Kayıp ve Gasp Edilen Malın Zekâtı
Kayıp ve gasp edilen malın zekâtı nasıl hesaplanır? Mâl-ı dımâr kavramı, Hanefî ve cumhur görüşleri, eline geçince geçmiş yıllar için zekât gerekip gerekmediği.
- Mâl-ı dımâr nedir?
- Hanefî mezhebinin görüşü
- Cumhurun görüşü
Kaybolmuş, çalınmış veya gasp edilmiş ve ele geçirilme ihtimali bulunmayan mala fıkıhta mâl-ı dımâr denir. Hanefî mezhebine göre bu mal eline geçmeden zekâtı gerekmez ve eline geçtiğinde geçmiş yıllar için zekât düşmez. Şâfiî ve Hanbelî mezheplerinde ise mal geri dönünce geçmiş yılların zekâtı hesaplanır; Mâlikîlerde yalnızca bir yıllık zekât istenir.
Mâl-ı dımâr nedir?
Dımâr, sözlükte “ulaşılamayan, umulmayan” anlamına gelir. Fıkıhta mâl-ı dımâr, sahibinin elinden çıkmış ve geri dönüş ihtimali belirsiz olan mal demektir: Kaybolan para, çalınan altın, başkası tarafından gasp edilen araç, denizde batan gemi, inkâr edilen borç gibi. Böyle bir mal hâlâ sahibine ait olmakla birlikte, sahibinin onu kullanma imkânı yoktur. Zekât ise malın artıcı olması ve sahibinin elinde bulunması ilkesine bağlandığından, bu tür mal zekât hesabında özel bir durum arz eder. Zekâtın temel şartları için zekâtın farz olmasının şartları yazısına bakılabilir.
Hanefî mezhebinin görüşü
Hanefîlere göre, kaybolan veya gasp edilen malın sahibi, mal eline geçene kadar zekât yükümlüsü değildir. Mal eline geçtikten sonra da geçmiş yıllar için zekât ödemesi gerekmez; zekât yılı, mal eline geçip nisaba ulaştığı andan başlar. Bu yaklaşımın gerekçesi, zekâtın artıcı mal üzerinde ve sahibinin tasarrufunda olan mal için farz olduğudur. Hanefî mezhebinde ayrıca, kişinin ihtiyacını giderecek miktarın ötesinde bir “zenginlik” bulunması aranır; elinde olmayan mal bu zenginliği oluşturmaz. Bu görüş, kişinin fiilen faydalanamadığı mal için zekâtla sorumlu tutulmaması ilkesini gözetir.
Cumhurun görüşü
Şâfiî mezhebine göre, mal sonunda sahibine dönerse geçmiş yıllar için zekât ödenir; çünkü mülkiyet devam etmiştir ve zekât malın kendisine bağlıdır. Hanbelî mezhebinde de benzer bir görüş benimsenmiştir; mal eline geçince geçmiş yıllar için hesap yapılır. Mâlikî mezhebinde ise orta bir yol vardır: Mal eline geçtiğinde, geçmiş yıllar için değil yalnızca bir yıl için zekât verilir. Bu görüşlerin dayanağı olarak, Hz. Ali’ye nispet edilen “Kaybolan malda, mal eline geçince, geçmiş yıllar için zekât verilir” sözü gösterilir; Hz. Ömer b. Abdülazîz’in ise gasp edilen malda yalnızca bir yıllık zekât hükmü verdiği nakledilir. Bu rivayetlerin senet ve tarihleri konusunda kaynaklar arası farklar vardır. Farklı mezhep uygulamalarının genel bir karşılaştırması için zekâtta Hanefî ve Şâfiî mezheplerinin temel farkları yazısı okunabilir.
