Hacca Gitmek İçin Biriktirilen Paranın Zekâtı
Hacca gitmek için biriktirilen paranın zekâtı gerekir mi? Paranın niyetten bağımsız zekâta tabi oluşu, hac farziyeti ve zekât yılının etkisi açıklandı.
Hacca gitmek için biriktirilen para, nisap miktarına ulaşıyor ve üzerinden bir Hicrî yıl geçiyorsa zekâta tabidir. Paranın hangi niyetle tutulduğu zekât hükmünü değiştirmez. Hacda harcanana kadar elde tutulan para her yıl hesaba katılır ve yüzde 2,5 oranında zekât verilir; hac ile zekât birbirinin yerine geçmeyen, ayrı iki ibadettir.
Niyet ile zekât ilişkisi
Fıkıh kaynaklarında para ve altın-gümüş, doğuştan değer ölçüsü (semen) kabul edildiğinden, zekâta tabi olmak için ayrıca artırma niyeti aranmaz. Kişi, bu parayı hac, ev, düğün veya tedavi için biriktirse de, para olarak elinde durduğu sürece zekâta tabidir. İhtiyaç niyeti, ancak parayı gerçekten ihtiyaç malına çevirdiğinizde zekâtı kaldırır. Örneğin hacda harcanan, ev satın alımında ödenen veya eğitim için ödenen para, elden çıktığı için zekâta tabi olmaktan çıkar. Bu hükmün gerekçesi, zekâtın kişinin elinde tuttuğu paraya bağlı olmasıdır. Zekâtın genel şartları için zekâtın farz olmasının şartları yazısı okunabilir.
Hac ve zekât: bağımsız iki ibadet
Hac, gücü yetenlere ömürde bir kez farzdır (Âl-i İmrân, 3/97). Hacca gitme gücü, Hanefî mezhebinde gidiş-dönüş masrafının yanı sıra ailenin geçimi için yetecek miktarı da kapsar. Zekât ise nisabı aşan paranın yıllık yükümlülüğüdür. İkisi birbirinden bağımsızdır: Hac için biriktirdiğiniz para zekâtı kaldırmaz; zekât vermek de haccı geciktirmez. Hac farz olduğu hâlde ertelenmesi doğru değildir; bu yüzden hac birikimi yeterli seviyeye ulaşınca ibadetin yerine getirilmesi gerekir. Zekât, bu süre içinde her yıl hesaplanmalıdır.
Hac parası ve borç: zekâttan düşülür mü?
Hac için ayrılan para, kişinin ödemesi gereken bir kul borcu değildir; Allah’a olan bir yükümlülüktür (hac farz olduysa). Hanefî mezhebinde Allah hakkı sayılan bu yükümlülükler zekâta tabi maldan düşülmez. Dolayısıyla hac için ayrılmış 300.000 liralık birikim, hac niyetinde olsa bile zekâta tabi mal olarak hesaplanır. Bu, bazı kişilerin yanlışlıkla “hac parası zekâttan muaftır” düşüncesine kapılmasına yol açar; doğru olan, parayı zekât hesabına dâhil etmektir. Borç ve zekât ilişkisi için zekât hesaplarken borçlar nasıl düşülür yazısı faydalıdır.
Hac kaydı ve kayıt parası
Hac için yapılan kayıtlarda ödenen avans veya kayıt ücreti, ödendiği anda elden çıkmış sayılır ve zekâta tabi olmaktan çıkar. Hac kuraya katılıp kayıt yaptıran kişi, ödeme yaptığı tutarı artık zekât hesabına katmaz; ancak ödeme yapılmamış ve hesapta bekleyen bütün miktar zekâta tabidir. Hac organizasyonu veya turizm şirketine yapılan peşinatlar da aynı şekilde değerlendirilir. Bu ayrıntı, hac planı yapan kişilerin zekât hesabında hata yapmamasını sağlar.
