🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Osmanlı’ya Hilafetin Geçişi: Yavuz, Mısır Seferi ve Tartışmalar

Osmanlı Devleti ve PadişahlarıGüncelleme: 26 Ekim 20268 dk okuma

Hilafet Osmanlılara nasıl geçti? Yavuz Selim'in Mısır seferi, halife el-Mütevekkil, devir rivayetinin tartışması ve halifelik vurgusunun gelişimi.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Hilafet kurumunun arka planı
  • Yavuz'un Mısır seferi
  • Devir rivayeti ve eleştirisi

Osmanlı padişahlarının halife unvanını kullanması, uzun süre Yavuz Sultan Selim’in 1517’de Kahire’de Abbâsî halifesi el-Mütevekkil’den hilafeti devraldığı anlatısıyla açıklanmıştır. Modern araştırmalar ise böyle bir resmî devir töreninin belgelenmediğini, halifelik vurgusunun Osmanlı’da zamanla ve özellikle 18. yüzyıldan itibaren belirginleştiğini gösterir. Konu hem tarihî hem fıkhî açıdan tartışmalıdır.

Hilafet kurumunun arka planı

Hilafet, Hz. Peygamber’in vefatından sonra Müslümanların siyasi ve dinî liderliği için ortaya çıkan makamdır. Dört halife dönemi, Emevîler ve Abbâsîler boyunca hilafet bir devlet başkanlığı olarak sürdü. 1258’de Moğolların Bağdat’ı yıkmasıyla Abbâsî halifesi öldürüldü; ailenin bir kolu Memlûk himayesinde Kahire’ye taşındı ve burada sembolik bir halifelik varlığını sürdürdü. Bu “Kahire Abbâsî halifeliği” gerçek bir siyasi güce sahip değildi; Memlûk sultanları halifeyi atama–görevden alma yetkisine sahipti, halife ise sultanın iktidarına meşruiyet kazandıran törensel bir işlev görüyordu. Hilafetin tarihî gelişimi için halifelik kurumunun tarihi ve Abbâsîler devleti tarihi yazıları okunabilir. İlk dört halife için dört halife yazısına bakılabilir.

Yavuz’un Mısır seferi

1516’daki Mercidabık ve 1517’deki Ridâniye zaferleriyle Memlûk Devleti sona erdi ve Osmanlı Mısır, Suriye ve Hicaz’ın hâkimi oldu. Kahire’de bulunan Abbâsî halifesi el-Mütevekkil III, Osmanlılara esir götürüldü ve bir süre İstanbul’da tutulduktan sonra Mısır’a döndü; 1543’te orada öldü. Mekke Şerifi’nin Haremeyn’in anahtarlarını Selim’e göndermesi, Osmanlı padişahına “Hâdimü’l-Haremeyn” (iki kutsal şehrin hizmetkârı) unvanını kazandırdı. Savaşların ayrıntısı için Mercidabık ve Ridâniye ve Yavuz Sultan Selim yazıları okunabilir. Ayrıca Hz. Peygamber’e nispet edilen emanetler (hırka-i saadet, sancak-ı şerif) Mısır’dan İstanbul’a getirildi; bu da Osmanlı sarayının dinî prestijini artırdı. Emanetler hakkında Topkapı’daki mukaddes emanetler yazısına bakılabilir.

Devir rivayeti ve eleştirisi

Hilafetin Selim’e devredildiği anlatısının en erken ve yaygın biçimi, 18. yüzyılın sonunda İsveçli-Ermeni tarihçi Mouradgea d’Ohsson’un Tableau Général de l’Empire Othoman adlı eserinde yer alır. D’Ohsson’a göre el-Mütevekkil, Ayasofya’da bir törenle hilafeti Selim’e devretmiştir. Bu iddianın çağdaş Osmanlı, Memlûk veya Mısır kaynaklarında karşılığı bulunmamaktadır. Mısır’da yaşayan çağdaş tarihçi İbn İyâs, Selim’in Kahire’deki davranışlarını ayrıntılı anlatır ancak hilafet devrine dair bir bilgi vermez. Bu nedenle modern tarihçiler “devir anlatısı”nı sonradan şekillenen bir gelenek olarak değerlendirir. Yavuz’un ve ardılları Kanunî’nin unvanları arasında “halife” kelimesi kullanılmışsa da bunun resmî ve hukuki bir devre dayandığına dair belge yoktur.