Gasp ve inkâr edilen borç
Birine verilen borcun inkâr edilmesi, kişinin elindeki alacağın tahsili imkânsız hâle gelmesi demektir. Hanefî mezhebi bu durumda alacağı “zayıf alacak” olarak değerlendirir; mahkeme yoluyla tahsil edilmeden ve nisabı oluşturacak şekilde eline geçmeden zekât gerekmez. Eğer borçlu, borcunu kabul ediyor ve ödeme gücü bulunuyorsa, bu durum “kuvvetli alacak”tır ve zekâta tabidir. Sahibinin elinden mal alındığı durumlarda, mahkeme kararı veya delil bulunuyorsa, bu mal ele geçirilme ihtimali olan mal olarak değerlendirilebilir. Bu ayrımın pratik anlamı, davalı bir malın zekât hesabına dâhil edilmemesinde yatar. Alacakların tasnifi için alacakların zekâtı yazısına bakılabilir.
Kaybolan paranın ya da altının bulunması
Kişi bir miktar parayı veya altını kaybettiğini sanıp sonradan bulursa, bulduğu tarihten itibaren zekât yılı başlamaz; çünkü mal zaten kişinin mülkiyetinde olmuş, fakat konumunu bilmiyordur. Evde bir yere saklanıp unutulmuş mal bu kapsamdadır. Bu durumda mal “kaybolmuş” değil “unutulmuş” sayılır ve Hanefî mezhebinde dahi zekâtı gerekir; zira mal sahibinin elinden çıkmış değildir, yalnızca nerede olduğu bilinmemektedir. Bu nedenle unutulan malın geçmiş yıllar için zekâtı konusunda ihtiyatlı olunması önerilir. Bu ayrımı yapmak zor olabileceğinden, ihtiyatlı hesap yapılması ve gerekirse müftüye danışılması yerinde olur. Geçmiş yıllar için zekât hesabı zekâtı unutmak ve geçmiş yılların zekâtı yazısında açıklanmıştır.
Dolandırıcılık ve banka hesapları
Günümüzde dolandırıcılık, siber saldırı veya yatırım sahtekârlığı yüzünden kaybedilen paralar da mâl-ı dımâr kapsamında değerlendirilir. Hesapta bulunan paranın dondurulması veya yatırım fonunun çökmesi gibi durumlarda, paranın geri alınma ihtimali kurtarma işlemlerine bağlıdır. İhtimal güçlüyse mal kuvvetli alacak gibi değerlendirilir; belirsizse eline geçene kadar zekât gerekmez. Mağdurun yargı süreci devam ediyorsa, zekât hesabında bu miktarın nasıl ele alınacağı hakkında bir uzmana danışması uygundur.
Eline geçen malda dikkat edilecekler
- Mal eline geçince hemen nisapla karşılaştırın; nisap varsa zekât yılı başlar.
- Hanefî mezhebinde geçmiş yıllar için zekât istenmez; yine de gönüllü sadaka vermek güzeldir.
- Başka mezhebe uyuyorsanız, o mezhebin hükmüne göre geçmiş yılları hesaplayın.
- Mal başka kişiye ait çıkarsa iade edin; zekât konusu kalmaz.
Sıkça Sorulan Sorular
Çalınan altının zekâtı verilir mi?
Hanefî mezhebine göre geri dönene kadar zekât gerekmez; geri dönünce geçmiş yıllar için de gerekmez. Diğer mezheplerde geçmiş yıllar hesaplanır.
Mâl-ı dımâr ne demektir?
Kaybolmuş, gasp edilmiş veya inkâr edilmiş ve ele geçirme ihtimali belirsiz olan maldır.
Unuttuğum bir yerde saklı parayı bulursam zekât gerekir mi?
Unutulan mal kaybolmuş sayılmaz; mülkiyet sizde olduğundan zekât devam eder. İhtiyatlı hesap yapılması önerilir.
İnkâr edilen borcun zekâtı gerekir mi?
Hanefîlere göre tahsil edilemeyen, inkâr edilen alacakta, eline geçmeden zekât gerekmez.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Mâl-i Dımâr" ve "Zekât" maddeleri; Kâsânî, Bedâʿiu’s-sanâʿi, Zekât bölümü; Diyanet İşleri Başkanlığı, İlmihal (Zekât bölümü); İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, Zekât bölümü
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Mâl-i Dımâr" ve "Zekât" maddeleri
- Kâsânî, Bedâʿiu’s-sanâʿi, Zekât bölümü
- Diyanet İşleri Başkanlığı, İlmihal (Zekât bölümü)
- İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, Zekât bölümü
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.