🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Vahdettin Döneminde Dinî Hayat, Meşihat ve Halifelik Makamı

Osmanlı Devleti ve PadişahlarıGüncelleme: 1 Temmuz 20269 dk okuma

Vahdettin döneminde Meşihat ve fetva tartışmaları, Darülhikmet-i İslamiye, halifelik makamının konumu ve işgal yıllarında dinî kurumlar.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Meşihat ve fetva tartışması
  • Darülhikmet-i İslamiye ve ilmî kurumlar
  • İşgal yıllarında dinî hayat

Vahdettin’in padişahlık ve halifelik yıllarında dinî hayat, işgal altındaki İstanbul’da Meşihat’ın (şeyhülislamlık) konumu, Millî Mücadele karşısında karşıt fetvalar, Darülhikmet-i İslamiye gibi ilmî kurumlar ve saltanatın kaldırılmasından sonra halifelik makamının geleceği tartışmaları çerçevesinde şekillenir.

Meşihat ve fetva tartışması

Şeyhülislamlık makamı bu dönemde sık sık el değiştirdi; Mustafa Sabri Efendi ve Dürrizade Abdullah Efendi gibi isimler farklı hükümetlerde bu makamda görev aldı. Nisan 1920’de İstanbul hükümetinin hazırladığı ve Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendi’nin imzaladığı fetvada, Millî Mücadele’yi yürütenlerin halife ve padişaha karşı isyan ettikleri ileri sürüldü ve bu kişilere karşı mücadele dinî bir görev sayıldı. Buna karşılık Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi öncülüğünde 150’den fazla müftünün imzaladığı karşı fetva yayımlandı; bu fetvada İstanbul’un işgal altında olduğu, padişah ve halifenin esir durumda bulunduğu ve Müslümanların vatan ve halifeyi kurtarmak için mücadele etmesinin dinî görev olduğu belirtildi. Bu iki fetva, dönemin dinî-siyasi çatışmasının iki kutbunu temsil eder.

Fetvaların tarihsel değerlendirmesi, kaynaklara ve tarihyazımı geleneğine göre farklılık gösterir. Bazı araştırmacılar fetvaların siyasi baskı altında çıkarıldığını vurgularken, bazıları dinî otorite ile siyaset arasındaki sınırın bulanıklaştığını belirtir. Şeyhülislamlık kurumunun tarihî rolü için şeyhülislamlık makamı yazısı okunabilir.

Darülhikmet-i İslamiye ve ilmî kurumlar

1918’de kurulan Darülhikmet-i İslamiye, Osmanlı’da ulemanın bilimsel faaliyetlerini düzenlemek, İslam hukuku ve ilimleri üzerine çalışmalar yapmak ve yeni dönemin ihtiyaçlarına cevap verecek fetvalar ve yayınlar hazırlamak amacıyla Meşihat bünyesinde oluşturuldu. Kurumun üyeleri arasında Mehmed Akif, Mustafa Sabri, Babanzade Ahmed Naim ve Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır gibi şahsiyetler yer aldı. Darülhikmet’in çalışmaları, medrese ıslahının bir devamı olarak değerlendirilir. Medrese tarihi için Osmanlı medreseleri yazısı okunabilir.

İşgal yıllarında dinî hayat

1918-1922 yıllarında İstanbul’da dinî hayat işgal koşulları altında sürdü. Camiler, tekkeler ve vakıflar faaliyetlerini sürdürdü; ancak Cuma selamlığı, Ramazan törenleri ve Hırka-i Saadet ziyaretleri işgal güçlerinin gölgesinde yapıldı. Camilerde Millî Mücadele için dualar ve vaazlar yapıldı; tekkeler ve şeyhler Anadolu’daki direnişe farklı ölçülerde destek verdi. Aynı zamanda İstanbul’daki bazı dinî çevreler hükümete bağlılık gösterdi. Bu çeşitlilik, işgal dönemi toplumunda dinî kurumların birleşik bir tavır sergilemediğini gösterir. Tarikatların devlet ve toplumla ilişkisi için Osmanlı’da tarikatlar ve devlet ilişkisi yazısı faydalıdır.

