🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Abdullah b. Ümmü Mektûm: Faziletleri ve Örnek Davranışları

Muhacir SahabilerGüncelleme: 3 Ekim 20269 dk okuma

Abdullah b. Ümmü Mektûm'un engelli bir sahabî olarak ilim aşkı, müezzinliği, Medine'de vekâleti ve Abese Suresi ile ilişkisi; örnek davranışları.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • İlim Aşkı ve Soru Sorma Cesareti
  • Engelli Sahabînin Toplumsal Konumu
  • Ezan ve Müezzinlik

Abdullah b. Ümmü Mektûm’un örnek davranışları, engeline rağmen ilim aşkı, cemaate bağlılığı ve hizmet bilincinde toplanır. Hz. Peygamber’in müezzini ve Medine’de vekili olması, Abese Suresi’nin nüzul sebebi ile anılması onu sahabe arasında özel bir konuma taşır. Bu yazı, rivayetleri sıhhat dereceleriyle birlikte ele alır.

İlim Aşkı ve Soru Sorma Cesareti

Abdullah’ın adı en çok Abese Suresi’nin ilk on âyeti ile birlikte anılır. Tirmizî’de geçen rivayete göre Hz. Peygamber Mekke ileri gelenlerine İslam’ı anlatırken Abdullah gelip “Ey Allah’ın Resûlü, bana Allah’ın sana öğrettiklerinden öğret” diye üsteledi. Resûlullah onun kimseyle meşgul olduğunu göremediği için yüzünü buruşturup dönünce, âyetler indi ve Resûlullah’ı uyardı (Tirmizî, Tefsîr; Abese 80/1-10). Hadisin senedi hakkında hadis âlimleri farklı değerlendirmeler yapmışlardır; ancak olayın nüzul sebebi olarak aktarılması yaygındır.

Bu rivayet iki yönlü bir ders verir. Birincisi, ilim talebinin kör ya da yoksul kimseler için de aynı değerde olmasıdır; ikincisi, Allah’ın Resûlü’ne bile ilgisini kime yönelteceği konusunda ince bir uyarıda bulunmasıdır. Sonrasında Hz. Peygamber, Abdullah’ı gördüğünde “Rabbimin beni onun yüzünden uyardığı kimse, hoş geldin!” diyerek ona ikramda bulunur (rivayet olarak aktarılır). İlim talebindeki ısrar, Erkam’ın örnek davranışları yazısında anlatılan öğrenme ortamıyla da uyumludur.

Engelli Sahabînin Toplumsal Konumu

Abdullah’ın görme engeli, onun toplumdaki konumunu azaltmadı. Hz. Peygamber, onu Medine’de müezzinlerinden biri yaptı ve sefere çıktığında on üç kez Medine’de vekil bıraktığı rivayet edilir (Ahmed b. Hanbel; Ebû Dâvûd). Sayı kaynaklara göre değişse de bu görevlendirme, engelli bir sahabînin toplumun yönetimine aktif katıldığını gösterir. Bu bilgi, günümüzde engelli bireylerin sosyal hayatta yer almasının önemini hatırlatır.

Nisâ Suresi’nin 95. âyeti (“Özür sahibi olanlar dışında, mü’minlerden evlerinde oturanlar ile Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler eşit olmaz”) Abdullah’ın bir sorusu üzerine indirilen ek ibare (“özür sahibi olanlar dışında”) ile ilişkilendirilir (Buhârî, Cihâd; Tirmizî, Tefsîr). Bu rivayet, İslam’ın engelli bireylere gösterdiği hassasiyetin delillerinden sayılır.

Ezan ve Müezzinlik

Abdullah, Hz. Peygamber’in müezzinlerindendi. Resûlullah’ın “Bilâl gece ezan okur; siz İbn Ümmü Mektûm okuyana kadar yiyip için; o, ‘sabah oldu’ denmedikçe ezan okumaz” mealindeki hadisi Buhârî’de geçer (Ezân 13). Bu hadiste iki müezzinin farklı görevleri anlatılır: Bilâl sahura kalkmak için erken ezan okur, Abdullah ise tan yeri ağardığında sabah ezanını okurdu. Müezzinlik görevinin sorumluluk gerektirdiği, gözleri görmeyen bir kişiye emanet edilmesinin ise onun güvenilirliğinin göstergesi olduğu yorumlanır. Bilâl’in hayatı için Bilâl-i Habeşî yazısı okunabilir.

Fıkıh âlimleri, bu hadisten gözleri görmeyen birinin ezan okuyabileceği, yeter ki vakti bildiren birinin yardım etmesi hükmünü çıkarmışlardır. Hanefî kaynaklarda da bu görüş yer alır.

