Osmanlı Medreseleri: Sahn-ı Seman ve Süleymaniye Medreseleri
Osmanlı medreseleri nasıl işlerdi? İznik'ten Sahn-ı Seman ve Süleymaniye'ye kademeler, müfredat, müderris hiyerarşisi, vakıf finansmanı ve ıslah çabaları.
- Erken dönem: İznik'ten Bursa ve Edirne'ye
- Sahn-ı Seman ve kademe sistemi
- Müfredat ve eğitim yöntemi
Osmanlı medreseleri, İslam dünyasının klasik eğitim kurumlarının devamı olarak 14. yüzyılda İznik’te başlayan, 15.-16. yüzyıllarda Fatih ve Süleymaniye külliyeleriyle zirveye ulaşan, 20. yüzyılın başına kadar süren yüksek öğretim kurumlarıdır. Hanefî fıkhı, tefsir, hadis, kelam, mantık ve belâgat gibi dersleri okutan medreseler, aynı zamanda kadı, müftü, müderris ve imam gibi dinî-hukuki görevlileri yetiştirdi.
Erken dönem: İznik’ten Bursa ve Edirne’ye
Osmanlıların ilk medresesi, 1331’de İznik’in alınmasının ardından kurulan ve Davud-ı Kayserî’nin müderris olduğu medresedir. Bursa’da Orhan Gazi, Hüdavendigâr ve Yıldırım külliyelerindeki medreseler izledi; Edirne’de ise Murad II ve Bayezid II dönemlerinde yeni medreseler açıldı. Bu erken medreselerde müderrisler çoğunlukla Mısır, Şam, Tebriz ve Semerkant gibi merkezlerde eğitim görmüştü. 15. yüzyılda Molla Fenârî, Molla Gürânî ve Ali Kuşçu gibi âlimler Osmanlı ilmiyesinin gelişimine katkı yaptı. Eğitimin temel metinleri Arapça kitaplardı; ilim dili Arapça, ders dili ise kısmen Türkçe idi. Medrese kavramının genel tarihi için medrese kurumunun tarihi yazısı okunabilir.
Sahn-ı Seman ve kademe sistemi
Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’daki külliyesinde (1463-1470) sekiz medrese (Sahn-ı Seman) ve bunların altında sekiz hazırlık medresesi (Tetimme) yaptırdı. Sahn-ı Seman, Osmanlı medrese hiyerarşisinin en yüksek basamağı oldu; buradan müderris olmak, ilmiye mesleğinde büyük bir itibar anlamına geliyordu. Kanunî döneminde Süleymaniye Külliyesi’ndeki dört medrese (Süleymaniye Medreseleri), darülhadis ve tıp medresesi, bu basamakların da üstünde bir ilmî düzey olarak kabul edildi. Zamanla medreseler “Hariç, Dâhil, Sahn ve Süleymaniye” gibi derecelere ayrıldı. Hariç medreseleri ilk basamak, Dâhil medreseleri orta, Sahn-ı Seman yüksek, Süleymaniye ise en üst seviyedeydi. Bu kademelerde müderrisin günlük ücreti (yevmiyesi) ve itibarı artardı. Ayrıntı için Süleymaniye Medreseleri ve Fatih döneminde dinî hayat yazıları okunabilir.
Müfredat ve eğitim yöntemi
Medrese müfredatı “Dersiâm” (genel ders) ve “Dersi hususî” biçiminde yürütülürdü. Öğrenciler (talebe, danişmend, suhte) önce sarf, nahiv, mantık, belagat gibi âlet ilimleri okur, sonra fıkıh, usûl-i fıkıh, tefsir, hadis ve kelam gibi gaye ilimlerine geçerdi. Kitaplar şerh ve haşiyelerle okutulur, öğrenci bir kitabı bitirdiğinde icazet alırdı. Meşhur ders kitapları arasında Molla Câmî’nin el-Fevâidü’z-Ziyâiyye’si (nahiv), Sa’düddin Taftazânî’nin Şerhu’t-Telhîs ve Şerhu’l-Akâid’i, Merğinânî’nin el-Hidâye’si (fıkıh) ve Beydâvî tefsiri bulunurdu. Dersler, müderrisin okumasıyla, soru ve tartışmalarla (münazara) yürütülürdü. Ders kitapları hakkında ayrıntı için Osmanlı medreselerinde okutulan dersler ve kitaplar yazısı okunabilir.
