🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Yavuz Sultan Selim Döneminde Dinî Hayat, Haremeyn ve Emanetler

Osmanlı Devleti ve PadişahlarıGüncelleme: 8 Temmuz 20269 dk okuma

Yavuz Sultan Selim döneminde Haremeyn hizmeti, mukaddes emanetler, Şam'da İbn Arabî türbesi, Yavuz Selim Camii, ulema ve Sünnî teşkilatlanmaya dair bilgi.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Haremeyn hizmeti
  • Mukaddes emanetler
  • Şam'da İbn Arabî türbesi ve Selimiye

Yavuz Sultan Selim dönemi, Osmanlı’nın İslam dünyasında yeni bir dinî sorumluluk üstlendiği yıllardır. Mekke ve Medine’nin Osmanlı himayesine girmesi, mukaddes emanetlerin İstanbul’a getirilmesi, Şam’da İbn Arabî’nin kabri üzerine türbe ve cami yapılması, Sünnî ilmiye teşkilatının güçlendirilmesi, bu dönemin başlıca dinî gelişmeleridir.

Haremeyn hizmeti

1517’de Mısır’ın alınması ve Mekke Şerifi Berekât’ın oğlu Ebû Nümey’i Selim’e göndermesiyle Haremeyn Osmanlı himayesine girdi. Selim’in “Hâdimü’l-Haremeyn” unvanını kullanması, Osmanlı hükümdarının Mekke ve Medine’nin hizmetkârı olma sorumluluğunu da üstlenmesi demekti. Bu unvan, sonraki padişahlar tarafından da kullanılmış ve hac yolunun güvenliği, Haremeyn halkına yapılan yardımlar ve hac kafilelerinin teşkilatı için kurumsal bir temel oluşturmuştur. Haremeyn halkına her yıl gönderilen yardım için surre alayı ve Osmanlı’nın Haremeyn hizmetleri yazıları okunabilir.

Mısır gelirlerinin bir bölümü Haremeyn vakıflarına ayrıldı. Osmanlı yönetimi, Mekke ve Medine’de görev yapan hizmetliler, âlimler ve fakirler için düzenli maaş bağladı. Hac yolunda emniyeti sağlamak amacıyla kalelerin ve menzillerin onarımı, su yollarının bakımı gibi işler Osmanlı bürokrasisine bağlandı. Bu düzen, yüzyıllar boyunca hac organizasyonunun temelini oluşturdu. Hac yolu için Osmanlı’da hac yolculuğu yazısı okunabilir.

Mukaddes emanetler

Mısır’ın fethinden sonra Hz. Peygamber’e ait olduğuna inanılan hırka, sancak, sakal-ı şerif gibi emanetler Mısır’dan İstanbul’a getirildi. Emanetlerin getirilişi hakkında kaynaklarda farklı anlatılar vardır; bir kısım emanetin Abbâsî halifelerinden Memlûk Sultanlığı’na, oradan da Osmanlılara geçtiği belirtilir. Bu emanetler, sonradan Topkapı Sarayı’nda yapılan Hırka-i Saadet Dairesi’nde muhafaza edildi ve Ramazan ayında özel törenle ziyaret edildi. Ayrıntı için Topkapı’daki mukaddes emanetler ve Hırka-i Şerif Camii yazıları okunabilir.

Emanetlerin tarihî intikali konusunda modern araştırmacılar, kimi anlatıların sonradan yerleştiği ve emanetlerin bir bölümünün farklı zamanlarda Osmanlı’ya ulaştığını belirtir. Bu nedenle bu bölümde aktarılan bilgiler, geleneksel anlatıya dayanmaktadır.

Şam’da İbn Arabî türbesi ve Selimiye

Yavuz Selim, Şam’ı aldıktan sonra Salihiyye semtindeki Muhyiddin İbn Arabî’nin kabrini ziyaret etti. Kabrin üzerine bir türbe, cami ve imaret yaptırdığı anlatılır. Bu yapı bugün Şam’da Selimiye Camii olarak bilinir ve İbn Arabî’nin türbesi içinde yer alır. Yavuz’un bu davranışı, Osmanlı’nın tasavvufa saygısını gösteren örneklerden biri olarak anılır; ayrıca İbn Arabî’nin düşüncesinin Osmanlı ilim çevrelerinde etkili olduğuna dair bir işarettir. Anlatıdaki bazı ayrıntılar, örneğin bir “bulunmuş kehanet” hikâyesi, menkıbevi niteliktedir. Konunun bütünü için Osmanlı’da tarikatlar ve devlet ilişkisi yazısına bakılabilir.