Cemaat Hassasiyeti

Müslim’de geçen bir rivayete göre Abdullah, Medine’de evinin uzak olduğunu, bir kılavuzunun bulunmadığını söyleyerek evinde namaz kılmak için Hz. Peygamber’den izin istedi. Resûlullah önce izin verdi, ardından ezanı duyup duymadığını sordu. Abdullah “Evet” deyince “Öyleyse icabet et” buyurdu (Müslim, Mesâcid). Bu rivayet, cemaatle namazın önemine delil olarak kullanılır. Hadisin hükmü fıkıh âlimleri arasında farklı yorumlanmıştır: bazıları vacip, bazıları da teşvik olarak anlamıştır.

Bu olay iki dersi birlikte verir: Özür sahibi kişiyi dahi cemaate teşvik etmek ve buna karşılık toplumun engelli kişileri destekleme sorumluluğu. Abdullah’ın Medine’de yoluna yardımcı kılavuzlar bulunduğu rivayeti de bu bağlamda aktarılır.

Cihada Katılım ve Kadisiye

Abdullah’ın savaş meydanında bulunmak istediği aktarılır. Hz. Ömer döneminde Kadisiye Savaşı’na (hicri 15) katıldığı, sancağı taşıdığı veya sancağın yanında yer aldığı rivayet edilir; “Beni sancağın yanına koyun, gözüm görmediği için kaçamam” dediği anlatılır. Bu rivayetin ayrıntıları kaynaklarda farklıdır; bazı kaynaklarda Kadisiye’de şehit olduğu, bazılarında ise Medine’ye döndükten sonra vefat ettiği belirtilir. Kesin bilgi için tarih kaynaklarındaki ihtilaf dikkate alınmalıdır.

Abdullah’ın ardından kayda değer miras bırakmadığı, ancak sahabe arasında saygın olduğu aktarılır. Hz. Peygamber’in Fâtıma bint Kays’a iddet bekleyeceği yer olarak Abdullah’ın evini göstermesi (Müslim, Talâk) onun evinin de itibar gördüğünü gösterir.

Günümüz İçin Dersler

  • İlim talebinde ısrar: Engel, öğrenmenin değil, hizmetin önünde duran bir yük değildir.
  • Toplumsal katılım: Engelli bireylere sorumluluk vermek.
  • Cemaat bilinci: Ortak ibadetin toplumu birleştirdiği hatırlanmalıdır.
  • Nezaket: Yanlış anlaşılmayı önlemek için karşıdakine özen göstermek.

Aynı çağdan Ebû Mûsâ el-Eş’arî ve Abdullah b. Ümmü Mektûm’un rivayetleri yazıları da faydalı olacaktır.

Sıkça Sorulan Sorular

Abdullah b. Ümmü Mektûm kimdir?

Gözleri görmeyen, erken dönemde Müslüman olan, Hz. Peygamber’in müezzinlerinden biri olan ve Medine’de vekil bıraktığı sahabîdir. Abese Suresi’nin ilk âyetlerinin iniş sebebi olarak anılır.

Abese Suresi neden indi?

Rivayete göre Hz. Peygamber, Mekke’nin ileri gelenleriyle konuşurken Abdullah b. Ümmü Mektûm gelip soru sordu. Resûlullah’ın yüzünü ekşitip dönmesi üzerine ilk âyetler indi (Tirmizî, Tefsîr).

Abdullah b. Ümmü Mektûm müezzin miydi?

Evet. Bilâl-i Habeşî ile birlikte Hz. Peygamber’in müezzinlerinden biriydi; Ramazan‘da sahur vaktini bildiren ezanı Bilâl, sabah ezanını ise ona okuttuğu hadiste geçer (Buhârî, Ezân 13).

Gözleri görmeyen birine cemaate gitme zorunluluğu var mıydı?

Rivayete göre izin istediğinde Hz. Peygamber, ezanı duyup duymadığını sordu; duyduğunu söyleyince “icabet et” dedi (Müslim, Mesâcid). Bu rivayet fıkıh kitaplarında farklı yorumlanmıştır.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Abdullah b. Ümmü Mektûm" md.; Buhârî, Ezân 13; Tirmizî, Tefsîr; İbn Sa'd, et-Tabakātü'l-kübrâ

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Abdullah b. Ümmü Mektûm" md.
  2. Buhârî, Ezân 13
  3. Tirmizî, Tefsîr
  4. İbn Sa'd, et-Tabakātü'l-kübrâ

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.