Fakir ile Miskin Arasındaki Fark ve Zekâttaki Yeri
Fakir ile miskin arasındaki fark nedir? Hanefî, Şâfiî ve Mâlikî tanımları, Kehf 79 ve Beled 16 ayetleri ile zekâttaki yeri ve pratik ölçüler.
- Ayetteki yeri
- Hanefî tanımı
- Şâfiî ve Mâlikî tanımları
Fakir, ihtiyaçlarını karşılamaya yetmeyen az bir malı olan kişidir; miskin ise Hanefîlere göre hiçbir şeyi bulunmayan, fakirden daha muhtaç kimsedir. Şâfiîlerde bu sıralama tersine çevrilir. İki sınıf da Tevbe Suresi’ndeki zekât alacak gruplardandır ve zekâtın birinci derecede hak sahipleri sayılır.
Ayetteki yeri
Tevbe Suresi’nin 60. ayeti zekâtın verileceği sekiz sınıfı sayarken ilk iki sırada fakirleri ve miskinleri (fukarâ ve mesâkîn) zikreder. İlk iki sınıfın zekâtın asıl hak sahipleri olduğu kabul edilir. Fakir ile miskin arasındaki fark ise dil ve fıkıh bakımından tartışmalıdır. Sekiz sınıfın genel bir değerlendirmesi için zekâtın verilebileceği sekiz sınıf yazısına bakılabilir.
Hanefî tanımı
Hanefî mezhebinde fakir, nisap miktarından az mala sahip olan veya ihtiyaçlarını karşılamaya yetmeyen az bir geliri bulunan kişidir. Miskin ise hiçbir malı veya geliri bulunmayan, bu sebeple dilenmeye muhtaç olandır. Bu tanımla miskin, fakirden daha zor durumdadır. Hanefîler bu görüşlerini Beled Suresi’ndeki “yerde sürünen yoksul” (zâ metrebe, 90/16) ifadesine dayandırır; çünkü bu ifade, mal ve mekânı olmayan çaresiz kişiyi anlatır. Zekât bakımından ise ikisi de alıcı olduğundan, pratikte sonuç değişmez.
Şâfiî ve Mâlikî tanımları
Şâfiî mezhebinde fakir, hiç malı ve kazancı olmayan ya da ihtiyacının yarısını bile karşılayamayan kişidir; miskin ise ihtiyacını tam karşılayamamakla birlikte ihtiyacının yarısını veya daha fazlasını karşılayabilen kişidir. Bu tanımla fakir, miskinden daha muhtaçtır. Şâfiîler, Kehf Suresi’ndeki “denizde çalışan miskinler” ifadesine (18/79) dayanır; çünkü bu kişilerin bir gemisi vardı ve geçimlerini kısmen sağlıyorlardı. Mâlikîler ise genellikle fakiri, bir şeyi olan ancak yetmeyen, miskini ise hiçbir şeyi olmayan kişi olarak tanımlar; bu bakımdan Hanefî görüşüne yakındır. Ayrımın ayrıntısı mezhep kaynaklarında genişçe tartışılmıştır.
Hadislerdeki ifadeler
Peygamber Efendimiz’in “Miskin, bir iki lokma veya bir iki hurma ile geri çevrilen dilenci değildir; asıl miskin, kendisini zengin edecek kadar malı olmayan, durumu anlaşılmayıp ona sadaka verilmeyen ve kimseden bir şey de istemeyen kimsedir” mealindeki hadisi (Buhârî, Zekât 53; Müslim, Zekât), miskinin onurlu bir yoksul olarak tanımlanmasına örnek verilir. Bu hadis, yoksulluğu gizleyen kimselere özellikle dikkat edilmesi gerektiğini bildirir. Zekâtı dağıtan kişi, yalnızca dilenenlere değil, utandığı için istemeyenlere de ulaşmalıdır. Bu hassasiyet, sadakanın niteliğiyle ilgili dilencilere para vermek yazısında da işlenir.
