Bağdat’ın Kuruluşu: Medînetü’s-Selâm ve İlim Merkezi
Bağdat nasıl kuruldu? Halife Mansûr'un 762'de Dicle kıyısında kurduğu yuvarlak şehir Medînetü's-Selâm, planı, kapıları, nüfusu, ilim hayatı ve sonraki gelişimi hakkında bilgi.
- Yeni bir başkent ihtiyacı
- Yer seçimi ve inşaat
- Yuvarlak plan
Bağdat (Medînetü’s-Selâm), Abbâsî halifesi Mansûr tarafından hicrî 145 (762) yılında kurulan ve kısa sürede dünyanın en büyük şehirlerinden birine dönüşen yuvarlak planlı başkenttir.
Yeni bir başkent ihtiyacı
Abbâsî Devleti kurulduktan sonra başkent Kûfe, Haşimiyye ve Enbâr gibi şehirler arasında değişti. Kûfe halkı Alevî eğilimli sayılıyor, Ravendiyye gibi gruplarla çıkan karışıklıklar halifeyi rahatsız ediyordu. Mansûr, Alevî isyanlarının (Nefsüzzekiyye ve İbrâhim) etkisiyle yeni, güvenli ve savunulabilir bir merkez kurmaya karar verdi. Konum olarak Dicle ve Fırat nehirlerinin birbirine yaklaştığı, ticaret yollarının kesiştiği bölge seçildi. Rivayete göre halife, çevreyi gezip iklim, su ve yiyecek imkânlarını araştırdı.
Yer seçimi ve inşaat
Seçilen yer, Dicle’nin batı kıyısında, eski bir Hıristiyan manastırı ve Bağdat adlı küçük bir köyün yakınındaydı. İnşaata hicrî 145’te başlandı. Suriye, Irak, İran ve Mısır’dan getirilen mimarlar, mühendisler, işçiler ve ustalar çalıştırıldı; sayılarının yüz bini bulduğu rivayet edilir. Tuğla ve kerpiç kullanıldı. Şehrin dış surları, hendeği ve kapıları dört yılda tamamlandı; hicrî 149’da şehir merkezde önemli ölçüde bitirilmişti. İnşaata dair maliyet rakamları rivayetlere göre farklı verilir.
Yuvarlak plan
Şehir, çapı kaynaklara göre yaklaşık iki kilometre olan dairesel bir plana sahipti. Çift sur ve hendekle çevrilmişti. Dört ana kapı Horasan, Basra, Kûfe ve Şam yönlerine açılıyordu. Kapılardan şehrin merkezine giden yollar boyunca çarşılar ve evler sıralanıyordu. Ortada halife sarayı (Kubbetü’l-Hadrâ veya Bâbü’z-Zeheb Sarayı) ve Büyük Cami yer alıyordu. Saray kubbesinin yeşil renkli olduğu ve şehrin uzaktan görüldüğü anlatılır. Bu plan, devlet merkezinin güvenliğini ve halifenin simgesel konumunu öne çıkarıyordu. Mansûr yazısı kurucuyu tanıtır.
Şehrin genişlemesi
Kısa sürede yuvarlak şehir dışında Kerh, Rusâfe (Dicle’nin doğu yakası) ve diğer mahalleler gelişti. Çarşılar sur dışına taşındı; güvenlik gerekçesiyle esnafın halife sarayından uzaklaştırılması da bu genişlemenin bir sebebiydi. Dicle üzerinde köprüler kuruldu, kanallar açıldı. Nüfusun hicrî üçüncü ve dördüncü yüzyıllarda yüz binlerce kişiye ulaştığı tahmin edilir; kesin rakamlar bilinmemekle birlikte Bağdat çağının en büyük şehirlerinden biriydi. Ticaret, zanaatkârlık ve tarım Bağdat’ın ekonomik temelini oluşturdu.
İlim ve kültür merkezi
Bağdat, Mehdî, Hârûnürreşîd ve Me’mûn dönemlerinde ilim ve sanat merkezi oldu. Beytülhikme’de tercüme ve bilimsel çalışmalar yapıldı; Hârizmî, Kindî, Huneyn b. İshak, Râzî ve diğer bilginler burada çalıştı. Hadis ve fıkıh alanında Ahmed b. Hanbel, Şâfiî, Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed gibi âlimler Bağdat’ta ders verdi. Kâğıt üretimi, kitapçı dükkânları ve kütüphaneler şehirde yaygınlaştı. Me’mûn ve Hârûnürreşîd yazıları bu devri anlatır. Târîhu Bağdâd ise şehrin âlimlerinin biyografilerini içerir.
