Hz. Ali b. Ebî Tâlib (r.a.)
Peygamberimizin amcasının oğlu ve damadı, dördüncü halife Hz. Ali'nin hayatı, ilmi, cesareti, fazileti ve şehadeti.
Kimliği ve Çocukluğu
Hz. Ali, Peygamberimizin amcası Ebû Tâlib ile Fâtıma bint Esed’in oğludur. Bi’setten yaklaşık on yıl önce Mekke’de doğdu. Mekke’de yaşanan bir kıtlık döneminde Peygamberimiz, amcasının yükünü hafifletmek için küçük Ali’yi yanına aldı. Böylece o, Resûlullah’ın evinde, onun terbiyesiyle büyüdü. Künyesi Ebü’l-Hasan’dır; Peygamberimizin verdiği “Ebû Türâb” lakabıyla da anılır.
İslam’a Girişi
Hz. Hatice’den hemen sonra, çocuk yaşta iman edenlerin ilkidir. Putlara hiç tapmamış olduğu için adı anılırken “Kerremallahu vecheh” (Allah yüzünü mükerrem kılsın) duası kullanılagelmiştir. Yakın akrabaların davet edildiği toplantıda Peygamberimize destek olacağını söyleyen de odur.
Peygamberimizle Beraberliği
Hicret gecesi, Peygamberimizin yatağına yatarak müşrikleri oyaladı ve ardından emanetleri sahiplerine iade edip Medine’ye hicret etti. Medine’de Peygamberimiz onu kendisine kardeş seçti. Hicretin ikinci yılında Resûlullah’ın kızı Hz. Fâtıma ile evlendi; Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin bu evlilikten dünyaya geldi.
Tebük dışındaki bütün gazvelere katıldı. Bedir’de teke tek vuruşmalarda öne çıktı, Uhud’da Peygamberimizi korudu, Hendek’te Amr b. Abdüved’i yendi. Hayber’de Peygamberimiz “Yarın sancağı, Allah ve Resûlünü seven, Allah ve Resûlünün de kendisini sevdiği birine vereceğim” buyurmuş ve sancağı ona vermiştir; kale onun eliyle fethedilmiştir (Buhârî, Meğâzî; Müslim, Fedâilü’s-sahâbe). Vahiy kâtiplerinden biriydi ve Hudeybiye antlaşmasını o yazdı.
Faziletine Dair Hadisler
Tebük seferine çıkarken Peygamberimiz onu Medine’de ailesinin başında bıraktı. Hz. Ali’nin üzüldüğünü görünce “Benim yanımda, Hârûn’un Mûsâ yanındaki mevkiinde olmak istemez misin? Ancak benden sonra peygamber yoktur” buyurdu (Buhârî, Meğâzî; Müslim, Fedâilü’s-sahâbe).
Hz. Ali’nin kendisi de “Beni ancak mümin sever, bana ancak münafık buğzeder; bu, ümmî Peygamber’in bana verdiği sözdür” demiştir (Müslim, Îmân). Aşere-i mübeşşere arasında yer alır.
İlmi
Hz. Ali, sahabenin ilim ve fıkıh önderlerindendi. Hz. Ebû Bekir, Ömer ve Osman dönemlerinde danışılan başlıca isimlerden oldu; Hz. Ömer’in zor meselelerde onun görüşüne başvurduğu bilinir. Kadılık alanındaki isabeti meşhurdur. Hikmetli sözleri ve hutbeleri nesilden nesile aktarılmıştır.
Halifeliği
Hz. Osman’ın şehadetinden sonra, Medine’deki sahabilerin çoğunluğunun biatıyla 656’da halife oldu. Halifeliği, ümmetin en sıkıntılı dönemine denk geldi. Hz. Osman’ın katillerinin cezalandırılması konusundaki görüş ayrılıkları Cemel ve Sıffîn olaylarına yol açtı. Hakem olayının ardından Hâricîler ortaya çıktı ve Nehrevan’da onlarla savaşıldı.
Ehl-i Sünnet’in bu konudaki çizgisi açıktır: Hz. Ali o dönemde meşru halifedir ve görüşünde isabetlidir. Karşısında yer alan Hz. Âişe, Talha, Zübeyr ve Muâviye gibi sahabiler ise kötü niyetle değil, kendi ictihadlarıyla hareket etmişlerdir; ictihadında hata eden müctehid de bir sevap alır. Bu sebeple sahabe hakkında dil uzatılmaz, aralarındaki ihtilaflar hayırla anılır ve Allah’a havale edilir.
Şehadeti
Hicretin 40. yılı Ramazan ayında (661), Kûfe’de sabah namazına giderken Hâricî İbn Mülcem tarafından zehirli kılıçla yaralandı ve iki gün sonra şehit oldu. Yaralıyken bile katiline iyi davranılmasını, ancak kendisi ölürse kısastan fazlasının yapılmamasını vasiyet etti. Kabrinin Necef’te olduğu yaygın kabuldür.
Zühdü ve Sözleri
Hz. Ali, halife olduğu dönemde bile kaba elbiseler giyer, beytülmalden kendisi için fazladan bir şey almazdı. Çarşıda dolaşarak esnafa Allah’tan korkmayı ve ölçüyü tam tutmayı öğütlerdi. İlim hakkındaki sözleri meşhurdur: İlmin maldan hayırlı olduğunu, çünkü ilmin sahibini koruduğunu, malı ise sahibinin korumak zorunda olduğunu; malın harcandıkça azaldığını, ilmin ise öğretildikçe arttığını söylediği rivayet edilir.
Örnek Alınacak Yönleri
- Peygamber sevgisi: Çocukluğundan itibaren Resûlullah’a canını siper etmesi.
- İlim ve hikmet: Bilgiyi amel ve adaletle birleştirmesi.
- Zühd: Halife iken dahi sade bir hayatı tercih etmesi.
- Cesaret: Hak bildiği yolda korkusuzca durması.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Buhârî, Meğâzî; Fedâilü'l-ashâb; Müslim, Fedâilü's-sahâbe; Îmân; İbn Sa'd, et-Tabakâtü'l-kübrâ, III; İbn Abdilber, el-İstîâb; Zehebî, Siyeru a'lâmi'n-nübelâ (Sîretü'l-hulefâ); TDV İslâm Ansiklopedisi, "Ali" md.
Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Buhârî, Meğâzî; Fedâilü'l-ashâb
- Müslim, Fedâilü's-sahâbe; Îmân
- İbn Sa'd, et-Tabakâtü'l-kübrâ, III
- İbn Abdilber, el-İstîâb
- Zehebî, Siyeru a'lâmi'n-nübelâ (Sîretü'l-hulefâ)
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Ali" md.
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.