🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Müellefe-i Kulub Payı Günümüzde Var mı?

Zekât, Fitre ve SadakaGüncelleme: 8 Ağustos 202610 dk okuma

Müellefe-i kulûb payı günümüzde var mı? Huneyn ganimeti, Hz. Ömer’in uygulaması, Hanefî ve Şâfiî görüşleri ve çağdaş âlimlerin yaklaşımı anlatıldı.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Kavramın anlamı
  • Peygamber dönemindeki uygulama
  • Hz. Ömer'in uygulaması ve Hanefî görüşü

Müellefe-i kulûb, kalpleri İslam’a ısındırılacak kimselere ayrılan zekât payıdır. Hanefî mezhebine göre İslam’ın güçlenmesiyle bu pay düşmüştür; Şâfiî ve bazı çağdaş âlimler ise belirli koşullarda devam ettiğini kabul eder. Konu, ictihadî bir tartışma alanıdır ve zekât verecek kişinin uyduğu mezhebe göre sonuç değişir.

Kavramın anlamı

Müellefe-i kulûb, “kalpleri ısındırılanlar” demektir. Tevbe Suresi’nin 60. ayetinde zekât alabilecek sekiz sınıf içinde sayılır. Bu kapsama giren kişiler, İslam’a yeni girmiş olup imanı pekişmemiş kimseler, henüz Müslüman olmamakla birlikte İslam’a ısınma ihtimali taşıyan veya Müslümanlara zarar vermesi engellenmek istenen nüfuzlu kişiler ve topluluklardır. Zekâtın bu pay aracılığıyla yumuşak güç olarak kullanılması, İslam’ın ilk dönemindeki siyasi ve toplumsal şartları yansıtır. Sınıfların genel çerçevesi için zekâtın verilebileceği sekiz sınıf yazısına bakılabilir.

Peygamber dönemindeki uygulama

Huneyn Savaşı’ndan sonra Peygamber Efendimiz, Mekke’nin yeni Müslüman olmuş önde gelenlerine, örneğin Ebû Süfyân, Safvân b. Ümeyye, Akra’ b. Hâbis ve Uyeyne b. Hısn gibi isimlere, ganimetten çokça pay verdi. Medineli Ensar bundan rahatsız olunca Peygamberimiz onlara, insanların mal ile dönerken kendilerinin Resûlullah ile döndüğünü hatırlatarak gönüllerini aldı (Buhârî, Megâzî 56; Müslim, Zekât 132-139). Bu olay, müellefe-i kulûb uygulamasının tarihî örneği olarak anılır. Bu paylar genellikle ganimet ve humus gelirlerinden verilmiştir; zekât payı olarak verilip verilmediği konusunda âlimler arasında ayrıntı farkları vardır.

Hz. Ömer’in uygulaması ve Hanefî görüşü

Rivayete göre Hz. Ebû Bekir döneminde Uyeyne b. Hısn ve Akra’ b. Hâbis, kendilerine belirli bir arazi ve belge verilmesini istemiş, Hz. Ebû Bekir buna razı olmuştu; ancak Hz. Ömer belgeyi yırtarak “Allah İslam’ı güçlendirdi, artık size ihtiyaç yok” demiştir. Bu rivayet, birçok klasik kaynakta nakledilir; senedi ve ayrıntıları hakkında farklı değerlendirmeler bulunmasına rağmen, Hanefî mezhebi bu olaya ve sahabenin icmâına dayanarak müellefe-i kulûb payının düştüğünü kabul eder. Bu yaklaşıma göre bu pay, İslam’ın zayıf olduğu dönemde, onu korumak ve yaymak için konulmuştu; İslam güçlendikten sonra payın gerekçesi ortadan kalkmıştır. Dolayısıyla bugün Hanefî ilmihallerinde zekât verilebilecek sınıflar arasında bu pay yer almaz.

Şâfiî ve diğer mezheplerin yaklaşımı

Şâfiî ve Hanbelî mezheplerinde müellefe-i kulûb payının devam ettiği, ancak özellikle Müslüman olanların imanlarını pekiştirmek için verilebileceği görüşü yaygındır. Mâlikî mezhebinde ise payın düştüğüne dair görüş ağırlıktadır. Bu görüşlerin farkı, ayetin hükmünün neshedilip edilmediği ve gerekçesinin ortadan kalkıp kalkmadığı konusundaki yorumdan kaynaklanır. Ayetin hükmü, genel ilke olarak daimî görülürse ihtiyaç doğduğunda yeniden uygulanabilir. Mezheplerin zekât konusundaki diğer farkları için zekâtta Hanefî ve Şâfiî mezheplerinin temel farkları yazısı okunabilir.