Sâmerrâ dönemi ve sonraki yıllar
Hicrî 221’de Mu’tasım, Türk askerlerle çıkan sorunlar nedeniyle başkenti Sâmerrâ’ya taşıdı; ancak hicrî 279’da Mu’temid, Bağdat’a geri döndü. Büveyhîler ve Selçuklular döneminde Bağdat, siyasi gücü olmasa da hilafetin merkezi olarak kaldı. Selçuklu veziri Nizâmülmülk burada Nizâmiye Medresesi’ni kurdu. Bağdat bu dönemde İslam dünyasının dinî ve ilmî başşehri olarak varlığını sürdürdü.
Moğol istilası ve sonrası
Hicrî 656’da Hülâgû, Bağdat’ı kuşatıp aldı; şehir yağmalandı, birçok yapı tahrip edildi ve çok sayıda insan öldü. Kütüphaneler ve medreseler zarar gördü. Bu felaketten sonra Bağdat eski önemini kaybetti, ancak ilmî mirası kalıcı oldu. Daha sonra Celâyirliler, Osmanlılar ve diğer güçlerin yönetiminde şehir yeniden canlandı. Müsta’sım yazısı bu yıkımın ayrıntısını anlatır. Abbâsîler devleti tarihi ise genel çerçeveyi sunar.
Bağdat’ın adı ve sembolik anlamı
Bağdat adının kökeni hakkında farklı görüşler vardır: Bir görüşe göre Farsça “bâğ” (bahçe) ve “dâd” (verilen) kelimelerinden gelir; başka bir görüşe göre bölgede önceden var olan bir köyün adıdır. Mansûr ise şehre “Medînetü’s-Selâm” adını vermeyi tercih etti; bu ad Kur’an’daki “Dârü’s-Selâm” (esenlik yurdu) ifadesiyle de ilişkilendirilir. Şehir, Abbâsî devletinin yeni dönemini temsil eden bir simge oldu. Halifelerin burada kurduğu saray ve idare merkezi, imparatorluğun her yanından gelen elçileri ağırlıyordu.
Şehirde günlük yaşam
Bağdat’ta mahalleler meslek ve etnik kökene göre gelişti. Çarşılar esnaf loncalarınca organize edildi; kâğıtçılar, kitapçılar, kuyumcular ve dokumacılar ayrı sokaklarda yer aldı. Hamamlar, hastaneler, camiler ve medreseler şehir hayatının parçasıydı. Dicle üzerindeki köprüler ve kayıklar ulaşımı sağladı. Şehirde farklı din mensupları (Müslüman, Hristiyan, Yahudi, Sabiî) birlikte yaşadı ve ilim çalışmalarında iş birliği yaptı. Bu çok kültürlü yapı, tercüme hareketini besledi.
Sıkça Sorulan Sorular
Bağdat ne zaman kuruldu?
Halife Mansûr tarafından hicrî 145 (Miladî 762) yılında Dicle’nin batı yakasında kurulmaya başlandı; inşaat yaklaşık dört yıl sürdü.
Bağdat’ın ilk adı nedir?
Resmî adı Medînetü’s-Selâm (esenlik şehri) idi. Bağdat adı, bölgede önceden var olan bir yerleşim adından geldiği kabul edilir.
Şehrin planı nasıldı?
Yuvarlak planlıydı; dört kapısı Horasan, Basra, Kûfe ve Şam yönlerine açılıyor, ortada halife sarayı ve cami yer alıyordu.
Bağdat neden ilim merkezi oldu?
Başkent olması, ticaret yolları üzerinde bulunması, halifelerin ilim ve tercüme faaliyetlerini desteklemesi ve Beytülhikme gibi kurumlar nedeniyle ilim merkezi oldu.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Hatîb el-Bağdâdî, Târîhu Bağdâd; Ya'kûbî, Kitâbü'l-Büldân; Taberî, Târîhu'r-Rusül ve'l-Mülûk; Yâkūt el-Hamevî, Mu'cemü'l-Büldân; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Bağdat" maddesi
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Hatîb el-Bağdâdî, Târîhu Bağdâd
- Ya'kûbî, Kitâbü'l-Büldân
- Taberî, Târîhu'r-Rusül ve'l-Mülûk
- Yâkūt el-Hamevî, Mu'cemü'l-Büldân
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Bağdat" maddesi
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.