Hilal Gözlemi ve Hicrî Takvim Hesabının Tarihi
Hicrî takvimin ve hilal gözleminin tarihi: takvimin başlangıcı, ru'yet ve hesap tartışması, Danjon sınırı, İstanbul 1978 ve 2016 kongreleri, Ümmülkurâ takvimi.
- Takvimin başlangıcı
- Hilal gözlemi ve hadisler
- Astronomlar ve hilalin görünürlüğü
Hicrî takvim, ay yılına dayanır ve ramazan, bayramlar ile hac gibi ibadetlerin zamanını belirleyen, Hz. Ömer döneminden beri kullanılan dinî bir zaman düzenidir. Ayın başlangıcı hilalin görülmesine ya da hesaba bağlandığı için, tarih boyunca gözlem ile hesap arasında ilmî ve fıkhî tartışmalar yürütülmüştür.
Takvimin başlangıcı
Arapların hicretten önce kullandığı ay takvimi, bazı kaynaklara göre aylara “nesi'” (ay kaydırma) uygulamasıyla ayarlanıyordu. Kur’an’da Tevbe Suresi’nin 36-37. ayetleri ay sayısını on iki olarak belirler ve nesi’yi yasaklar. Halife Ömer döneminde (yaklaşık 638) bir yazışma sırasında tarihlendirme sorunu çıkınca bir takvim başlangıcı belirlenmesine karar verildi; seçilen başlangıç hicret yılıdır. Muharrem ayının ilk günü olan 16 Temmuz 622 başlangıç kabul edilir. Bir ay yaklaşık 29,53 gündür; bu nedenle aylar 29 ya da 30 gün sürer ve ay yılı güneş yılından yaklaşık 11 gün kısadır; ramazan her yıl mevsimler boyunca kayar.
Hilal gözlemi ve hadisler
Oruca başlama ve bayram için hadislerde hilalin görülmesi esas alınır: “Hilali görünce oruç tutun, hilali görünce orucu bırakın; hava kapalıysa Şaban’ı otuza tamamlayın” (Buhârî, Savm 11; Müslim, Sıyâm). Fıkıh kitapları, hilali görenin şahitliği, şahitlerin sayısı ve güvenirliği, kadılara başvuru gibi usulleri ayrıntılı biçimde düzenler. Mezhepler arasında “matla’ farkı” (bir bölgede görülen hilalin diğer bölgeler için geçerli olup olmayacağı) konusunda farklı görüşler vardır: Hanefî mezhebi genellikle farklı bölgelerin hilalini bağlayıcı sayarken, Şâfiî mezhebinde bölgesel hilal esas alınmıştır.
Astronomlar ve hilalin görünürlüğü
Müslüman astronomlar hilalin ne zaman görülebileceğini hesaplamaya çalıştı. Hilalin görünürlüğü (imkân-ı ru’yet), ay ile güneş arasındaki açısal uzaklığa, ayın ufuk üzerindeki yüksekliğine, havanın durumuna ve gözlemcinin tecrübesine bağlıdır. Habeş el-Hâsib, el-Battânî, İbn Yûnus ve Bîrûnî gibi astronomlar hilal görünürlüğünü hesaplamak için ölçütler önerdi. Modern astronomide André Danjon’un (XX. yüzyıl) ortaya koyduğu bir sınır, ay ile güneş arasındaki uzaklığın yaklaşık 7 derecenin altında hilalin görülemeyeceğini savunur; bu “Danjon sınırı” hâlâ tartışılmaktadır. Konunun astronomi tarafı Müslüman astronomlar ve gözlemevleri geleneği yazısında ele alınmıştır.
Hesap mı, gözlem mi?
Takvim konusunda üç ana görüş vardır: (1) yalnızca gözlem esas alınmalıdır; (2) astronomik hesapla ayın başlangıcı önceden belirlenebilir; (3) görünürlük kriterlerine dayalı karma bir yöntem uygulanmalıdır. Suudi Arabistan’ın kullandığı Ümmülkurâ takvimi hesaba dayalı bir sivil takvimdir, ibadetler için ise gözlem esas alınır. Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanlığı hesap temelli bir yöntem kullanmış, hilalin dünyanın herhangi bir yerinde görülebilirlik şartlarını sağlamasını esas almıştır. Mısır, Ürdün ve diğer ülkelerin yaklaşımları farklıdır. Bu farklar, bazı yıllarda Müslümanların farklı günlerde bayram yapmasına yol açar.
