🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Borçlu Kişi Zekât Verir mi? Borcun Nisaba Etkisi

Zekât, Fitre ve SadakaGüncelleme: 11 Eylül 202610 dk okuma

Borçlu kişi zekât verir mi? Hanefî mezhebinde borcun nisaptan düşülmesi, kul hakkı borcu ile Allah hakkı borcu ayrımı ve borcun zekât hesabına etkisi.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Zekâtın zenginliğe bağlanması ve borç
  • Hanefî mezhebinde borcun etkisi
  • Hesaplama örneği

Hanefî mezhebine göre kişinin ödemesi gereken, vadesi gelmiş ve talep edilebilir kul borcu zekâta tabi malından düşülür; geriye kalan miktar nisaba ulaşıyorsa zekât verilir, ulaşmıyorsa verilmez. Borç, nisabı ortadan kaldırıyorsa zekât farz olmaz. Bu hüküm, zekâtın “ihtiyaç fazlası zenginliğe” bağlanmasından doğar.

Zekâtın zenginliğe bağlanması ve borç

Zekât, yalnızca temel ihtiyaçların ve borçların üzerinde kalan, nisap miktarına ulaşmış malda farz olur. Âlimler bu şartı “ihtiyaç-i asliyyeden fazla olma” şeklinde ifade eder. Hadiste zekâtın “zenginlerden alınıp fakirlere verilmesi” anlatılır (Buhârî, Zekât 1; Müslim, Îmân). Elinde mal bulunsa da bütün malı borca gidiyorsa, o kişi fıkıh dilinde zengin sayılmaz; hatta kimi hâllerde zekât alabilecek konumda olabilir.

Bu yüzden borç meselesi, zekâtın en çok sorulan konularından biridir. Cevap, borcun türüne, vadesine ve kişinin mezhebine göre değişir. Zekât yılı hesabı için zekât yılının nasıl belirlendiği konusuna da bakılabilir.

Hanefî mezhebinde borcun etkisi

Hanefîlerde borçlar ikiye ayrılır. Birincisi kul hakkı borçlarıdır: kredi, senet, kişiye veya kuruma olan ödenmemiş alışveriş borcu, mehir borcu, ödenmesi gereken kira gibi. Bu borçlar, sahibinin zekâta tabi malından düşülür. İkincisi Allah hakkı sayılan borçlardır: ödenmemiş kefaretler, adak, hac borcu gibi. Hanefî fıkhında bu tür borçlar, zekâtın farz oluşunu engellemez; çünkü bunlar kişiden talep eden bir kul bulunmayan borçlar olarak değerlendirilir.

Düşülecek borcun, talep edilebilir ve vadesi gelmiş olması, çoğu kaynakta aranan bir ayrıntıdır. Bu noktada çağdaş fetvalarda taksitli borçların yalnızca o yıl içinde ödenecek kısmının düşülmesi yönünde yaygın bir uygulama vardır; ayrıntı için zekât hesaplarken borçların nasıl düşüldüğüne bakılabilir.

Hesaplama örneği

Örneğin bir kişinin zekâta tabi 150.000 liralık birikimi, ödenmesi gereken 100.000 lira kul borcu vardır. Borç düşüldüğünde 50.000 lira kalır. Bu miktar nisap değerinin (80,18 gram altının değeri) altındaysa zekât farz olmaz. Aynı kişinin birikimi 400.000 lira olsaydı geriye 300.000 lira kalacak ve bu tutar nisabı aştığı için kalan miktarın kırkta biri (yüzde 2,5) zekât olarak verilecekti.

Nisabın altın mı gümüş mü esas alınarak hesaplanacağı ayrıca tartışılır; bu konu nisap miktarının altına mı gümüşe mi göre hesaplandığı yazısında ele alınır.

Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî yaklaşımları

Mezhepler arasındaki temel fark, borcun zekâta tabi mala etkisidir. Şâfiîlerin meşhur görüşünde (cedîd) borç, zekâtın farz olmasına engel değildir; kişi borçlu olsa da elindeki nisaplı malın zekâtını verir. Bu görüş, borcun mala “taalluk etmediği” ilkesine dayanır. Hanbelîlerde ise zekâta tabi gizli (bâtın) mallarda borcun düşülmesi esas kabul edilir; Mâlikîlerde bir miktar ayrıntılı bir ayrım vardır: borçlunun elinde borcu karşılayacak başka mal varsa borç düşülmez, yoksa düşülür. Bu farklar yüzünden fetvalarda “hangi mezhebe göre” sorusu önem kazanır.

Türkiye’de uygulamada ağırlıklı olarak Hanefî görüşü esas alınır; Diyanet ilmihali de kul borcunun düşüleceğini belirtir. Yaygın borçlar için kredi borcu olanın zekâtı yazısı da yol göstericidir.

