Selmân-ı Fârisî (r.a.)
Hakikat arayışıyla İran'dan Medine'ye uzanan yolculuğu, Hendek'teki fikri ve zühdüyle Selmân-ı Fârisî'nin hayatı.
Kimliği
Selmân-ı Fârisî, İran’ın İsfahan bölgesinde Cey köyünde, Mecûsî (ateşperest) bir ailede doğdu. Babası köyün ileri gelenlerindendi. Künyesi Ebû Abdullah’tır. Kendisine soyu sorulduğunda “Ben İslam’ın oğlu Selmân’ım” dediği rivayet edilir.
Hakikat Arayışı
Selmân’ın Müslüman oluşuna kadar yaşadıkları, kendi anlatımıyla Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde ve siyer kaynaklarında uzunca nakledilir. Gençliğinde babasının kendisine emanet ettiği ateşin başında bekliyordu. Bir gün bir Hıristiyan kilisesinin yanından geçerken oradakilerin ibadetinden etkilendi ve bu dinin kendi dininden daha hayırlı olduğunu düşündü. Babası onu evde hapsetti; o ise kaçarak Şam’a gitti.
Şam’da, Musul’da, Nusaybin’de ve Ammûriye’de sırasıyla birkaç din adamının hizmetinde bulundu. Sonuncusu vefat etmeden önce ona, Arap diyarında İbrâhim’in dini üzere bir peygamberin çıkacağını, onun hurmalıklı bir yere hicret edeceğini, sadaka yemediğini ama hediye kabul ettiğini ve iki kürek kemiği arasında peygamberlik mührü bulunduğunu haber verdi.
Selmân, Arabistan’a gitmek üzere bir kervana katıldı. Ancak kervancılar ona ihanet edip onu köle olarak sattılar. Sonunda Medine’de bir Yahudi’nin kölesi olarak hurmalıklarda çalışmaya başladı. Medine’yi görünce anlatılan yerin burası olduğunu anladı.
İslam’a Girişi
Peygamberimiz Medine’ye hicret ettiğinde Selmân onu görmeye gitti. Önce ona sadaka niyetiyle hurma getirdi; Resûlullah ashabına ikram edip kendisi yemedi. Sonra hediye olarak getirdi; Peygamberimiz ondan yedi. Nihayet Bakî’de bir cenazede Resûlullah’ın arkasına geçti; Peygamberimiz onun maksadını anlayarak sırtındaki örtüyü kaldırdı ve Selmân peygamberlik mührünü gördü. Ağlayarak onu öptü ve Müslüman oldu.
Köle olduğu için Bedir ve Uhud’a katılamadı. Peygamberimiz ona efendisiyle kitabet (bedel karşılığı hürriyet) anlaşması yapmasını tavsiye etti. Bedel, üç yüz hurma fidanı dikmek ve bir miktar altındı. Ashap fidan toplayarak yardım etti; fidanları Peygamberimiz kendi elleriyle dikti. Böylece Selmân hürriyetine kavuştu.
Hendek’teki Fikri
Hicretin beşinci yılında Kureyş ve müttefikleri büyük bir orduyla Medine’ye yürüdü. Peygamberimizin ashapla yaptığı istişarede Selmân, İran’da uygulanan bir savunma yöntemi olarak şehrin açık tarafına hendek kazılmasını teklif etti. Bu teklif kabul edildi ve Müslümanlar büyük bir zorlukla hendeği kazdılar. Hendek sayesinde düşman ordusu şehre giremedi ve dağılıp gitti. Hendek kazılırken Muhacirler ve Ensar’ın her biri “Selmân bizdendir” diyerek onu kendi gruplarına katmak istediği rivayet edilir.
Faziletine Dair Hadis
Cum’a Suresi’nin “Onlardan henüz kendilerine katılmamış olan başkalarına da (gönderdi)” (62/3) ayeti indiğinde sahabiler bunların kim olduğunu sordular. Peygamberimiz elini Selmân’ın üzerine koyarak “İman Süreyya yıldızında olsa bile, bunlardan bazı adamlar (veya bir adam) ona ulaşırdı” buyurdu (Buhârî, Tefsîr; Müslim, Fedâilü’s-sahâbe). Âlimler, bu hadisi İran asıllı Müslümanların faziletine delil saymıştır.
Selmân’ın “Selmân bizdendir, Ehl-i beyttendir” şeklinde meşhur olan rivayeti, hadis âlimlerince senedi zayıf kabul edilmiştir.
Zühdü ve Kardeşliği
Peygamberimiz onu Ebü’d-Derdâ ile kardeş yaptı. Ebü’d-Derdâ’nın kendini ibadete verip ailesini ihmal ettiğini görünce ona “Rabbinin senin üzerinde hakkı vardır, nefsinin senin üzerinde hakkı vardır, ailenin senin üzerinde hakkı vardır; her hak sahibine hakkını ver” dedi. Peygamberimiz bunu duyunca “Selmân doğru söylemiş” buyurdu (Buhârî, Savm; Edeb).
Hz. Ömer döneminde Medâin valiliğine getirildi. Maaşını tamamen dağıtır, kendisi hurma yaprağından sepet örerek geçimini sağlardı. Bir sepeti üç dirheme satar, birini sermaye yapar, birini ailesine harcar, birini de sadaka olarak verirdi.
Vefatı
Hz. Osman döneminde, hicretin 35 veya 36. yılında (656 civarı) Medâin’de vefat etti. Çok uzun yaşadığı rivayet edilir. Kabri Medâin’de, bugünkü Irak’tadır.
Örnek Alınacak Yönleri
- Hakikat arayışı: Doğruyu bulmak için yurdunu, ailesini ve rahatını terk etmesi.
- Sabır: Kölelik dahil her sıkıntıya hedefine ulaşmak için katlanması.
- Denge: İbadet ile aile ve beden hakları arasındaki dengeyi öğütlemesi.
- Zühd: Valiyken bile el emeğiyle geçinmesi.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Cum'a Suresi (62/3); Buhârî, Tefsîr; Savm; Edeb; Müslim, Fedâilü's-sahâbe; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned (Selmân'ın kendi anlatımı); İbn Sa'd, et-Tabakâtü'l-kübrâ, IV; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Selmân-ı Fârisî" md.
Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Cum'a Suresi (62/3)
- Buhârî, Tefsîr; Savm; Edeb
- Müslim, Fedâilü's-sahâbe
- Ahmed b. Hanbel, el-Müsned (Selmân'ın kendi anlatımı)
- İbn Sa'd, et-Tabakâtü'l-kübrâ, IV
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Selmân-ı Fârisî" md.
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.