Hacca gidemeyecek kişi
Hastalık, yaşlılık veya engel sebebiyle hacca gidemeyecek kişi için hac farz olmayabilir veya bedel yoluyla yerine getirilebilir. Bu kişinin hac için biriktirdiği para ise zekâta tabi mal olarak varlığını sürdürür; çünkü hacca gidemeyecek kişinin elindeki para da diğer paralar gibi zekât hükmündedir. Zekâtı verilmeyen birikimle ilgili telafi için zekâtı unutmak ve geçmiş yılların zekâtı yazısına bakılabilir.
Hac sonrası borç ve nisap
Hacdan döndükten sonra para elden çıktığı için zekât yükümlülüğü sona erer ve yeni birikim nisaba ulaşana kadar zekât gerekmez. Yılın başında ve sonunda nisap bulunmuyorsa zekât düşer. Hac için çekilen kredi veya borçlar varsa, bu borçlar zekât hesabında düşülür. Hac ibadeti için faizli borçlanmak ise dinen uygun görülmez; hac, gücü yetene farzdır ve borçlanmayı gerektirmez. Bu hassasiyet, hac ibadetinin sadeliğini korumak açısından önemlidir.
Örnek hesap
Bir kişi hac için iki yıldır para biriktirsin ve zekât gününde hesabında 500.000 lira bulunsun. Borcu yoksa ve nisap örneğin 320.000 lira ise, bu paranın yüzde 2,5’i olan 12.500 lira zekât verilmelidir. Aynı kişi hac kaydı için 100.000 lira peşinat ödemiş ise, o tutar hesabından çıkmıştır ve zekâta dâhil edilmez. Hesap yapılırken yalnızca zekât günü itibarıyla elde bulunan mal esas alınır. Rakamlar yalnızca mantığı göstermek içindir; güncel nisap, altın fiyatına göre zekât gününde kontrol edilmelidir.
Hac için biriktiren kişinin dikkat edeceği noktalar
- Zekât tarihini unutmamak için hac birikiminin başladığı Hicrî günü not etmek.
- Birikimin bir kısmını altın veya döviz olarak tutuyorsanız, bunların güncel değerini de hesaba katmak.
- Zekâtı birikimden ödemek hacca gitmeyi geciktiriyorsa, zekâtı başka gelirden karşılamayı düşünmek.
- Faizli hesapta tutulan paranın faiz kısmını sevap beklemeden ihtiyaç sahibine vermek ve mümkünse faizsiz hesabı tercih etmek (bk. haram kazançtan sadaka verilir mi).
Hac ibadetinin helâl kazançla yapılması da önemlidir; haram maldan yapılan hacca dair uyarı rivayetleri bulunur. Bu yüzden hac masrafını temiz ve helâl kazançtan karşılamaya özen gösterilmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Hac için biriktirdiğim paraya zekât düşer mi?
Evet. Nisaba ulaşıyor ve bir yıl geçiyorsa niyetten bağımsız olarak zekâta tabidir.
Hac kaydı için ödediğim para zekâta dâhil mi?
Ödenen avans elden çıkmış sayılır ve zekâta dâhil edilmez. Hesaptaki kalan para zekâta tabidir.
Hac borcu zekâttan düşülür mü?
Allah hakkı olan hac yükümlülüğü zekâta tabi maldan düşülmez. Hac için alınmış kul borcu varsa o düşülür.
Hac farz olduysa zekât verilmeli mi?
Evet. İkisi bağımsız ibadetlerdir; zekât, hac birikimi için de her yıl verilmelidir.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Kur’an-ı Kerîm, Âl-i İmrân Suresi (3/97); TDV İslâm Ansiklopedisi, "Hac" ve "Zekât" maddeleri; Diyanet İşleri Başkanlığı, İlmihal (Hac ve Zekât bölümleri); Buhârî, Zekât 1
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Kur’an-ı Kerîm, Âl-i İmrân Suresi (3/97)
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Hac" ve "Zekât" maddeleri
- Diyanet İşleri Başkanlığı, İlmihal (Hac ve Zekât bölümleri)
- Buhârî, Zekât 1
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.