Tâif Kuşatması Şehitleri ve Öne Çıkan Sahabiler
Tâif şehitleri, Abdullah b. Ebî Bekir'in yaralanması, Ebû Süfyân'ın gözünü kaybetmesi, Ebû Bekre ve azat edilen köleler kaynaklarla anlatılıyor.
- Şehitlerin Sayısı ve Listesi
- Abdullah b. Ebî Bekir
- Ebû Süfyân'ın Gözü
Tâif Kuşatması’nda on iki kadar Müslüman şehit düştü; Abdullah b. Ebî Bekir okla yaralanıp sonradan vefat etti, Ebû Süfyân b. Harb bir gözünü kaybetti ve köleler Ebû Bekre’nin öncülüğünde Müslümanlara geçti. Kuşatmanın akışı Tâif Kuşatması yazısında anlatılmıştır.
Şehitlerin Sayısı ve Listesi
İbn Hişâm, Tâif’te şehit düşenlerin on iki kişi olduğunu bildirir: Yedisi Kureyş’ten, üçü Ensâr’dan, biri Leys, biri Ezd kabilesinden. Bu isimler arasında Saîd b. Saîd b. el-Âs ve Abdullah b. Ebî Ümeyye gibi Kureyşli sahabîler anılır; ayrıntılı listeyi veren kaynaklar küçük farklarla ayrılır. Bu listede farklı kaynaklar isim farklılıkları gösterebilir. Bu nedenle kesin hüküm vermek yerine “kaynaklarda anılır” ifadesi tercih edilmelidir.
Abdullah b. Ebî Bekir
Hz. Ebû Bekir’in oğlu Abdullah, Tâif’te bir okla yaralandı; yaranın zamanla açılması sonucu Hz. Peygamber’in vefatından kısa süre sonra, Hz. Ebû Bekir’in halifeliğinin ilk günlerinde (Hicrî 11) vefat etti. Abdullah, Mekke’den Medine’ye hicretin ilk günlerinde Hz. Peygamber ile Hz. Ebû Bekir’e Sevr mağarasında haber ve yiyecek taşıyan gençtir. Tâif’teki yarası, bu fedakâr gencin uzun vadeli bedelini gösterir. Hz. Ebû Bekir oğlunun vefatına sabretmiştir.
Ebû Süfyân’ın Gözü
Mekke’nin fethinden sonra Müslüman olan Ebû Süfyân b. Harb, Tâif’te bir okla gözünü kaybetti; ilk gözünü ise Yarmuk Savaşı’nda yitirdiği kaynaklarda anlatılır. Hz. Peygamber’in “Gözün için dua edeyim mi, yoksa cennette gözün olur mu?” sorusuna cennet cevabını verdiği rivayet edilir; senet tartışmalıdır. Bu rivayet Müslüman olduktan sonra Ebû Süfyân’ın Allah yolunda verdiği bedelleri gösterir. Önceki düşmanlığına rağmen sonraki sadakati, İslam’ın gönülleri kazanma gücünün örneğidir.
Ebû Bekre ve Azat Edilen Köleler
Ebû Bekre (Nüfey’ b. Mesrûh), Tâif surundan bir kovayla (bekre) inerek Müslümanlara sığındı. Hz. Peygamber onu ve kaleden gelen diğer köleleri azat etti. Ebû Bekre, sonra Basra’ya yerleşti, ilim ve hadis rivayetiyle tanındı. Kendisinden Hasan-ı Basrî gibi âlimler hadis aldı. Köleliğin ortadan kalkması yönündeki bu uygulama, azat edilenlerin toplumda ilim ve itibar kazanabilmesinin örneğidir. Basra’daki bu ilim mirası, Berâ b. Âzib ve diğer Irak muhaddislerinin yazılarıyla birlikte anlaşılabilir.
Selmân ve Mancınık Ustaları
Selmân-ı Fârisî’nin Tâif’te mancınık yapılmasını önerdiği rivayet edilir. Ayrıca Tufeyl b. Amr ed-Devsî’nin mancınık ve dabbâbe araçlarını getirdiği rivayet edilir (İbn Hişâm; senedi tartışmalı). Bu bilgiler, Müslümanlar arasındaki farklı bölge ve kültürden gelen teknik bilgi sahiplerinin ortak çalışmasını göstermesi bakımından önemlidir. Hendek’teki Selmân’ın rolü için Hendek Şehitleri ve Kahramanları yazısına bakılabilir.