Alacağı olan borçlu kişi

Kişinin borcu olduğu gibi tahsil edebileceği alacağı da olabilir. Hanefî kaynaklarda alacaklar, tahsil edilme ihtimaline göre güçlü, orta ve zayıf olarak sınıflanır ve bunların zekâtı farklı hükümlere bağlanır. Alacağı tahsil edilebilir durumda olan biri, hem alacağını mala ekleyip hem borcunu düşerek net zenginliğini hesaplar. Bu konunun ayrıntısı alacakların zekâtı maddesinde işlenir.

Borçlu iken zekât vermek ve kendisi zekât almak

Borcunu ödedikten sonra nisabın altına düşen kişi fakir sayılabilir ve ihtiyaç hâlinde zekât alabilecek sınıfa girer. Kur’an’da zekât verilecek sekiz sınıftan biri olarak “gârimîn” (borçlular) sayılır (Tevbe Suresi, 9/60). Borcunu ödeyemeyen kişi, bu pay kapsamında değerlendirilebilir. Sınıfların tamamı için zekâtın verilebileceği sekiz sınıf yazısı faydalıdır.

Uygulamada dikkat edilecekler

  • Borcun gerçek, ödenmesi gereken ve belgelenebilir olması.
  • Düşülen borcun, düşüldüğü maldan ayrı bir şekilde ikinci kez hesaplanmaması.
  • Mal ve borçların zekât yılı sonunda değerlendirilmesi.
  • Şüphe durumunda güvenilir bir din görevlisine veya muftuluğa danışılması.

Borcun zekât yılına etkisi

Borç, yalnızca yıl sonu hesabında değil, nisabın oluştuğu andan itibaren de önem taşır. Hanefî usulünde nisap, yıl boyunca bir ölçüde sürmelidir; yılın başında ve sonunda nisap bulunması yeterli sayılır, ortada kısa süreli eksilmeler zarar vermez. Bu sebeple kişi yılın ortasında geçici bir borç alıp ödemişse yıl sonundaki durum esas alınır. Yıl sonunda ödenmemiş borç duruyorsa o güne ait mal ve borç tablosu çıkarılır. Hesap yaparken malları ve borçları aynı tarihe çekmek, hatalı düşüm yapılmasını önler.

Sık görülen yanılgılar

Birinci yanılgı, “borcum varsa hiç zekât vermem” düşüncesidir; oysa borç düşüldükten sonra nisap kalıyorsa zekât yine farzdır. İkinci yanılgı, tüm borçların her koşulda düşüleceğidir; Allah hakkı borçlar ve vadesi çok uzak olan borçlar bu konuda ayrı değerlendirilir. Üçüncü yanılgı, borçlu kişinin kendi borcunu ödemeden başkasına sadaka vermesinin hiç caiz olmadığıdır. Sadaka ayrı bir ibadettir; yine de borcun ödenmesi önceliklidir, çünkü kul hakkı vardır. Bu denge ilkesi sadaka bahislerinde de görülür ve sadakada öncelik sırası yazısında ele alınır.

Sıkça Sorulan Sorular

Borcu olan kişi zekât vermek zorunda mı?

Hanefî mezhebine göre kul borcu, zekâta tabi maldan düşülür. Geriye kalan nisaba ulaşıyorsa zekât verilir; ulaşmıyorsa zekât farz olmaz.

Allah hakkı sayılan borçlar zekâttan düşülür mü?

Hanefîlerde kefaret, adak ve hac gibi Allah hakkı borçlar zekâta tabi maldan düşülmez; çünkü bunları talep eden bir kul yoktur.

Şâfiî mezhebinde borç zekâtı düşürür mü?

Şâfiîlerin meşhur görüşüne göre borç, zekâtın farz olmasına engel değildir; kişi borçlu olsa bile nisaplı malının zekâtını verir.

Borcu nedeniyle nisabın altına düşen kişi zekât alabilir mi?

Borçlular (gârimîn), Kur’an’da zekât verilecek sınıflar arasında sayılır. Borcunu ödeyemeyen ve nisabın altında kalan kişi bu kapsama girebilir.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Kur’an-ı Kerîm, Bakara Suresi (2/267); TDV İslâm Ansiklopedisi, "Zekât" maddesi; Diyanet İşleri Başkanlığı, İlmihal (Zekât bölümü); Kâsânî, Bedâʿiu’s-sanâʿi, Zekât bölümü

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 7 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. Kur’an-ı Kerîm, Bakara Suresi (2/267)
  2. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Zekât" maddesi
  3. Diyanet İşleri Başkanlığı, İlmihal (Zekât bölümü)
  4. Kâsânî, Bedâʿiu’s-sanâʿi, Zekât bölümü

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.