Karz-ı Hasen Vermek: Faizsiz Borcun Fazileti
Karz-ı hasen nedir ve faizsiz borç vermenin fazileti nedir? Bakara 245, Hadîd 11 ayetleri, borç hadisleri, borçluya süre tanımak ve faiz yasağı ile ilişkisi.
- Karz-ı hasen kavramı
- Kur'an'daki teşvik
- Hadislerde borç verme
Karz-ı hasen, karşılık ve faiz beklemeden, ihtiyaç sahibine borç vermektir. Kur’an bunu Allah’a verilen güzel bir borç olarak niteler ve karşılığının kat kat artırılacağını bildirir. Borçluya süre tanımak, gücü yetmiyorsa borcu bağışlamak ve borç verirken yazılı kayıt tutmak ise Kur’an ve hadislerde ayrıca teşvik edilen davranışlardır.
Karz-ı hasen kavramı
Karz, sözlükte “kesmek, ödünç vermek” anlamına gelir. Fıkıhta, karşılığını iade etmek şartıyla bir malı başkasına vermeyi ifade eder. “Hasen” ise güzel anlamındadır; karz-ı hasen, faiz, menfaat ve gösteriş beklemeden, tamamen Allah rızası için verilen borçtur. Bu tür borç, dayanışma ve yardımlaşmanın en eski biçimlerinden biridir. Modern finansta karşılığı, faizsiz kredi veya geri ödemeli hibe niteliğindeki uygulamalardır.
Kur’an’daki teşvik
Bakara Suresi’nin 245. ayeti, “Kim Allah’a güzel bir borç verirse, Allah onu kat kat artırarak kendisine geri verir” buyurur. Hadîd Suresi’nin 11. ayeti de benzer bir ifade taşır ve verenin ayrıca güzel bir mükâfat alacağını bildirir. Allah’a borç vermek ifadesi mecazidir; çünkü Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir. Bu ifade, ihtiyaç sahiplerine yapılan yardımın Allah katında bir borç gibi karşılığının garanti altında olduğunu anlatır. Bu üslup, sadakanın değerini ve garantisini vurgular. Sadakanın genel fazileti için sadaka çeşitleri ve gizli sadakanın fazileti yazısına bakılabilir.
Hadislerde borç verme
İbn Mâce’de nakledilen bir hadiste, Peygamberimiz’in miraç gecesinde cennetin kapısında “sadakanın karşılığı on katıyla, karzın karşılığı on sekiz kat” yazdığını gördüğü, bunun üzerine Cebrâil’e neden karzın sadakadan üstün olduğunu sorduğu ve “Dilenci elinde bir şey bulunduğu hâlde ister; borç isteyen ise ihtiyacı olduğu için ister” cevabını aldığı rivayet edilir (İbn Mâce, Sadakât 19). Bu rivayetin senedi zayıf bulunmuş, bazı âlimlerce delil olarak kullanılmamıştır. Müslim’de ise borçlunun işini kolaylaştıran kişinin dünyada ve ahirette Allah’ın yardımına nail olacağı bildirilir (Müslim, Zikir 38). Bir başka rivayette, bir müslümana iki kez borç vermenin bir sadaka sevabı taşıdığı bildirilir (İbn Mâce, Sadakât 19). Bu rivayetler, borç vermenin sevabı hakkındaki genel anlayışı destekler.
Borçluya süre tanımak
Bakara Suresi’nin 280. ayeti, borçlu darda ise ona kolaylık gösterilmesini, bağışlanmasının ise daha hayırlı olduğunu bildirir. Hadiste, insanlara borç verip borçlusunun darlıkta olduğunu gören bir tüccarın, hizmetçilerine “Onu bağışlayın, belki Allah da bizi bağışlar” dediği ve Allah’ın da onu bağışladığı anlatılır (Buhârî, Büyû’ 18; Müslim, Müsâkât 31). Bu anlatım, borçluya merhametli olmanın ahirette karşılık bulacağını gösterir. Bu bağlamda, borçlu kişinin zekâtı yazısında anlatılan “gârimîn” sınıfı, borcunu ödeyemeyenlere zekât verilebileceğini gösterir.
Faiz yasağı ile ilişkisi
Karz-ı hasen, faiz yasağının uzantısındadır. İslam, ödünç verilen paradan fazlasını şart koşmayı faiz olarak yasaklar (Bakara, 2/275). Ödünç veren, yalnızca verdiğini geri almalıdır; fazlalık şartı hâlinde işlem faiz olur. Ödünç verilen kişinin kendiliğinden, şartsız olarak ödeme sırasında bir miktar fazla vermesi ise, âlimlerin çoğuna göre iyi niyetle yapılırsa caizdir. Ancak bunun önceden şart koşulmaması veya âdet hâline getirilmemesi gerekir. Faiz yasağı, toplumda borçlanma ilişkilerini adalet ve merhamet çerçevesinde tutmayı hedefler.