Urve b. Mes’ûd: Kavmine Dönüş ve Şehadet
Hudeybiye’de Kureyş adına Hz. Peygamber’le görüşen Urve b. Mes’ûd es-Sakafî, Tâif kuşatması sonrasında Medine’ye gelip Müslüman oldu ve kavmine İslam’ı anlatmak için izin istedi. Hz. Peygamber “Seni öldürürler” dedi; Urve “Bana kızlarından daha sevgilisin” cevabını verdi. Evinin damından ezan okurken bir okla vurularak öldürüldü. Ölürken katilini affetti ve Hz. Peygamber’e şehit olduğu müjdelendi. Hz. Peygamber “Urve’nin durumu Yâsîn suresindeki adama benzer” buyurdu (İbn Hişâm). Bu olay Sakîf’in sonraki dönüşümünü hazırlayan bir basamaktır.
Tâif’te yaralanan veya şehit düşen sahabîlerin çoğu Mekke’nin fethinden hemen sonra Müslüman olmuş ya da yeni Müslüman olmuş kişilerdi. Bu durum, yeni Müslümanların kısa sürede ihlâs ve fedakârlık sınavını verdiğini gösterir. Onların kaybı, Hz. Peygamber’in Mekkelilere olan güveninin bir ödül olarak cevap bulduğunun işaretidir. Böylece fetih sonrası kaynaşma, ortak bir mücadelede sağlamlaşmıştır.
Bu savaşta kahramanlık gösterenler arasında Ebû Bekir, Hâlid b. Velîd ve diğer komutanlar önemli roller üstlendi. Hâlid b. Velîd, Hevâzin kalıntılarını takip eden öncü birliklerde yer aldı; Ebû Bekir ise Hz. Peygamber’in yanında kalarak istişareye katıldı. Bu sahabîlerin Tâif’teki yerleri tarih kaynaklarında kısa anılsa da, sonraki fetihlerdeki başarıları daha belirgin hâle gelmiştir. Mûte’deki rolleri için Mûte Şehitleri ve Kahramanları yazısına bakılabilir.
Tâif’te şehit düşenlerin cenazesi Tâif yakınlarındaki mescit çevresinde defnedildi; sonraki yıllarda bu mescit çevresi şehitler anısıyla tanındı. Şehitlerin hatırasını yaşatma geleneği, İslam toplumlarında bu tür mezarlıkların ziyaret ve dua ile anılmasında devam etti.
Kuşatmadan Çıkarılacak Hatıra
Tâif’te Müslümanların kayıplarına rağmen sebat ve disiplin sürdü. Kuşatmanın kaldırılmasına itaat eden sahabe, daha sonra fethin barış yoluyla geldiğini gördü. Şehitlerin hatırası bugün Tâif’teki Abdullah b. Abbâs Camii çevresinde ve Şuhedâ mezarlığında anılır; Abdullah b. Abbas’ın kabri de oradadır. Savaşın dersleri Tâif Kuşatması Dersleri yazısında ele alınmıştır.
Sıkça Sorulan Sorular
Tâif’te kaç şehit verildi?
Kaynaklarda on iki kadar şehit anılır; sayı ve isimler rivayetlere göre değişir.
Abdullah b. Ebî Bekir ne oldu?
Tâif’te okla yaralandı ve Hicrî 11’de Hz. Ebû Bekir döneminde bu yarasının etkisiyle vefat ettiği rivayet edilir.
Ebû Süfyân’ın gözü nasıl gitti?
Tâif kuşatması sırasında okla gözünü kaybetti.
Urve b. Mes’ûd kimdir?
Sakîf’in ileri gelenlerinden, Hudeybiye’de Kureyş adına elçilik yapan, sonradan Müslüman olup kavmine İslam’ı anlatırken öldürülen sahabîdir.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Buhârî, Megâzî; İbn Hişâm, es-Sîre; İbn Sa'd, et-Tabakāt; Taberî, Târîh; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Tâif" md.
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Buhârî, Megâzî
- İbn Hişâm, es-Sîre
- İbn Sa'd, et-Tabakāt
- Taberî, Târîh
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Tâif" md.
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.