Fakirliğin ölçüsü: nisap
Hanefî mezhebinde zekât alabilmenin ölçüsü, kişinin nisap miktarında ihtiyaç fazlası mala sahip olmamasıdır. Yani temel ihtiyaçlar dışında nisap miktarına ulaşan bir mala sahip olan kişi, zengin sayılır ve zekât alamaz. Ev, ev eşyası, kullanılan araç ve giysiler ihtiyaç malı olduğundan hesaba katılmaz. Bu ölçü, bir kişinin maaşının düşük olmasına rağmen fakir sayılıp sayılmayacağını belirlerken de yol gösterir. Şâfiî mezhebinde ise ölçü, kişinin ihtiyacını karşılayıp karşılamamasıdır; yani sadece nisap değil, gelir-gider dengesi önemlidir. Fakirlik ölçüsü, zekât ve fitre hakkında sık yapılan hatalar arasında da yer alır.
Uygulamada zekât alıcısı seçmek
- Alıcının ihtiyaç durumunu mümkün olduğunca doğrulayın; ancak onu küçük düşürecek sorgulamalardan kaçının.
- Alıcının nisap miktarında ihtiyaç fazlası malı bulunmadığından emin olun.
- Gizli yoksulluk içindekilere, yani istemeyen ama ihtiyacı olanlara öncelik verin.
- Akrabalar arasında usul-füru dışındaki fakirlere vermeyi düşünün.
Fakir olduğunu sanıp zengine verirse
Kişi, fakir olduğunu düşünerek zekâtını verdi ve sonradan alıcının zengin olduğunu anlarsa, durum ayrıntılı değerlendirilir. Bu konu zekâtın verildiği kişi zengin çıkarsa yazısında anlatılmıştır.
Tarihten örnekler: ihtiyaç tespiti
Hz. Ömer döneminde zekât ve beytülmal yardımları dağıtılırken ihtiyaç sahiplerinin kayıt altına alındığı, diğer yandan gizli yoksulların da araştırıldığı rivayet edilir. Bu uygulama, zekâtın yalnızca isteyenlere değil, istemeyen ama muhtaç olanlara da ulaşması ilkesini yansıtır. Ayrıca Osmanlı’da mahalle imamı ve muhtarlar, hangi ailenin ihtiyaç içinde olduğunu bildiğinden, “sadaka taşları” gibi gizli yardım yöntemleri geliştirilmiştir (bk. sadaka taşları ve Osmanlı’da gizli yardım geleneği). Bugün de bu işlevi mahalle muhtarlıkları, sosyal yardım kurumları ve güvenilir vakıflar üstlenebilir.
Çalışan fakir mi?
Çalışan, ancak geliri ihtiyacını karşılamayan kişi, fakir sayılabilir. Asgarî ücretle geçinen kalabalık bir aile, nisap miktarında birikimi bulunmuyorsa zekât alabilecek konumdadır. Hadiste “zengine ve çalışıp kazanmaya gücü yetene sadaka helâl değildir” buyrulur (Ebû Dâvûd, Zekât; Tirmizî, Zekât). Buradaki ölçü, kişinin gerçekten kazanabilir durumda olup olmadığıdır; çalışmasına rağmen yetmeyen gelir fakirliği ortadan kaldırmaz. Sağlıklı olup iş bulamayan ve işe yarar bir imkânı olmayan kişiler için de aynı değerlendirme yapılır.
Sıkça Sorulan Sorular
Fakir ile miskin arasındaki fark nedir?
Hanefîlere göre fakir, ihtiyacına yetmeyen az bir malı olan; miskin ise hiçbir şeyi olmayan kişidir. Şâfiîlerde tanım tersine çevrilir.
Miskin zekât alabilir mi?
Evet. Fakirler ve miskinler zekâtın en öncelikli hak sahipleridir.
Maaşı olan kişi fakir sayılır mı?
Hanefîlerde nisap miktarında ihtiyaç fazlası malı yoksa fakir sayılabilir. Şâfiîlerde gelirinin ihtiyacını karşılayıp karşılamadığına bakılır.
Ev ve araba olanlar zekât alabilir mi?
İhtiyaç için kullanılan ev ve araba nisap hesabına katılmaz; kişi başka açıdan fakirse zekât alabilir.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Kur’an-ı Kerîm, Tevbe Suresi (9/60); Kehf Suresi (18/79); Beled Suresi (90/16); TDV İslâm Ansiklopedisi, "Fakir" ve "Miskin" maddeleri; Diyanet İşleri Başkanlığı, İlmihal (Zekât bölümü)
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Kur’an-ı Kerîm, Tevbe Suresi (9/60); Kehf Suresi (18/79); Beled Suresi (90/16)
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Fakir" ve "Miskin" maddeleri
- Diyanet İşleri Başkanlığı, İlmihal (Zekât bölümü)
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.