Zekâtın Verilebileceği Sekiz Sınıf Ayrıntılı Açıklama
Zekâtın verilebileceği sekiz sınıf kimlerdir? Tevbe 9/60’taki fakir, miskin, âmil, müellefe, rikâb, gârim, fî sebîlillâh ve ibnü’s-sebîl açıklaması.
- Ayetin metni ve anlamı
- 1. Fakir (fukarâ)
- 2. Miskin (mesâkîn)
Zekâtın verilebileceği sekiz sınıf Tevbe Suresi’nin 60. ayetinde sayılmıştır: fakirler, miskinler, zekât toplayan görevliler, kalpleri ısındırılacaklar, köleler (boyunduruktakiler), borçlular, Allah yolunda olanlar ve yolda kalmışlar. Bu sınırlama, zekâtın gelişigüzel hayır harcamalarından ayrılan, belirli hak sahiplerine bağlı bir mali ibadet olduğunu gösterir. Zekât bu gruplar dışında kimseye verilemez.
Ayetin metni ve anlamı
Tevbe Suresi’nin 60. ayetinde şöyle buyrulur: “Sadakalar (zekâtlar), Allah’tan bir farz olarak ancak fakirlere, düşkünlere, bu işle görevlendirilenlere, kalpleri İslâm’a ısındırılacak olanlara, kölelere (hürriyetine kavuşturulmasına), borçlulara, Allah yolunda olanlara ve yolda kalmışlara mahsustur.” Ayetin “ancak” ifadesi, zekâtın yalnızca bu sekiz sınıf için olduğunu gösterir. Fıkıh âlimleri bu sınıfların kapsamı ve günümüzdeki uygulaması üzerinde ayrıntılı görüşler ileri sürmüştür.
1. Fakir (fukarâ)
Fakir, nisap miktarından az malı olan veya hiç malı bulunmayan kişidir. Hanefî mezhebinde fakir, ihtiyacını karşılayacak bir malı bulunan ancak nisap miktarına ulaşmayan kimseyi de kapsar. Şâfiî mezhebinde ise fakir, hiç geliri olmayan veya ihtiyacının yarısından azını karşılayabilen kişidir. Zekât alacak kişinin tespitinde bu ayrım uygulamada belirleyicidir; ayrıntı için fakir ve miskin arasındaki fark yazısına bakılabilir.
2. Miskin (mesâkîn)
Miskin, Hanefîlere göre hiçbir şeyi olmayan, yani fakirden daha muhtaç kişidir. Şâfiî ve Mâlikîlerde ise miskin, geliri ihtiyacının yarısını veya daha fazlasını karşılayan ancak yetmeyen kimsedir. Mezhepler bu iki kavramı farklı sıralasa da, ikisi de zekât alabilecek gruplardandır.
3. Âmiller (zekât toplayanlar)
Âmil, devlet tarafından zekât toplamak ve dağıtmakla görevlendirilen kişidir. Bu görevliler zengin olsalar bile hizmet karşılığı pay alabilir. Günümüzde zekât toplama işini yürüten resmî veya vakıf kurumlarının personel giderleri bu pay kapsamında değerlendirilebilir; ancak bu konuda ihtiyatlı davranılması ve ücretin makul sınırda kalması istenir.
4. Müellefe-i kulûb
Kalpleri İslam’a ısındırılacak kimselerdir. Peygamber Efendimiz zamanında bazı kabile reisleri ve yeni Müslüman olanlar bu pay ile desteklenmiştir. Hanefî mezhebinde, İslam’ın güçlendiği dönemde bu payın düştüğü kabul edilir; birçok çağdaş âlim ise günümüz şartlarında bu payın yeniden yorumlanabileceğini söyler. Konu müellefe-i kulûb payının günümüzdeki yeri yazısında ayrıca işlenmektedir.
5. Rikâb (boyunduruktakiler)
Rikâb, kölelerin hürriyetine kavuşması için verilen paydır. Modern dünyada klasik anlamda kölelik ortadan kalktığı için bu pay doğrudan uygulama alanı bulmaz; ancak bazı âlimler esir olanların kurtarılmasını veya kölelik benzeri durumların giderilmesini bu pay kapsamında değerlendirir.
6. Gârimîn (borçlular)
Gârim, meşru bir ihtiyaç için borçlanmış ve ödeme imkânı bulunmayan kimsedir. Bu kişinin borcu israftan veya haram bir yoldan doğmamalıdır. Hanefîler, borcunu ödedikten sonra nisabın altına düşen kişiyi bu sınıfa dâhil eder. Detaylar borçlu kişinin zekâtı yazısında vardır.