Çağdaş yorumlar

Bazı çağdaş âlimler, ayetin hükmünün yeniden uygulanabileceğini savunur. Bu yaklaşıma göre ayetin hükmü neshedilmemiştir; Hz. Ömer’in tavrı, o dönemin şartları sebebiyle payın geçici olarak uygulanmaması anlamına gelir. Günümüzde yeni Müslüman olanların destek ihtiyacı, azınlık durumundaki Müslümanların dayanışması ve İslam’ın anlaşılması için yapılan hizmetler bu pay kapsamında değerlendirilebilir. Yeni Müslüman olanların iş, barınma, eğitim ve sosyal uyum gibi ihtiyaçları için zekât verilebilir mi sorusu, bu bağlamda gündeme gelir. Bu görüş, Diyanet ve Hanefî ilmihali kapsamında benimsenmemiştir; zekât verecek kişi bu konuda, kendi uyduğu mezhebin görüşüne göre hareket etmelidir.

Yeni Müslümanlara yardım

Müellefe-i kulûb payının uygulanıp uygulanmayacağı tartışmalı olsa da yeni Müslüman olmuş kişilere yardım etmek ayrı bir fazilettir. Bu yardım, nafile sadaka, hediye ve toplumsal destek yoluyla yapılabilir. Bu kişi aynı zamanda fakir ise, zaten zekâtın fakir sınıfında değerlendirilir; bu durumda müellefe payına ihtiyaç kalmadan ona zekât verilebilir. Bu pratik, tartışmalı olan konuda ihtilafı en aza indirir. Fakirlik ölçüsü için fakir ile miskin arasındaki fark yazısı kullanılabilir.

Siyasi ve toplumsal sakıncalar

Zekâtın siyasi bir araç olarak kullanılması ve nüfuz sahibi kişilerin desteğini satın almak için dağıtılması, bu payın kötüye kullanılma riskini taşır. Zekâtın temel ahlâkı, alıcıyı minnet altında bırakmamak ve kişinin kendisine verilen şeyi ihtiyaç ölçüsünde almasıdır. Bu nedenle zekâtın siyasi manipülasyon aracı hâline getirilmesinden kaçınılmalı, yeni Müslümanlara yönelik desteğin şeffaf ve güvenilir kurumlarca yapılması sağlanmalıdır. Kurumlarla ilgili genel ilkeler için zekâtı derneklere ve vakıflara vermek yazısı faydalıdır.

Ayetin neshi meselesi

Müellefe-i kulûb payının düştüğünü söyleyenler, genellikle bunu bir “nesih” (hükmün kaldırılması) olarak değil, hükmün gerekçesinin ortadan kalkması olarak açıklar. Gerekçe değişince hüküm de uygulanmaz hâle gelir; bu, fıkıhta “illetin zeval bulması” ilkesidir. Karşı görüştekiler ise ayetin kesin bir hüküm ifade ettiğini, sahabenin bu payı vermemesinin, payın bir daha asla verilemeyeceği anlamına gelmediğini savunur. Bu tartışma, fıkıhta nassın değişen şartlara uygulanması konusunun tipik bir örneğidir. Nitekim aynı mesele, ilk dönemden bu yana âlimlerin dikkatle ele aldığı bir ictihad alanıdır ve konu hakkında kesin bir icmâ bulunmamaktadır.

Gayrimüslim fakirlere yardım

Müellefe-i kulûb payı tartışmasının yanında, gayrimüslim ihtiyaç sahiplerine yardımın hükmü de gündeme gelir. Hanefî mezhebine göre zekât Müslüman fakirlere verilir; ancak fitre ve nafile sadaka gayrimüslim fakirlere de verilebilir. Kur’an, din konusunda zorlama olmadığını ve Müslümanlarla savaşmayan gayrimüslimlere iyilik etmeyi yasaklamadığını bildirir (Mümtehine, 60/8). Bu sebeple toplumsal barışı güçlendiren yardımlar, zekât dışı kaynaklardan yapılabilir. Fitre ile ilgili ayrıntı için fitre kimlere farzdır yazısına bakılabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Müellefe-i kulûb kimlerdir?

Kalpleri İslam’a ısındırılacak yeni Müslümanlar veya Müslümanlara zararı engellenmek istenen nüfuzlu kişilerdir.

Bu pay günümüzde var mıdır?

Hanefî mezhebine göre düşmüştür. Şâfiî ve bazı çağdaş âlimler belirli şartlarla devam ettiğini kabul eder.

Yeni Müslüman olan kişiye zekât verilebilir mi?

Fakirse fakir sınıfında zekât alabilir. Fakir değilse nafile sadaka ve hediye ile desteklenebilir.

Hz. Ömer bu payı neden vermedi?

Rivayete göre İslam güçlendiği için payın gerekçesinin ortadan kalktığını düşünmüştür; ayrıntılar kaynaklara göre değişir.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Kur’an-ı Kerîm, Tevbe Suresi (9/60); Buhârî, Humus 19; Menâkıb; Müslim, Zekât 132; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Müellefe-i Kulûb" maddesi

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 7 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. Kur’an-ı Kerîm, Tevbe Suresi (9/60)
  2. Buhârî, Humus 19; Menâkıb
  3. Müslim, Zekât 132
  4. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Müellefe-i Kulûb" maddesi

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.