Cemel Vakası: Hz. Âişe, Talha ve Zübeyr ile Hz. Ali
Cemel Vakası'nın (36/656) sebepleri, Basra yolculuğu, savaşın seyri, Talha ve Zübeyr'in akıbeti ve sonuçları hakkında tarafsız, kaynaklara dayalı özet.
- Arka plan: Hz. Osman'ın şehadeti
- Mekke'den Basra'ya yolculuk
- Hz. Ali'nin Kûfe'ye gelişi
Cemel Vakası, Hz. Osman’ın şehadetinden sonra Hz. Ali’nin halifeliği döneminde, Hz. Âişe, Talha ve Zübeyr ile Hz. Ali’nin orduları arasında Basra’da yaşanan çatışmadır. Olay, Müslümanlar arasındaki ilk büyük iç savaş sayılır ve tarafsız bir dille anlatılması önemlidir.
Arka plan: Hz. Osman’ın şehadeti
Hicrî 35 yılında Hz. Osman, evi kuşatılarak şehit edildi. Ardından Medine’de Hz. Ali’ye biat edildi. Hz. Osman’ın katilleri hakkında kısas isteği, Müslümanlar arasında önemli bir tartışma konusu oldu. Hz. Ali, durumun karışıklığı ve katillerin kim olduğunun belirsizliği nedeniyle önce düzenin sağlanmasını, sonra yargılamanın yapılmasını tercih etti. Talha, Zübeyr ve Hz. Âişe ise kısasın gecikmeden uygulanmasını istedi. Bu görüş ayrılığı, taraflar arasında güven sorununa dönüştü. Olayları tarafsız anlatmak için kaynakların farklı rivayetlerine dikkat etmek gerekir.
Mekke’den Basra’ya yolculuk
Talha ve Zübeyr, Hz. Ali’ye biat ettikten sonra umre bahanesiyle Mekke’ye gitti ve orada Hz. Âişe ile buluştu. Birlikte Basra’ya gitmeye karar verdiler; amaç, Hz. Osman’ın katillerine karşı kamuoyu oluşturmak ve Basra’daki destekten yararlanmaktı. Yolda Havzeb denilen yerde köpek havlaması olayı yaşandı; Hz. Âişe, Hz. Peygamber’in bir uyarısını hatırlayarak ilerlemekten tereddüt etti, ancak yolculuk devam etti. Basra’da vali Osman b. Huneyf ile çatışma ve görüşmeler yaşandı, şehir ele geçirildi. Bu olaylar sırasında bazı Müslümanlar öldü.
Hz. Ali’nin Kûfe’ye gelişi
Hz. Ali, Medine’den ayrılıp Zî Kar’a geldi ve Kûfe’den destek istedi. Kûfe valisi Ebû Mûsâ el-Eş’arî tarafsız kalmayı önerdi; ancak Hz. Ali’nin çağrısıyla Hasan b. Ali ve Ammâr b. Yâsir Kûfe’den bir ordu getirdi. Hz. Ali, Basra yakınlarına geldiğinde önce müzakere yolunu denedi. Elçiler gidip geldi ve kısa süre bir uzlaşma ihtimali doğdu. Kaynaklarda taraflar arasında barışa yaklaşıldığı anlatılır. Ancak olayların gelişimi, kimin başlattığı belli olmayan bir saldırıyla savaşa dönüştü.
Savaşın başlaması
Rivayetlere göre gece taraflar anlaşmaya yaklaştığında, Hz. Osman’ın katillerinin içinde bulunduğu kişiler, bu anlaşmanın kendilerine zarar vereceğini düşünerek sabaha karşı karanlıkta her iki orduya da saldırdı. Her taraf diğerinin ihanet ettiğini düşündü ve savaş başladı. Bu anlatım, Taberî ve diğer kaynaklarda yer alır; ancak olayın ayrıntıları ve sorumlular hakkında farklı yorumlar bulunur. Savaş sırasında Hz. Âişe’nin bulunduğu deve etrafında şiddetli çarpışma yaşandı.