7. Fî sebîlillâh
Allah yolunda olanlar, Hanefî fıkhında özellikle cihada gönüllü katılan ve ihtiyacı olan kişileri kapsayacak biçimde açıklanır. Çağdaş fıkıhta ise bu sınıfın kapsamı geniş yorumlanmakta, ilim öğrencileri ve hac yolunda muhtaç kalanlar gibi gruplar bu pay içinde tartışılmaktadır. Bu başlık, fî sebîlillâh kavramı yazısında ele alınmıştır.
8. İbnü’s-sebîl (yolda kalmış)
Memleketinde zengin olsa bile yolculukta parasız kalan kişidir. İhtiyacı kadar zekât alabilir; ihtiyacı giderilince geri kalan kısmı iade etmesi veya tasadduk etmesi gerekir.
Kimlere verilmez?
Zengin kişilere, ana-baba ve dede-ninelere, çocuk ve torunlara, eşe ve Peygamber soyuna (Hâşimoğullarına) zekât verilmez. Ayrıntılar için zekât verilmeyecek kişiler yazısına bakılabilir.
Hanefî ve Şâfiî dağıtım farkı
Sınıfların hepsine ayrı ayrı pay vermek gerekip gerekmediği mezhepler arasında farklılık gösterir. Şâfiîler, ayette sayılan sınıfların bulunduğu yerde hepsine dağıtılması gerektiğini savunur. Hanefî, Mâlikî ve Hanbelî mezhepleri ise zekâtın bu gruplardan yalnızca birine verilmesini yeterli sayar. Bu fark, günümüzdeki uygulamada özellikle büyük miktarda zekât veren kişi ve kurumların nasıl dağıtım yapacağını etkiler. Bireysel zekât verenler için en yaygın uygulama, ihtiyaç sahibi fakir ve miskinlere vermektir. Kurumsal dağıtımlarda ise kayıt altına alınan ihtiyaç sahiplerinin durumu esas alınır.
Ayetin zekâtı sınırlaması
Ayetteki “innemâ” (ancak) edatı, zekâtın yalnız bu gruplara mahsus olduğunu belirtir. Dolayısıyla cami yaptırmak, yol açtırmak, kuyu kazdırmak gibi genel hayır işlerinde zekâtın kullanımı, mezhebe göre tartışmalıdır. Hanefîler temlik (mülkiyet verme) şartını önemser; bu yüzden zekât, bir kişi veya kuruma teslim edilmeden hayır hizmetine harcanamaz. Bu ayrım temlik şartı yazısında daha ayrıntılı anlatılmıştır; ayrıca zekât parası cami ve okul inşaatına verilir mi sorusunun cevabı da bu ilkeye bağlıdır.
Güncel uygulama
Türkiye’de zekât verenler çoğunlukla fakir ve miskinlere, borçlulara ve öğrencilere yönelmektedir. Diyanet, zekâtın en çok ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasını önerir. Verilen kişinin ihtiyaç durumunun doğrulanabilmesi için yakın çevre, vakıflar ve resmî kuruluşlar aracılık edebilir. Afet ve savaş gibi olağanüstü durumlarda ise ibnü’s-sebîl ve gârimîn payları öne çıkar. Bu konudaki örnekler için deprem ve afetzedelere zekât vermek ve öğrencilere burs olarak zekât vermek yazılarına bakılabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Zekât kaç sınıfa verilir?
Tevbe Suresi’nin 60. ayetinde sayılan sekiz sınıfa verilir: fakirler, miskinler, âmiller, müellefe-i kulûb, rikâb, gârimîn, fî sebîlillâh ve ibnü’s-sebîl.
Zekât bütün sınıflara paylaştırılmak zorunda mı?
Hanefî mezhebine göre hepsine ayrı ayrı vermek şart değildir; bir ya da birkaçına verilebilir. Şâfiîlerde mevcut sınıfların hepsine dağıtılması esastır.
Zenginlere zekât verilir mi?
Hayır. Yalnızca zekât görevlisi (âmil) ve yolda kalmış kişi, memleketinde zengin olsa bile ihtiyacı kadar alabilir.
Müellefe-i kulûb payı günümüzde var mı?
Hanefî görüşünde bu pay düşmüştür. Bazı çağdaş âlimler ise yeni Müslüman olanların desteklenmesi için yeniden yorumlar.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Kur’an-ı Kerîm, Tevbe Suresi (9/60); Ebû Dâvûd, Zekât; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Zekât" maddesi; Diyanet İşleri Başkanlığı, İlmihal (Zekât bölümü)
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Kur’an-ı Kerîm, Tevbe Suresi (9/60)
- Ebû Dâvûd, Zekât
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Zekât" maddesi
- Diyanet İşleri Başkanlığı, İlmihal (Zekât bölümü)
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.