Halifelik makamı ve saltanatın kaldırılması

1 Kasım 1922’de TBMM’nin saltanatı kaldırıp hilafeti ayrı bir makam olarak bırakması, İslam hukuku açısından tartışma yarattı. Kararda halifenin dinî makam olarak kalacağı, ancak siyasi yetkisi bulunmayacağı belirtilirken, bu ayrımın fıkhî dayanağı Elmalılı Hamdi, Rıfat Börekçi ve diğer âlimlerin yazılarında incelendi. Vahdettin’in ayrılışı sonrası Abdülmecid Efendi halife seçildi ve 1924’te hilafet tamamen kaldırıldı. Bu gelişmeler, İslam dünyasında da geniş yankı uyandırdı; Hindistan Hilafet Hareketi gibi çevreler halifeliğin korunması için girişimlerde bulundu. Halifelik kurumunun geniş tarihi için halifelik kurumunun tarihi yazısına bakılabilir.

Haremeyn, hac ve vakıflar

Savaş sonrasında Hicaz’ın Osmanlı’dan ayrılması (Şerif Hüseyin’in krallığı) Haremeyn’e hizmet geleneğinin sona ermesine yol açtı. Surre alayları kesildi; Hicaz Demiryolu askerî sevkiyatla kullanıldıktan sonra işlevini yitirdi. Vakıflar işgal ve savaş sonrası ekonomik çöküş nedeniyle büyük zarar gördü; Evkaf Nezareti kaynak sıkıntısıyla karşılaştı. Vahdettin’in vefatından sonra Şam’da Süleymaniye Tekkiyesi haziresine defnedilmesi, Osmanlı hanedanının sürgün yıllarının sembollerinden biri olmuştur. Padişahın hayatı için Vahdettin’in hayatı yazısı okunabilir.

Dinî eğitim ve imam-hatip kurumları

Mehmed Reşad döneminde açılan Medresetü’l-Vaizin ve Medresetü’l-Eimme ve’l-Hutaba gibi kurumlar, Vahdettin’in saltanatında da faaliyetlerini sürdürmeye çalıştı; ancak mali kaynak sıkıntısı ve savaş sonrası şartlar eğitimi aksattı. Darülhilafe Medresesi ve diğer yüksek dinî okullarda ders veren hocalar, işgal şartlarında öğretimi devam ettirmeye çalıştı. 1920’li yılların başında yeni Türkiye’nin kuruluşu sürecinde medreselerin akıbeti tartışma konusu oldu ve 3 Mart 1924’te Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile medreseler kapatıldı. Osmanlı medrese geleneğinin tarihî seyri ve sonu, ilgili yazılarda ayrıca incelenmektedir.

Camilerde dersiamlar, vaizler ve müftüler halkın dinî eğitimini sürdürdü. İşgal yıllarının ağır koşullarında vaazlar, yoksulluk, göç ve savaş mağduriyetleri karşısında sabır ve dayanışma çağrılarıyla öne çıktı. Bu çerçevede Osmanlı’nın son dinî hayatı, kurumsal çözülme ile toplumsal dayanışmanın bir arada yaşandığı bir tablo sunar.

Bu nedenle Vahdettin dönemi, dinî kurumların siyasi kutuplaşma içinde konumlandığı ve halifelik makamının kaderinin tartışıldığı bir geçiş evresi olarak okunur.

Dönemin dinî hayatı hakkında kaynaklar çok farklı bakış açıları sunduğundan, okuyucunun hem İstanbul hem Ankara kaynaklarını birlikte değerlendirmesi önerilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Darülhikmet-i İslamiye nedir?

1918’de Meşihat bünyesinde kurulan ve İslam ilimleri üzerine çalışmalar yapan ilmî heyettir.

Millî Mücadele sırasında hangi fetvalar çıkmıştır?

İstanbul’dan Millî Mücadele aleyhine, Ankara’dan ise vatan ve halifeyi kurtarmayı görev sayan karşı fetva yayımlanmıştır.

Hilafet ne zaman kaldırılmıştır?

3 Mart 1924’te TBMM kararıyla kaldırılmıştır.

Vahdettin nerede defnedilmiştir?

Şam’daki Süleymaniye Külliyesi (Tekkiyesi) haziresinde defnedilmiştir.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Mehmed VI" ve "Meşihat" maddeleri; Erik Jan Zürcher, Turkey: A Modern History; Stanford J. Shaw, From Empire to Republic; Butrus Abu-Manneh, Studies on Islam and the Ottoman Empire in the 19th Century

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Mehmed VI" ve "Meşihat" maddeleri
  2. Erik Jan Zürcher, Turkey: A Modern History
  3. Stanford J. Shaw, From Empire to Republic
  4. Butrus Abu-Manneh, Studies on Islam and the Ottoman Empire in the 19th Century

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.