🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

II. Mahmud Döneminde Dinî Hayat, Evkaf Nezareti ve Nusretiye

Osmanlı Devleti ve PadişahlarıGüncelleme: 3 Ağustos 20268 dk okuma

II. Mahmud döneminde Evkaf-ı Hümayun Nezareti, Bektaşî tekkelerinin kapatılması, Nusretiye Camii, Haremeyn'in geri alınışı ve Halidî Nakşibendîliği.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Evkaf-ı Hümayun Nezareti
  • Yeniçeri ocağının kaldırılması ve Bektaşî tekkeleri
  • Nusretiye Camii ve mimari

II. Mahmud dönemi, Osmanlı’da dinî kurumların merkezî devlet düzenine bağlandığı bir dönüşüm evresidir. Evkaf-ı Hümayun Nezareti’nin kurulması, yeniçeri ocağıyla ilişkili Bektaşî tekkelerinin kapatılması, Nusretiye Camii’nin inşası, Haremeyn’in yeniden Osmanlı denetimine alınması ve Halidî Nakşibendîliğinin yükselişi başlıca gelişmelerdir.

Evkaf-ı Hümayun Nezareti

1826’da kurulan Evkaf-ı Hümayun Nezareti, Osmanlı’daki vakıfların merkezî denetimini sağlayan bir kurumdu. Önceden vakıflar mütevelliler ve nâzırlar eliyle yönetilirken, bu yeni nezaretle vakıf gelirleri merkezî hazine ile ilişkilendirildi. Amaç, vakıf mallarının suiistimalini önlemek ve gelirlerin kamu hizmetinde kullanılmasını sağlamaktı. Ayrıca yeni ordunun masraflarına katkı sağlamak ve merkezî bütçeye gelir temin etmek hedeflenmişti. Uygulamanın, vakıf kurucularının şartlarına uygunluğu ve vakıf hukukunun dokunulmazlığı ilkesiyle ilişkisi tartışmalıydı; bazı ulema ve vakıf çevreleri bu müdahaleye itiraz etti. Vakıf sisteminin genel işleyişi için Osmanlı’da vakıf sistemi yazısı okunabilir.

Evkaf Nezareti zamanla Osmanlı’da vakıf yönetiminin ana kurumu haline geldi ve ilerleyen yüzyılda Cumhuriyet’in Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne dönüşecek bir idari geleneğin temelini attı. Bu süreçte vakıf kayıtları düzene sokuldu, vakfiye defterleri yeniden kaydedildi.

Yeniçeri ocağının kaldırılması ve Bektaşî tekkeleri

1826’da yeniçeri ocağının kaldırılması, ocakla tarihî ilişkisi olan Bektaşî tarikatını da etkiledi. Bektaşî tekkeleri kapatıldı veya Nakşibendî şeyhlerinin yönetimine verildi; bazı Bektaşî babaları sürüldü, bazıları idam edildi. Bu uygulama, devletin ocağın askerî yapısı ile bağlantılı gördüğü tarikatı da bastırma çabasının sonucuydu. Olayın dinî ve toplumsal etkileri tartışmalıdır; bazı kaynaklar sert uygulamalar olduğunu, bazıları ise Bektaşîliğin bir süre sonra gizli yapılarla ve çeşitli adlarla varlığını sürdürdüğünü belirtir. Konunun tarafsız biçimde ele alınması gerekir; ayrıntı için Bektaşîlik tarihi yazısı okunabilir.

Aynı yıllarda Nakşibendî-Halidî tarikatı devlet çevrelerinde destek gördü. Mevlana Halid-i Bağdadî’nin (ö. 1827) öğretisi Osmanlı topraklarında hızla yayıldı ve İstanbul tekkeleri bu yola bağlandı. Halidî Nakşibendîliği, şeriata sıkı bağlılık ve devlete sadakat vurgusuyla Mahmud’un dinî siyasetiyle uyumlu bulundu. Tarikat ve devlet ilişkileri için Osmanlı’da tarikatlar ve devlet ilişkisi yazısı faydalıdır.

Nusretiye Camii ve mimari

Tophane’de Boğaz kıyısında 1822-1826 yıllarında Mimar Kirkor Balyan tarafından inşa edilen Nusretiye Camii (“Zafer Camii”), yeniçeri ocağının kaldırıldığı yıl tamamlandı. Cami, Osmanlı ampir üslubunun ilk önemli örneklerinden biridir; barok motiflerin yanında Batı klasisizminin etkisi görülür. Ayrıca Mahmud, Divanyolu’ndaki türbesini ve Beşiktaş çevresinde çeşitli çeşme ve sebilleri yaptırdı. Nusretiye’nin adı, padişahın bu yapıyla ordu reformunu kutladığı şeklinde yorumlanır. Mimari dönem için Osmanlı mimarisinin dönemleri yazısı okunabilir.