Yavuz Selim Camii

İstanbul’un Çarşamba semtinde yer alan Yavuz Sultan Selim Camii, Selim’in vefatından sonra oğlu Kanunî tarafından 1522’de tamamlanmıştır. Tek kubbeli ve sade yapı, Fatih’teki Sultan Selim Külliyesi’nin merkezidir. Külliyede medrese ve Yavuz’un türbesi bulunur. Aynı yıllarda Trabzon’da annesi Hafsa Sultan adına yapılan külliye de Yavuz’un şehzadeliği döneminin hatırasıdır. Bu yapılar, Osmanlı’da klasik dönem camilerinin henüz tek kubbeli sade biçimde olduğunu gösterir. Daha geniş bir mimari bakış için Osmanlı mimarisinin dönemleri yazısı okunabilir.

Ulema, ilmiye ve Sünnî teşkilat

Yavuz dönemi şeyhülislamı Zenbilli Ali Cemâlî Efendi, uzun süre bu makamda bulunan ve padişaha yakın bir âlimdi. Safevî tehdidine karşı Osmanlı’nın Sünnî kimliğini güçlendirmek amacıyla bu dönemde fetvalar ve düzenlemeler yapıldı. Bu uygulamalar, bölgesel siyasi mücadelenin ve mezhep ayrışmasının bir parçası olarak yorumlanır; bu sebeple tarafsız bir üslupla ele alınması ve dönemin güç ilişkileri içinde okunması gerekir. Mısır’daki ilim merkezleri ve Ezher çevresi de Osmanlı idaresinde varlığını sürdürmüştür.

Kemalpaşazâde ve İdris-i Bitlisî gibi âlimler, hem fıkıh hem tarih alanında önemli eserler verdi. Mısır ve Şam’dan çok sayıda sanatçı ve âlim İstanbul’a getirildi; bu da Osmanlı sanat ve ilim hayatını zenginleştirdi. Hükümdarın hayatı için Yavuz Sultan Selim’in hayatı yazısına bakılabilir; sonrasını Kanunî döneminde dinî hayat yazısında okuyabilirsiniz.

Kudüs ve diğer kutsal şehirlerde yapılanlar

Selim, 1516’da Kudüs’e girdiğinde Haram-ı Şerif’i ziyaret etmiş ve Mescid-i Aksâ çevresindeki yapıların korunmasına özen göstermiştir. Kudüs’ün Osmanlı idaresine geçişi, şehirdeki Müslüman, Hristiyan ve Yahudi cemaatlerinin mevcut haklarını korumasıyla sonuçlanmış; yapılan düzenlemeler sonraki yıllarda Kanunî tarafından genişletilmiştir. Mekke ve Medine’de de çeşme, kuyu ve medrese onarımları için ödenek ayrıldığı anlatılır. Bu uygulamalar, Osmanlı’nın kutsal mekânlara yönelik “koruyucu” rolünü pekiştirmiştir. Kudüs eserleri için Osmanlı’nın Kudüs eserleri yazısı okunabilir.

Bu süreçte kutsal yerlerdeki din görevlilerinin ve yöneticilerin yönetimi, vakıf gelirlerinin dağıtımı ve hac kafilelerinin ilişkileri hem dinî hem idari bir konu haline geldi. Mısır’daki Memlûk uygulamalarının bir bölümü korunarak Osmanlı sistemi içine alındı; bu devamlılık, geçişin görece sorunsuz yaşanmasına yardımcı oldu.

Sıkça Sorulan Sorular

Hâdimü’l-Haremeyn ne demektir?

Mekke ve Medine’nin hizmetkârı anlamına gelen, Osmanlı padişahlarının Haremeyn’e hizmet sorumluluğunu ifade eden unvandır.

Mukaddes emanetler İstanbul’a nasıl gelmiştir?

Geleneksel anlatıya göre Mısır’ın fethinden sonra Yavuz Selim döneminde İstanbul’a getirilmiştir; ayrıntıları kaynaklara göre değişir.

Yavuz Selim Camii’ni kim yaptırmıştır?

Selim’in vefatından sonra oğlu Kanunî Sultan Süleyman tarafından 1522’de tamamlanmıştır.

Şam’daki Selimiye Camii nedir?

Muhyiddin İbn Arabî’nin kabri üzerine Yavuz’un yaptırdığı türbe ve cami topluluğudur.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Selim I" ve "Selîmiye Camii (Şam)" maddeleri; Halil İnalcık, The Ottoman Empire: The Classical Age 1300-1600; Mehmet İpşirli, Osmanlılarda İlmiye Teşkilatı; Colin Imber, The Ottoman Empire, 1300-1650

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Selim I" ve "Selîmiye Camii (Şam)" maddeleri
  2. Halil İnalcık, The Ottoman Empire: The Classical Age 1300-1600
  3. Mehmet İpşirli, Osmanlılarda İlmiye Teşkilatı
  4. Colin Imber, The Ottoman Empire, 1300-1650

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.