🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Osmanlı’da Kadılık ve Şer’iyye Mahkemeleri

Osmanlı Devleti ve PadişahlarıGüncelleme: 22 Mayıs 20269 dk okuma

Osmanlı'da kadı kimdi, şer'iyye mahkemeleri nasıl işlerdi? Kadıların görevleri, şer'iyye sicilleri, naipler, Divan-ı Hümayun, gayrimüslimlerin yargılanması ve kadılık teşkilatı.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Kadılığın Yapısı ve Kadıların Yetiştirilmesi
  • Kadının Görevleri
  • Şer'iyye Sicilleri

Osmanlı’da kadı, devlet tarafından atanan, hâkimlik yanında noterlik, zabıta ve belediye gibi pek çok işi yerine getiren yargı görevlisiydi. Şer’iyye mahkemelerinde tutulan sicil defterleri bugün Osmanlı toplum tarihinin en zengin kaynakları arasında yer alır.

Kadılığın Yapısı ve Kadıların Yetiştirilmesi

Osmanlı Devleti’nde adalet hizmeti, ilmiye sınıfı içinde yer alan kadılar tarafından yürütülürdü. Kadılık bir yargı bölgesi olan “kaza” ile ilişkilidir. Bir kazada görev yapan kadı, o bölgenin mahkemesini yönetir ve karar verirdi. Büyük şehirlerdeki kadılıklar daha yüksek rütbelilerce yürütülürdü: İstanbul, Edirne, Bursa, Mekke, Medine, Şam, Kahire gibi şehirler “mevleviyet” derecesindeki kadılıklardı.

Kadı adayları medresede eğitim görürdü. Eğitim süreci tamamlandıktan sonra “mülazemet” denilen bekleme sürecinde bir üst makama bağlı olarak görev beklenirdi. Kadılar belirli sürelerle atanır, bir yerde kalıcı olarak görev yapamazdı. Bu uygulamanın amacı, yerel güçlerle ilişkiyi sınırlamak ve adaletin tarafsızlığını korumaktı. Atamalar Rumeli ve Anadolu kazaskerleri aracılığıyla yapılır, en üst yetkili ise şeyhülislam olurdu.

Kadının Görevleri

Kadının işlevi yalnızca dava görmekle sınırlı değildi. Kadılar şu görevleri üstlenirdi:

  • Hukuk ve ceza davalarını görmek, miras davalarında tereke taksimini düzenlemek.
  • Evlilik, boşanma, vasi tayini gibi aile hukuku işlemlerini kaydetmek.
  • Vakıfların kuruluşunu onaylamak ve mütevellilerini denetlemek.
  • Çarşı ve pazarlarda narh (fiyat) ve ölçü denetimini yapmak.
  • Padişah fermanlarını yörede ilan etmek ve uygulamak.

Bu kapsamlı görevler, kadıyı kentin en önemli idari figürlerinden biri hâline getirirdi. Kadılar, kendi bölgelerindeki sosyal düzenin korunmasından da sorumluydu. Narh uygulamaları ve esnaf denetimleri, tüketicinin korunması açısından önemliydi.

Şer’iyye Sicilleri

Şer’iyye sicilleri, kadı mahkemelerinde görülen davaların, sözleşmelerin, miras taksimlerinin ve vakıf işlemlerinin kaydedildiği defterlerdir. Bu kayıtlar mahkemede “hüccet” adı verilen resmî belgelere dönüştürülebilirdi. 15. yüzyıldan itibaren sicil tutma geleneği yaygınlaşmış, günümüze yüz binlerce defter ulaşmıştır. Bu defterlerde konut fiyatlarından kölelik ilişkilerine, esnaf teşkilatlarından kadın mülkiyetine kadar çok sayıda konuda bilgi bulunur.

Tarihçiler bu sicilleri kullanarak sıradan insanların hayatını, ekonomik ilişkileri ve toplumsal normları incelerler. Özellikle kadınların mülk edinme, miras ve mahkemede dava açma hakları şer’iyye sicilleriyle ayrıntılı olarak görülebilir. Defterler, vakıf kayıtlarının ve hukuk uygulamalarının pratik yönünü anlamak için de başvurulan kaynaklardır.

Yargılama Usulü

Kadı mahkemesi genellikle kadının evinde veya camii yakınındaki bir mekânda kurulurdu. Davacı ve davalı kadının önüne çıkar, iddialar sözlü olarak sunulurdu. İspat için şahitlik temel delildi; iki adil erkek şahit ya da özel durumlarda farklı sayılarda şahit istenirdi. Şahit bulunamazsa yemin gündeme gelirdi. Kadı, delilleri değerlendirir ve hüküm verirdi. Hükmün Hanefî mezhebine göre verilmesi esastı.