Haremeyn’in yeniden alınması

Vehhabi-Suudi hâkimiyetinin sürdüğü Hicaz’da Mahmud, Mısır Valisi Mehmed Ali Paşa’ya görev verdi. 1812-1813’te Mehmed Ali’nin oğulları Tosun Paşa ve İbrahim Paşa komutasındaki kuvvetler Medine ve Mekke’yi geri aldı; 1818’de Diriyye’nin düşmesiyle Vehhabi devleti yıkıldı. Haremeyn’in Osmanlı denetimine dönmesi, Mahmud’un “Hâdimü’l-Haremeyn” unvanının yeniden anlam kazanmasını sağladı. Hac yolu tekrar açıldı ve surre alayları yeniden düzenli yola çıktı. Bu gelişme Mehmed Ali Paşa’nın Osmanlı içindeki itibarını da artırdı. Haremeyn hizmetleri için Osmanlı’nın Haremeyn hizmetleri yazısı okunabilir.

İlmiye, eğitim ve yeni kurumlar

Mahmud döneminde ilmiye sınıfı bazı ayrıcalıklarını korudu, ancak yeni ordu ve bürokrasi karşısında etkisi azalmaya başladı. Yeni açılan Mekteb-i Tıbbiye, Harbiye ve diğer okullarda Batı bilimleri okutulurken, medreseler geleneksel müfredatını sürdürdü. İki paralel eğitim sisteminin ortaya çıkması, sonraki yüzyılın en önemli tartışmalarından birini doğurdu. Orduya imamlar atandı; yeni alaylarda her taburun imamı bulunması kuralı getirildi ve askerî eğitime dinî bir boyut kazandırıldı. Padişahın hayatı hakkında II. Mahmud’un hayatı yazısına bakılabilir.

Halk dindarlığı ve toplumsal hayat

Mahmud döneminde İstanbul’da Ramazan, kandil ve bayram törenleri sürdü; ancak kıyafet nizamının değişmesi (fes ve redingot), bazı çevrelerde dinî hassasiyet tartışmalarına yol açtı. Padişah, fesin dinî bir sakınca taşımadığını savunan ulemanın görüşlerine başvurdu. Takvim-i Vekayi gibi yayınlar, fermanları ve devlet duyurularını halka duyurdu; böylece cami cemaatlerine dayalı eski haberleşme yöntemlerinin yanına yeni bir iletişim aracı eklendi. Camilerde okunan hutbeler ve kadıların halka yaptığı duyurular ise önemini korudu. Bu süreç, Osmanlı toplumunda dinî kurumlar ile yeni devlet aygıtının birbirini tamamlamaya ve zaman zaman çatışmaya başladığı bir dönemi temsil eder.

Mahmud’un dinî siyaseti, devletin dinî kurumları denetleme ve merkezîleştirme çabasının en belirgin biçimini oluşturur; bu yaklaşım Tanzimat ve sonraki dönemin din–devlet ilişkilerini şekillendirmiştir.

Bu nedenle II. Mahmud dönemi, din kurumlarının devlet aygıtına eklemlendiği evrenin başlangıcı olarak görülür.

Sıkça Sorulan Sorular

Evkaf-ı Hümayun Nezareti ne zaman kurulmuştur?

1826’da kurulmuş ve vakıfların merkezî denetimini üstlenmiştir.

Nusretiye Camii’nin mimarı kimdir?

Mimar Kirkor Balyan’dır; cami 1822-1826 yıllarında inşa edilmiştir.

Haremeyn ne zaman Vehhabilerden alınmıştır?

1812-1813’te Mehmed Ali Paşa’nın oğulları komutasındaki kuvvetlerle geri alınmış, 1818’de Vehhabi merkezi Diriyye düşmüştür.

Halidî Nakşibendîliği nedir?

Mevlana Halid-i Bağdadî’nin öğretisini izleyen, şeriata bağlılık vurgusuyla 19. yüzyıl Osmanlı’sında yayılan Nakşibendî koludur.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Mahmud II", "Evkaf Nezareti" ve "Nusretiye Camii" maddeleri; Stanford J. Shaw, History of the Ottoman Empire and Modern Turkey; Butrus Abu-Manneh, Studies on Islam and the Ottoman Empire in the 19th Century; Mehmet İpşirli, Osmanlılarda İlmiye Teşkilatı

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Mahmud II", "Evkaf Nezareti" ve "Nusretiye Camii" maddeleri
  2. Stanford J. Shaw, History of the Ottoman Empire and Modern Turkey
  3. Butrus Abu-Manneh, Studies on Islam and the Ottoman Empire in the 19th Century
  4. Mehmet İpşirli, Osmanlılarda İlmiye Teşkilatı

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.