder.
Müslüman donanmasını kim komuta etti?
Mısır valisi Abdullah b. Sa’d b. Ebî Serh komutayı yürüttü; Muâviye Suriye donanmasıyla destek verdi.
Bu zaferin önemi nedir?
Müslümanların Akdeniz’de Bizans karşısında deniz gücü olarak ortaya çıkmasını sağladı ve sonraki deniz seferlerinin yolunu açtı.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Taberî, Târîhu'r-rusul ve'l-mülûk; Belâzürî, Fütûhu'l-büldân; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Zâtüssavârî Gazvesi" md.; Buhârî, Cihâd 3, 63
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Taberî, Târîhu'r-rusul ve'l-mülûk
- Belâzürî, Fütûhu'l-büldân
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Zâtüssavârî Gazvesi" md.
- Buhârî, Cihâd 3, 63
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.