İlmiye teşkilatı ve vakıf finansmanı
Medreseler vakıf gelirleriyle işletilirdi. Her medresenin vakfiyesinde müderris ve talebelerin maaşı, kütüphane ve imaret giderleri belirlenmişti. Müderrisler “mülâzemet” (adaylık) sürecinden geçer, rütbe kazanarak daha yüksek medreselere atanırdı. Bu hiyerarşinin zirvesinde şeyhülislam, kazaskerler, İstanbul kadısı ve ilmiyenin diğer üst düzey makamları yer alırdı. Zamanla bu sistem, ailelerin ilmiye mevkilerini devralması (mevâlî ve ilmiye hanedanları) ve talebe sayısının açık kadrodan fazla olması gibi sorunlarla karşılaştı. Vakıf düzeni için Osmanlı’da vakıf sistemi ve şeyhülislamlık için şeyhülislamlık makamı yazıları okunabilir.
Gerileme tartışması ve ıslah çabaları
17.-18. yüzyıllarda medrese sisteminde mülâzemet kuyruğu, rüşvet iddiaları ve ilmî kalitenin düşmesi gibi şikâyetler arttı. 19. yüzyılda Tanzimat ile yeni okullar (rüşdiye, idadi, mekteb-i sultanî, darülfünun) açıldı ve medrese–mektep ikiliği ortaya çıktı. 1914’te Medreselerin Islahı Nizamnamesi ile fen derslerinin medrese programına eklenmesi denendi. Medreselerin geleneksel yapısı 3 Mart 1924’te Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile kapatıldı. Medreselerin gerileme sebepleri ve etkileri, tarihçiler arasında tartışılan bir konudur: bazıları eğitimdeki donukluğu vurgularken, bazıları medreselerin 19. yüzyıla kadar canlı bir ilmî üretim yaptığını, ancak yeni bilgiler karşısında kurumsal esnekliği yitirdiğini belirtir. Matematik, astronomi ve tıp gibi akli ilimler özellikle 16. yüzyıldan sonra medrese programlarında geri plana çıktı.
Medrese hayatı: talebe, hoca ve mekân
Medrese külliyelerinde öğrenciler hücre denilen küçük odalarda kalır, yemeklerini imaretten alır, sabah ve akşam saatlerinde derslere katılırdı. Medrese avlusunun etrafında sıralanan hücreler, ortada bir dershane ve çoğu zaman bir kütüphaneden oluşan düzen, Osmanlı medrese mimarisinin ortak planıydı. Dersler genellikle sabah namazından sonra başlar, öğle ve ikindi vakitlerine kadar sürerdi. Öğrenciler hocalarıyla birlikte yaşar, hocanın evinde ve camide ek dersler alırdı. Mezuniyet, yazılı bir sınavla değil, hocanın verdiği icazetnameyle (diploma) gerçekleşirdi; icazetnamede öğrencinin hangi kitapları kimden okuduğu da kaydedilirdi. Böylece ilim zinciri (silsile) kaydedilmiş olurdu.
Medreselerde kadınlar öğrenci olarak yer almasa da kadınların vakıf kurucusu olarak medrese yaptırması yaygındı; valide sultanlar ve hanım sultanlar birçok medresenin kurucusuydu. Taşrada ise küçük medreseler köy ve kasabalarda imam ve hoca yetiştirirdi. Bu geniş ağ, Osmanlı toplumunda okuryazarlığın ve dinî ilimlerin yayılmasını sağladı.
Sıkça Sorulan Sorular
İlk Osmanlı medresesi nerede kurulmuştur?
İznik’te, Orhan Gazi döneminde kurulmuş, ilk müderris olarak Davud-ı Kayserî anılmıştır.
Sahn-ı Seman nedir?
Fatih Külliyesi’ndeki sekiz medresedir ve uzun süre Osmanlı’da yüksek öğrenimin en üst basamağı sayılmıştır.
Medreseler ne zaman kapatılmıştır?
3 Mart 1924’te Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile kapatılmıştır.
Medreselerde hangi dersler okutulurdu?
Sarf, nahiv, mantık, belagat gibi âlet ilimleri ile fıkıh, tefsir, hadis ve kelam gibi dinî ilimler okutulurdu.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Medrese" ve "Sahn-ı Seman" maddeleri; Mehmet İpşirli, Osmanlılarda İlmiye Teşkilatı; Halil İnalcık, Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600); Ekmeleddin İhsanoğlu (ed.), Osmanlı Medreseleri
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Medrese" ve "Sahn-ı Seman" maddeleri
- Mehmet İpşirli, Osmanlılarda İlmiye Teşkilatı
- Halil İnalcık, Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600)
- Ekmeleddin İhsanoğlu (ed.), Osmanlı Medreseleri
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.