Talha ve Zübeyr’in akıbeti
Savaş başlamadan önce Hz. Ali, Zübeyr’i çağırıp Hz. Peygamber’in bir sözünü hatırlattı; Zübeyr savaştan ayrıldı. Eve dönerken Vâdisibâ’da İbn Cürmûz tarafından öldürüldü. Talha ise savaş sırasında dizinden aldığı bir okla yaralandı ve Basra’da öldü; okun kime ait olduğu konusunda rivayetler vardır. Bazı kaynaklar bu oku Mervân’a nispet eder, ancak bu anlatım tartışmalıdır. İki sahabinin ölümüne Hz. Ali’nin üzüldüğü ve onların cenaze işlerini yaptırdığı anlatılır.
Devenin kesilmesi ve savaşın sonu
Savaş, Hz. Âişe’nin devesinin etrafında yoğunlaştı; devenin ayaklarının kesilmesiyle ordu dağıldı. Hz. Ali, savaşın bitmesini sağladı ve Hz. Âişe’yi ihtiramla Basra’daki bir eve yerleştirdi. Birkaç gün sonra kardeşi Muhammed b. Ebû Bekir ve bir grup kadın eşliğinde Medine’ye uğurladı. Savaşta ölenlerin sayısı rivayetlere göre bin ile on bin arasında değişir. Hz. Ali, ölenler için dua etti ve her iki taraftan ölenlere saygı gösterdi. Hz. Âişe sonradan olayın pişmanlığını dile getirdiği şeklinde rivayetler de aktarılır.
Sonuçlar ve değerlendirme
Cemel Vakası, Müslümanlar arasındaki ilk büyük iç çatışma olarak İslam tarihinde derin iz bıraktı. Hz. Ali, merkezi Kûfe’ye taşıdı; bu karar Medine’nin siyasi önemini azalttı. Olayın ardından Muâviye ile mücadele Sıffîn Savaşı‘na dönüştü. Ehl-i Sünnet âlimleri bu çatışmada sahabeler hakkında dil uzatmamayı, onların ictihad ettiklerini kabul etmeyi tercih eder. Farklı mezhep ve tarihçiler olayı farklı yorumlar. Bu yüzden tarafsız bir anlatım, ilgili sahabelerin saygınlığını korurken tarihî bilgileri kaynaklarıyla aktarmayı gerektirir. Yalancı peygamberler ve Kudüs’ün fethi yazıları önceki dönemleri anlatır.
Cemel Vakası’nın dersleri arasında fitne zamanında sabır, uzlaşma yollarının aranması ve sahabeye saygılı bir dil kullanma ilkesi öne çıkar. Hz. Âişe’nin sonraki yıllarda bu olaydan duyduğu üzüntü, Müslümanların çatışmayı bir musibet olarak gördüğünün ifadesi sayılır. Ridde savaşları yazısı daha önceki iç meseleleri anlatır.
Sıkça Sorulan Sorular
Cemel Vakası ne zaman oldu?
Hicrî 36 yılının Cemâziyelâhir ayında (Aralık 656) Basra yakınlarında Hz. Ali ile Hz. Âişe, Talha ve Zübeyr’in ordusu arasında yaşandı.
Savaşın adı neden Cemel?
Hz. Âişe’nin bir deve (cemel) üzerindeki hevdecte bulunması ve savaşın bu devenin etrafında yoğunlaşması sebebiyle bu ad verilmiştir.
Savaşın sebebi neydi?
Hz. Osman’ın katillerinin yargılanması, kısasın nasıl ve ne zaman uygulanacağı konusundaki görüş ayrılıkları ve siyasi gerginlikler olayın ana nedenleri olarak anlatılır.
Talha ve Zübeyr nasıl öldü?
Zübeyr, savaşı terk ederken Vâdisibâ’da İbn Cürmûz tarafından öldürüldü. Talha ise savaşta aldığı bir okla yaralanarak vefat etti.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Taberî, Târîhu'r-Rusül ve'l-Mülûk; Belâzürî, Ensâbü'l-Eşrâf; İbnü'l-Esîr, el-Kâmil fi't-Târîh; İbn Kesîr, el-Bidâye ve'n-Nihâye; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Cemel Vak'ası" maddesi
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Taberî, Târîhu'r-Rusül ve'l-Mülûk
- Belâzürî, Ensâbü'l-Eşrâf
- İbnü'l-Esîr, el-Kâmil fi't-Târîh
- İbn Kesîr, el-Bidâye ve'n-Nihâye
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Cemel Vak'ası" maddesi
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.