Kadı, hükümlerini verirken gerekli durumlarda müftüye fetva sorabilirdi. Fetva, bağlayıcı olmasa da şer’î görüş sunduğu için kadının kararını destekler. Ayrıca padişah fermanı ya da kanunnameler gibi örfî düzenlemeler de dikkate alınırdı. Kanuni ve Ebüssuûd döneminde şer’î ve örfî hukuk arasındaki uyum özellikle gözetilmiştir.

Gayrimüslimler ve Kadı Mahkemesi

Osmanlı’da gayrimüslim cemaatlerin kendi dinî hukuku çerçevesinde evlilik, boşanma ve miras gibi konularda cemaat mahkemeleri bulunurdu. Ancak sicillerden anlaşıldığı kadar pek çok gayrimüslim, ticari anlaşmazlıklar, mülkiyet ve miras davaları için kadı mahkemesine başvurmuştur. Şer’iyye mahkemelerinin sunduğu resmî kayıt ve icra gücü bunun nedenlerinden biriydi. Bu uygulama, Osmanlı’nın dinî çoğulculuk anlayışının hukuki yönünü gösterir.

Kadı ve Yerel Yönetim

Kadı, taşrada sancak beyi, subaşı ve muhtesip gibi görevlilerle iş birliği hâlinde çalışırdı. Sancak beyi askerî ve idari işleri yürütür, kadı ise adalet ve hukuk işlerini takip ederdi. Bu görev bölümü, yetkilerin tek elde toplanmasını önleyen bir denge oluşturuyordu. Halkın vali ya da sancak beyinden şikâyetlerini kadıya, kadıdan şikâyetlerini ise Divan-ı Hümayun’a taşıması mümkündü. Şikâyet yolu olarak “arz-ı hâl” denilen dilekçeler kullanılırdı.

Divan-ı Hümayun, devletin en yüksek yargı ve idare organı olarak, taşradan gelen şikâyetleri değerlendirir ve gerekirse kadılara fermanlar gönderirdi. Haksızlık yapan kadılar azledilebilir, hatta cezalandırılabilirdi. Ayrıca kadıların çocuk ve yetim mallarına, vakıflara ve esnaf teşkilatlarına gözetim görevi sosyal denge açısından önem taşırdı. Esnaf lonca kuralları, kadı tarafından onaylanır ve sicile geçirilirdi.

Kadıların maaşları genellikle mahkeme harçlarından ve belirli gelirlerden sağlanırdı. Bu durum zaman zaman rüşvet ve usulsüzlük iddialarına kapı açsa da, merkezî yönetim düzenli denetim yapmaya çalışırdı. Seyyar müfettişler ve teftiş heyetleri bazı dönemlerde taşra mahkemelerini incelerdi.

Modernleşme ve Değişim

19. yüzyılda Tanzimat ile birlikte nizamiye mahkemeleri kuruldu ve kadıların yetki alanı daraldı. Ceza ve ticaret davaları nizamiye mahkemelerine geçti; şer’iye mahkemeleri aile ve miras hukukuyla sınırlı kaldı. 1924’te mahkemelerin birleştirilmesi ve 1926’da yeni kanunların kabulüyle şer’iyye mahkemeleri tamamen kaldırıldı. Kadı sicilleri bugün arşivlerde korunmakta, araştırmacılara açılmaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

Osmanlı’da kadı ne iş yapardı?

Kadı hâkimlik yapar, noterlik işlemlerini yürütür, vakıfları denetler, narh ve çarşı düzenini gözetir, miras taksimini gerçekleştirir ve fermanların yerel uygulamasını takip ederdi.

Şer’iyye sicili nedir?

Kadıların mahkemede kaydettikleri hüküm, sözleşme, miras ve vakıf kayıtlarının tutulduğu defterlerdir. Bu defterler Osmanlı toplum tarihinin başlıca kaynaklarındandır.

Gayrimüslimler kadı mahkemesine başvurabilir miydi?

Evet. Kendi cemaat mahkemeleri bulunmakla birlikte pek çok gayrimüslim ticaret, miras ve mülkiyet davalarında kadı mahkemesine başvurmuştur.

Kadı ve naip arasındaki fark nedir?

Kadı, bir yargı bölgesinin atanmış hâkimiydi. Naip, ilçe veya köylerde kadının yerine görev yapan yardımcı hâkimdi.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Kadı" md.; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Şer'iyye Sicilleri" md.; Halil İnalcık, "Osmanlı Hukuku'na Giriş: Örfi-Sultani Hukuk ve Fatih'in Kanunları"; Mehmet İpşirli, Osmanlı Devleti'nde İlmiye Teşkilatı

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Kadı" md.
  2. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Şer'iyye Sicilleri" md.
  3. Halil İnalcık, "Osmanlı Hukuku'na Giriş: Örfi-Sultani Hukuk ve Fatih'in Kanunları"
  4. Mehmet İpşirli, Osmanlı Devleti'nde İlmiye Teşkilatı

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.