Borç yazma ve şahit tutma
Bakara Suresi’nin 282. ayeti, vadeli borçların yazılmasını ve şahit tutulmasını emreder. Bu hüküm, karz-ı hasen için de geçerlidir; çünkü yazılı kayıt, anlaşmazlıkları önler ve borçlunun hakkını da korur. Borç verirken tutar, vade ve iade şekli belirlenmeli, mümkünse yazılı olarak kaydedilmelidir. Borçlu da ödeme gücü bulduğunda geciktirmeden ödemeli; zengin kişinin borcunu geciktirmesinin zulüm olduğu hadiste bildirilir (Buhârî, Havâlât 1; Müslim, Müsâkât 33).
Günümüzde uygulama
Birçok vakıf ve kooperatif, “karz-ı hasen” ilkesiyle faizsiz kredi sağlamaktadır. Öğrenci harçları, küçük esnaf destekleri ve acil ihtiyaç borçları bu kapsamda yürütülebilir. Bireysel olarak ise akraba ve komşulara ihtiyaç anında borç vermek, bu geleneğin sürdürülmesidir. Borç verilen kişinin ödeyememesi durumunda, borcu zekât kapsamında değerlendirmek mümkündür; ancak bu konuda zekâtın temlik şartı ve alacağın zekâtı hükümleri alacakların zekâtı yazısında açıklanır.
Borç ve zekâtın ilişkisi
Borç veren kişinin alacağı, zekât hesabında önemli bir kalemdir. Tahsili mümkün olan borç alacağı, yıl dönümünde zekâta tabi mala eklenir; tahsili şüpheli olanlar ise eline geçmeden zekâta tabi olmaz. Borç verilen kişinin ödeme gücü bulunmuyorsa, alacaklı zekâtını o kişiye “borcunu düşmek” şeklinde mahsup edemez; çünkü zekâtın temlik şartı ve alıcının fiilen mal sahibi olması gerekir. Bu karmaşıklık nedeniyle bazı âlimler, borcu hibe edip kişiyi borçtan kurtarmayı önerir; ancak bu işlem zekât yerine geçmez, nafile sadaka sayılır. Borçla ilgili genel zekât hükümleri için kredi borcu olan zekât verebilir mi yazısına bakılabilir.
Borç verirken niyet ve ahlâk
Borç vermek bir lütuf olduğu kadar bir sorumluluktur. Borç verenin borçluyu sıkıştırmaması, ona başkalarının yanında bunu hatırlatarak zor durumda bırakmaması, borç yüzünden akrabalık ve dostluk bağlarını koparmaması gerekir. Diğer yandan borçlu da emaneti eksiksiz ve zamanında ödeme sorumluluğunu taşır. Hadiste Allah yolunda şehit olan kişinin dahi kul borcunun bağışlanmayacağı bildirilir (Müslim, İmâre 117). Bu uyarı, borcun ciddiyetini gösterir. Bu iki yönlü hassasiyet, toplumsal güveni artırır ve borç ilişkilerini sağlıklı tutar.
Sıkça Sorulan Sorular
Karz-ı hasen ne demektir?
Faiz ve karşılık beklemeden, Allah rızası için ihtiyaç sahibine verilen borçtur.
Borç vermek sadaka sayılır mı?
Bazı rivayetlerde borç vermenin sadaka sevabı taşıdığı bildirilir. Bu rivayetlerin senet durumu tartışmalıdır; genel olarak borç vermek faziletli bir davranıştır.
Borçlu ödeyemezse ne yapılmalı?
Ona süre tanımak veya borcunu bağışlamak teşvik edilir. Borcunu ödeyemeyen kişi gârimîn sınıfına girerek zekât da alabilir.
Borç verirken yazılı kayıt gerekli mi?
Bakara 282 yazılı kayıt ve şahit tutmayı emreder. Bu, anlaşmazlıkları önler ve her iki tarafın hakkını korur.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Kur’an-ı Kerîm, Bakara Suresi (2/245; 2/280); Hadîd Suresi (57/11); İbn Mâce, Sadakât 19; Müslim, Zikir 38; Müsâkât; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Karz" maddesi
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Kur’an-ı Kerîm, Bakara Suresi (2/245; 2/280); Hadîd Suresi (57/11)
- İbn Mâce, Sadakât 19
- Müslim, Zikir 38; Müsâkât
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Karz" maddesi
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.