İstanbul’da toplanan kongreler
1978’de İstanbul’da toplanan “Hicrî Takvim Kongresi”, hilalin doğması için ay ile güneş arasında en az 8 derece uzaklık ve ayın ufuk üzerinde en az 5 derece yükseklik şartını önerdi. Mayıs 2016’da yine İstanbul’da toplanan Hicrî Takvim Birliği Kongresi, bu ölçütlerin dünyanın herhangi bir yerinde sağlanmasına dayalı birleşik bir takvim modelini kabul etti. Kongreye katılan ülkelerin uygulamaya geçmesi aşamalı olmuş, bazı ülkeler farklı ölçüt veya gözlem usulü kullanmayı sürdürmüştür.
Bugün cemaatlerin durumu
Batı’daki Müslüman cemaatler ramazan ve bayram konusunda çoğu zaman memleketlerinin ya da Mekke’nin duyurularına uyar; bazı cemaatler yerel gözlem veya hesap komiteleri kurmuştur. Bu nedenle aynı şehirde farklı camiler farklı günlerde bayram yapabilir. İlim hayatı ve cemaat uygulaması açısından Avustralya’daki tartışmalar için Avustralya Müslümanları: Âlimler, Eserler ve İlim Mirası yazısına bakılabilir.
Bağlantılı yazılar
Vakit ve kıble hesapları için namaz vakitlerinin hesaplanması ve muvakkithaneler ve kıble tayini ve astronominin ibadetle ilişkisi yazıları okunabilir.
Hilal kriterleri ve gözlemciler
Orta Çağ’da kadılar hilal şahitliğini kabul ederken şahidin güvenilirliğini ve gözlem koşullarını dikkate aldı. Şüpheli durumlarda astronomlara danışılır, hesaplanan ay yaşı ve konumu şahitlik ile karşılaştırılırdı. Osmanlı’da hilal gözlemi için belirli tepeler ve rasat noktaları kullanıldı; müneccimbaşı hesapları takvim hazırlardı. Bugün modern teleskoplar, kameralar ve uydu verileri, hilal görünürlüğünün incelenmesinde kullanılmaktadır; ancak çıplak gözle görülebilirlik ile alet yardımıyla görünürlük arasındaki fark fıkhî bir tartışma konusudur.
Takvimin toplumsal yönleri
Hicrî takvim yalnızca ibadet için değil, vakıf kayıtları, mahkeme belgeleri ve tarihi olayların tarihlendirilmesinde de kullanıldı. Osmanlı’da Hicrî ve Rumî (Mali) takvim birlikte işledi; Rumî takvim güneş yılına dayanıyordu ve devlet muhasebesinde kullanıldı. 1926’da Türkiye’de miladi takvime geçildi, ancak dinî günler ve kandiller Hicrî takvime göre belirlenmeye devam etti. Günümüzde Diyanet, yıllık takvimini bu ölçütlere göre yayımlar.
Sıkça Sorulan Sorular
Hicrî takvim ne zaman başladı?
Hz. Ömer döneminde (yaklaşık 638, hicrî 17) hicretin yapıldığı yıl başlangıç kabul edilerek düzenlendi; ilk gün olarak Muharrem’in birinci günü esas alınır ve miladî karşılığı 16 Temmuz 622’dir.
Hilal gözlemi mi hesap mı?
Hadislerde oruç ve bayram için hilalin görülmesi esas alınmıştır; âlimler arasında gözlemin zorunlu olduğunu savunanlar da hesaba dayalı takvimleri kabul edenler de vardır, uygulama ülkeye göre değişir.
2016 İstanbul kongresinde ne kararlaştırıldı?
Mayıs 2016’da İstanbul’da toplanan Hicrî Takvim Birliği Kongresi, dünya genelinde birleşik bir takvim için hilal doğuşunda belirli yükseklik ve uzaklık ölçütlerinin aranmasını öneren bir model kabul etmiştir.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Buhârî, Savm 11; Müslim, Sıyâm; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Hilâl" ve "Takvim" maddeleri; Diyanet İşleri Başkanlığı, diyanet.gov.tr
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Buhârî, Savm 11; Müslim, Sıyâm
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Hilâl" ve "Takvim" maddeleri
- Diyanet İşleri Başkanlığı, diyanet.gov.tr
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.