Osmanlı padişahları 16. yüzyılda “halife-i rû-yi zemin”, “halife-i müslimîn” gibi unvanları ihtiyatla, daha çok şiirsel ve törensel anlamda kullandı. Kanunî Sultan Süleyman’ın “Hâdimü’l-Haremeyn” ve “halife” unvanları, Osmanlı’nın Sünnî dünyadaki liderlik iddiasını vurguladı. Fakat Sünnî hukuk geleneğinde halifenin Kureyş’ten olması şartı (Kureyşîlik) tartışmalıydı; Osmanlı âlimleri bu şartın zorunluluğuna dair farklı görüşler ileri sürdü. Kemalpaşazâde ve Ebussuud gibi âlimlerin hilafet meselesindeki yorumları bu bağlamda incelenir.

Halifelik vurgusunun gelişimi

Osmanlı’da halifelik unvanı 18. yüzyılda siyasi ihtiyaçlar doğrultusunda yeniden ön plana çıktı. 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması’nda Kırım Müslümanlarının dinî önderinin Osmanlı padişahı (halife) olarak tanınması, halifeliğin bağımsız bir dinî otorite olarak uluslararası bir antlaşmada geçmesinin ilk örneklerinden biridir. 19. yüzyılda, özellikle II. Abdülhamid döneminde halifelik, Osmanlı’nın dış politikasında İslam dünyasıyla bağ kurma aracı olarak kullanıldı. Bu dönemde yazılan eserlerde Yavuz’un hilafeti devraldığı anlatısı Osmanlı resmî tarih yazımında yerleşti ve eğitim kitaplarına girdi. Halifelik vurgusunun gelişimi için II. Abdülhamid döneminde dinî hayat yazısı okunabilir.

Hilafetin sonu

Birinci Dünya Savaşı’nda 1914’te Cihad-ı Mukaddes halifelik makamının çağrısı olarak ilan edildi; ancak beklenen etki görülmedi. Millî Mücadele sonrasında 1 Kasım 1922’de saltanat kaldırıldı ve halifelik ayrı bir makam olarak bırakıldı. Abdülmecid Efendi halife seçildi. 3 Mart 1924’te TBMM kararıyla hilafet tamamen kaldırıldı ve hanedan mensupları yurt dışına çıkarıldı. Bu gelişmeler İslam dünyasında yankı uyandırdı; Hindistan’daki Hilafet Hareketi ve diğer çevreler halifeliğin korunması için girişimlerde bulundu. Birinci Dünya Savaşı döneminin dinî–siyasi boyutu için Birinci Dünya Savaşı ve hilafet-cihad yazısı okunabilir.

Özetle hilafet meselesi, bir tek olaya indirgenemeyecek, hukuki, siyasi ve sembolik katmanlar taşıyan bir tarihî süreçtir. Osmanlı padişahları, Sünnî dünyanın en güçlü hükümdarları ve Haremeyn hizmetkârları olarak fiilî bir dinî liderlik üstlenmiş, bu liderliğin hukuki ifadesi ise zaman içinde gelişen bir kavramsal çerçeveye oturmuştur. Okurun hem geleneksel anlatıyı hem de modern araştırmaların eleştirel bulgularını birlikte değerlendirmesi önerilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Hilafet Osmanlılara 1517’de mi geçti?

Bu anlatı yaygın olsa da modern araştırmalar resmî bir devir belgesi bulunmadığını ve halifelik vurgusunun sonradan belirginleştiğini belirtir.

El-Mütevekkil kimdir?

Kahire’deki son Abbâsî halifesi olup Yavuz’un Mısır seferinden sonra esir götürülmüş, daha sonra Mısır’a dönmüş ve 1543’te ölmüştür.

Küçük Kaynarca’da halifelik nasıl geçer?

Kırım Müslümanlarının dinî konularda Osmanlı padişahını halife olarak tanıyacağı hükmü yer alır.

Hilafet ne zaman kaldırılmıştır?

3 Mart 1924’te TBMM kararıyla kaldırılmıştır.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Hilâfet" ve "Selim I" maddeleri; Halil İnalcık, "Osmanlı Hilâfeti" ve The Ottoman Empire: The Classical Age; Hamid Algar, "The Ottoman Caliphate" çalışmaları; Mehmet İpşirli, "Hilafet" maddesi çalışmaları

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR1 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Hilâfet" ve "Selim I" maddeleri
  2. Halil İnalcık, "Osmanlı Hilâfeti" ve The Ottoman Empire: The Classical Age
  3. Hamid Algar, "The Ottoman Caliphate" çalışmaları
  4. Mehmet İpşirli, "Hilafet" maddesi çalışmaları

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.